değer eğitimi nedir

  • View
    225

  • Download
    0

Embed Size (px)

Text of değer eğitimi nedir

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    1/124

    Hat: Fuat Başar edeb ya hû 

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    2/124

    TDV - İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜDERGİSİ

    SAYI: 1 • YIL: 2009

    TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSTANBULŞUBESİ ADINA İMTİYAZ SAHİBİ VE

     YAYIN YÖNETMENİ(SORUMLU)

    Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI 

     YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜKadrye AVCI ERDEMLİ 

    EDİTÖRKerme CESUR 

    [email protected]

     YAYIN EKİBİ Abdülkerm YATĞIN 

    Davut ÖZGÜLEmne ARSLAN 

    E. Betül ÇAKIRCAKâml BÜYÜKER 

    Kerme CESUR  Mehmet YÜKSEL

    Tuğba YALÇIN Uğur YILMAZ 

    TASHİHErcan ALKAN 

    FOTOĞRAFGezgn Kültür Dergs Arşv

    KAPAK FOTOĞRAFIHalt Ömer CAMCI

    BASIM YERİ ve TARİHİTDV Yay. Matbaası

    Ostm Örnek San. St. 1. Cd. No:11Yenmahalle / ANKARATel: (0312) 354 91 31

    ISSN: 1308-9595

    DAĞITIMOsman SARIKÖSE

    TDV Yay. Mat. ve Tc. İşl. İstanbul 1.Şb.Klodfarer Cad. No:14/1 Dvanyolu

    Emnönü/İSTANBULTel: (0212) 518 46 04 • Faks: (0212) 518 83 07 

     Yayınlanan yazıların hukuk-blmselsorumluluğu yazarlara attr.

    EDİTÖRDEN 

    Bsmllahrrahmanrrahm

    Yüce Rabbmze sonsuz hamd, Efendmz’e salat, âl ve ashâbına selâm olsu

    Uzun br aradan sonra yenden karşınızdayız. Szden ayrı kaldığımız süre ç

    snde sevndrc gelşmeler oldu. 2006’da derg heyecanıyla başladığımız ancak ö

    eserlerle sürdürdüğümüz yayınlarımız, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’nın znyle T

    çatısı altında DİN ve HAYAT smyle derg olarak yayın hayatına devam edecektr. D

    g olarak çıkmamız kesnleştkten sonra yen sayımızın, resm sürec tamamlaya

    “DİN ve HAYAT” çatısı altında çıkmasını stedk, geckmemzn sebeb bu oldu. De

    olma yolunda yaşadığımız olumlu-olumsuz zamanlarda öğrendğmz çok şey ol

    Bunlardan br, y olduğuna nandığımız şeyn arkasında durmanın başarıyı get

    ceğyd. 2. sayının çıkıp çıkmaması bell değlken br baktık k 6. sayıya ulaşmışız.

    bzm çn büyük br mutluluk. Bu yayının devamının, kurum ç sahplenmenn

    desteğn devamına bağlı olduğunu blyoruz ve bunu beklyoruz.

    Yayın olarak 6., derg olarak 1. sayımızın çerğn çok öneml ve oldukça soy

    br kavram olan “DEĞER” konusu oluşturmaktadır. İlm adamları değern ne oldu

    hususunda ttfak edememşlerse de bz kendmze göre br tanım yapablrz. B

    bz yapan, dnmzn, medenyetmzn, ortak hssyatın y dedğ, güzel dedğ d

    ranışlar, düşünceler bzm değerlermz oluşturur. Davranışlarımızı yönlendrec

    değerlermzn olmaması varlığımızın amacının olmaması sonucunu da peşnd

    getrecektr. Allah Teala (c.c.) nsanı eşref- mahlukat olarak ntelemektedr. Kur’â

    Kerîm, Sünnet ve bu k asıl çerçevesnde gelşen İslâm kültürü ve geleneğ, nsan

    bu şeref nasıl kazanacağı ve koruyacağı hususunda temel lkeler sunmaktadır. Bdüşen bu lkelere tutunmak, korumak ve aktarmaktır. Sözün özü “İNSAN DEĞER

    DİR” ve dğer varlıkların da değerlernn korunması, haklarının verlmes nsanın

    runmasına bağlıdır.

    Dosyamız hem genş hem de renkl. Tarh, felsefe, sanat, fıkıh, edebyat, ps

    loj gb brçok sahadan kalem, konuyu brçok boyutuyla ele aldı. Öncelkle dosya

    oluşturulması esnasında fkrler ve yönlendrmeleryle bzlere danışmanlık yap

    Sayın Seyf Kenan’a teşekkürlermz sunmayı borç blyoruz. Ayrıca tasarım, bask

    dağıtım sürecnde emeğ geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

    Br müjdemz daha var. Derg olma heyecanının yanında bunun da heyecan

    yaşıyoruz. İstanbul’dak dn hzmetlernn, faalyetlern, müftülüklere mensup perneln başarılarının blnmes çn hazırladığımız bültenn lk szlere ulaşıyor.

    Hem dergnn hem bültenn hayırlı ve faydalı olmasını temenn edyoruz.

    Saygılarım

    Kerme Ces

    Görsel Konsept Tasarım,Uygulama Zencef il'm / Halit Ömer CamcıSanat Yönetmeni: Ali BıyıklıGrafik Uygulama: Kübra Türk [email protected] ilm.com

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    3/124

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    4/124

    Süleyman TUĞRAL*

    ALLAH’IN RIZASINI HER ŞEYİN ÖNÜNDE BİR DEĞER OLARAK GÖRENMÜSLÜMANIN, BÖYLE DURUMLARDA ALLAH’IN İNSAN İÇİN GEREKLİ GÖRDÜĞÜDEĞERLERE GÖRE DAVRANMASI GEREKMEKTEDİR; AMA, BU DURUMDA DA SÖZ

    KONUSU DEĞERLERİN NE OLDUĞU VE DEĞERLER ARASINDAKİ İLİŞKİ BİRPROBLEM TEŞKİL ETMEKTEDİR.

    KUR’AN’DA VURGULANAN

    DEĞERLER

    * Dr. Süleyman Demrel Anadolu

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    4

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    5/124

    İnsan davranışlarına yön veren âmllern başında de-

    ğerler gelmektedr. İnsan kşlğnn ntelkler, onun be-

    nmsedğ değerlern mahyet ve bu değerlere bağlılığıyla

    doğru orantılıdır. İnsan, k alternatf davranıştan brn seç-

    mekte tereddüt ettğnde, değer problemyle karşı karşıya-

    dır. A davranışının yerne B’y seçmes, br bakıma B’dek de-

    ğer A’dakne önceledğ anlamına gelr. İnsan ömrünün bugb, br çok terch klemnde geçtğ br gerçektr. Allah’ın

    rızasını her şeyn önünde br değer olarak gören Müslüma-

    nın, böyle durumlarda Allah’ın nsan çn gerekl gördüğü

    değerlere göre davranması gerekmektedr; ama, bu du-

    rumda da söz konusu değerlern ne olduğu ve değerler

    arasındak lşk br problem teşkl etmektedr.

    Kur’an’da vurgulanan değerler ve aralarındak lşky

    açıklayablmek çn, değer kavramını belrlemek yernde

    olacaktır. Değer, kendsyle nesnelern/davranışların önem

    derecesnn belrlendğ, ulaşılmak stenen, arzulanan tü-

    mel ntelktr.1  Bu tarfe bnâen, burada “Allah nsandanhang ntelğ arzulamasını, hang ntelğe göre davranma-

    sını stemektedr? Bu değerlern temeln teşkl eden unsur-

    lar ve onların yöneldğ amaçlar nelerdr?” sorularına cevap

    bulmaya çalışacağız.

    Kur’an değerlernn temeln Allah

    kavramı, nsan ve onun ferdî sorumlu-

    luğu le âhret olgusu teşkl eder. Allah

    ve âhret kavramları Kant’ın felsefe-

    snde olduğu gb2  olması gereken değl, bzzat ontolojk

    gönderges olan kavramlardır. Bundan dolayı Kur’an’ın flî

    değerler ontolojk br zemn üzernde yükselr. Kur’an,bu zemn üzerne, nsanlara, bütün davranışların yönel-

    dğ üç amaç değer sunar: Bunlar aynı zamanda Kur’an’ın

    motve edc değerlern teşkl eder: Bunlar Allah’a şük-

    retmek 3, ebedî mutluluğu elde etmek 4 ve Allah’ın rızasını

    kazanmaktır.5Allah nsanı nmetlerle donatmış ve yapacağı

    eylemlerden onu mesul tutmuştur. İnsan, bu mesulyet-

    nn gereğ, Rabbnn lütuflarına şükretmek ve bu şükrün

    netcesnde ebedî mutluluğu ve Allah’ın rızasını kazanmak

    çn, O’nun tasvp ettğ değerler stkametnde davranma-

    lıdır. Bu değerler se flî değerlerdr. Br başka deyşle temel

    değerler üzernde yükselen flî değerler, amaç değerlerleteşvk edlen nsanın “Ben ne yapmalıyım, alternatflerden

    hangsn terch etmelym?” sorularına cevap teşkl eden,

    davranışlarına çerk sağlayan ve onlara yön gösteren de-

    ğerler olmaktadır.

    Şmd flî değerler açıklayacak olursak, Kur’an’dak flî

    değerler, tezahür mahallne göre, kalbî değerler ve somut

    eylem değerler olarak k kısımda ele alablrz. İçsel değer-

    lere kalbî değerler tabrn kullanmamız, kalp kelmesnn ve

    anlamdaşlarının Kur’an’da man6, takvâ7, güven8 gb duy-

    gusal durumlar le anlamak 9, akıl yürütmek 10 gb aklî du-

    rumların her ksn de kuşatacak şeklde kullanılmasından

    kaynaklanmaktadır. Somut eylem değerler çn, Kur’an’danhareketle11 “salh amel şlemek” tabrn kullanablrz. Çün-

    kü amel nsanın bütün nyetl yapıp etmelern fade eden

    br kelme12, salh de bu eylemlern ylğn, çnde fesad ol-

    mamaklığını fade eden br sıfattır.13 Dolayısıyla salh amel

    şlemek, çnde fesad olmayan y davranışta bulunmak an-

    lamına gelmektedr.

    Kur’an’da kalbî değerler aklî faalyet, nanmak, takvâ,

    Allah’ı hatırlamak ve O’na yakarmak, Allah’a güvenmek,

    sevmek, tevazu, sammyet, kalp temzlğ ve tövbe le sabır

    oluşturmakta; somut eylem değerlern yan salh amelle-

    rn çerğn se tapınmak, dürüstlük, adalet, ffet korumak,Allah yolunda harcamak, nsana değer vererek davran-

    mak, Allah yolunda chad ve deolojk hassasyete rayet,

    fedakârlık, orta yol zlemek le akrabalığı gözetmek değer-

    ler teşkl etmektedr.

    Pek bu değerlerden ne anlamamız gerekr, bunların

    kapsamı ve şlev nedr, aralarındak lşkler nasıldır? Kalbîdeğerlerden başlayarak bu soruları cevaplamaya çalışalım.

    Aklî faalyet, dğer kalbî değerlern farkına varılmasın-

    da ve Allah’ın steklerne uygun salh amellern şlenmesn-

    de yardımcı br şleve sahptr. Kş aklî faalyetyle kendsne

    hsanlarda bulunan Rabbne şükretmenn lüzumunu, vahy

    ve âhrette hesaba çekleceğn anlayıp, y şler yapmanın

    gereğn drak edecek ve alternatfler arasında daha yy se-

    çecek duruma gelecektr.14 

    İnanmak, her hang br şeye nanmak değl, Kur’an’da aklî

    faalyetle makulyet anlaşılablecek olan, Allah’a, meleklerne,

    ktaplarına, peygamberlerne ve âhret gününe nanmaktır.15 Kur’an, bu makulyetn netces olarak mezkûr man nesnele-

    rnn ontolojk gerçeklğne nanmayı esas alır ve bu gerçek-

    lk anlayışının çselleşmesn ster. Kş bu nanma netcesnde

    aklını kullanarak Allah’ın, peygamberleryle nsanlara lettğ

    mesaja göre davranmanın önemn anlayacaktır.

     Adalet, başkasının hakkını çiğnememek, hak sahibine hakkını verm

    eşit muamele edilmesi gerekenler arasında eşit muamele etmek ve ge

    ğin bilgisine göre insanlar arasında hüküm vermektir. Adaletin takvây

     yakın davranış olduğunun belirtilmesi 40 , onun önemini gösterir.

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    6/124

    Takvâ se kalbî değerlern çselleşmesndek ve kşnn

    salh amele yönelmesndek muharrk duyguyu fade eder.

    Türkçe’ye, br tehlkeden sakınmak ve bu tehlkey savmak

    çn gereken yapmak, şeklnde çevrebleceğmz16  takvâ

    kavramında, tehlke le şaret edlen, Allah’ın, steklerne

    göre davranmayanları cezalandıracak olması olgusudur.

    Bu tehlkey savmanın yolu, mezkûr steklerde dle gelen

    değerler benmseyp, salh ameller ortaya koymaktır. Yan

    kş vahy akledp, onda dle gelenlere man edecek, uhrevî

    tehlkenn farkına varacak, bu tehlkeden sakınmak çn desalh amele yönelecektr.17

    Allah’ı hatırda tutma ve O’na yakarma da nsanın, ken-

    dsne lütuflarda bulunan Rabbnn huzurunda olduğunu

    ve sadece O’na yakarmanın br mâna fade ettğn, Allah’ın

    dama nsanı murakâbe ettğn blp, ona göre davranma-

    sının gereğne şaret eden br değerdr.18 

    Allah’a güvenmek nsanın, nandığı Rabbnn rast gele

    emrde, yasakta, cezalandırmada bulunan br zât değl;

    aksne değerler olan ve kendn bu değerlerle sınırlayan,

    zerre kadar zulüm etmeyeceğn söyleyen br zât olduğuna

    nanmasını ve nyetlendğ y şlern sonucunun y olması-nı Allah’tan ummayı fade eden br değerdr.19

    Sevmek se Allah’ı ve Allah’la lgl olanları sevmey,

    bu sevg netcesnde kolaylıkla salh amellere yöneleblme

    duygusunu fade eder.20

    Tevâzu, nsanın büyüklenmemesne; müstağn Mekke

    tüccarlarının yaptığının aksne, y söze, nashate kulak ver-

    mesne, doğru olanı yapmaya hazır olmasına şaret eden

    br değerdr.21

    Sammyet se bütün değerler-

    de yapıcı br unsur olarak karşımıza

    çıkar. Değerlerden kaynaklanan bü-tün eylemlerde gerekl olan önce sa-

    mmyettr. Sammyet olmaksızın ne

    rtüel badetler br anlam kazanır ne

    de dğer faydalı eylemler. İnsan br

    ylkte bulunacağı zaman bunu sırf

    Allah’ın rızası çn yapmalıdır, başka br gaye çn değl.22

    Kalp temzlğ, nsanın çnde kötü fkrlern olma-

    ması gerektğne, aksne gönlün ylk fkrleryle dolu ol-

    masına şaret eder.23  Tövbe, beşer olması hasebyle hata

    yapması muhtemel nsanın gönül temzlğn sürekl kılma

    çabasıdır.24

    Sabır se değerlere göre davranmanın, geçc br heves

    değl, ömür boyu sürecek br gayret ve dayanıklılık gerektr-

    dğne şaret eder.25 

    İşte bu kalbî değerlerle mücehhez olan nsandan bek-lenecek olan da onun salh ameller gerçekleştrmesdr.

    Şmd de bu salh amellern çerklerne değnelm.

    Salh ameller çnde namaz, oruç, hac gb rtüel ba-

    detler, dn kavramını daha çok çağrıştıran, âhret garant-

    leme aracı olarak görülen uygulamalardır. Kur’an açısından

    bakıldığında aslında bu badetlern, kend başlarına br

    amaç olmadığı, nsanın beşerî münasebetlerne dar ey-

    lemlernn somutlaşmasına aracılık ettğ görülür. Namazın

    kötülüklerden alıkoyduğunun açıklanması26, namazlarında

    gaflette olan, gösterş yapan, ufak br şey ble nsanlardan

    esrgeyen namaz kılanların zemmedlmes27, orucun takvâve Allah’a şükretmekle rtbatlandırılması28, haccın nsanla-

    rın kendlerne yararlı hususları öğrenmelerne vesle oldu-

    ğunun belrtlmes29  bu hususu desteklemektedr. Allah’a

    verdğ sözü bozmamak le nsanlara faydalı br ş yap-

    mak konusunda tereddüt eden nsanın yapması gereken,

    Kur’an’ın şaret ettğ gb30, yemnn kefaretn verp ylk

    yapmasıdır. Bu husus ble toplumsal ylğn breysel ylğe

    üstünlüğünü gösterr.

    Dürüstlük, Kur’an’ın üzernde

    önemle durduğu br somut eylem de-

    ğerdr. Çünkü hang dn ve mllyettenolursa olsun nsanları değerlendrme-

    nn yegane ölçütü dürüstlüktür.32  Dü-

    rüstlük, nsanın benmsedğ değerlerle,

    verdğ sözlerle hareketlernn örtüşme-

    s durumudur. Bundan dolayı, değerler

    Kur’an’ın değer yapısında onunasıl vurguladıklarının sanıldığı

    gibi “dînî” addedilen ibadetlerolmadığı; iman, takvâ, namazkılmak gibi değerlerin, insanın

    toplumsal münasebetlerine dairdürüstlük, adalet, insana değer

    vermek, fedakârlık gibi salihamellerin ortaya çıkmasına vesile

    olduğu anlaşılmaktadır.    Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    6

    Sadaka Taşı

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    7/124

    sstemnde toplumsal bozulmayı engelleme ve nsanın y

    şler gerçekleştrmesnde yapıcı unsur olma şlev görür. İn-

    sanların brbrlerne güven duymasını sağlar.

    Adalet de Kur’an’ın çokça vurguladığı; kendsnn ve

    yakınlarının aleyhne ble olsa, Allah’ın, nsana, mutlaka ra-

    yet etmesn emrettğ , toplumda fesadı önlemeye yönelk

    br salh ameldr. Adalet, başkasının hakkını çğnememek,hak sahbne hakkını vermek, eşt muamele edlmes gere-

    kenler arasında eşt muamele etmek ve gerçeğn blgsne

    göre nsanlar arasında hüküm vermektr. Adaletn takvâya

    en yakın davranış olduğunun belrtlmes33, onun önemn

    gösterr.

    İffet korumak somut eylem değerlernden br olduğu

    çn, bu değere göre davranan Müslümanlar övülmüşlerdr.34 

    Bu değern şlev de toplumda bozulmayı önlemektr.

    Allah yolunda harcamak toplumda refahın yaygınlaş-

    masına, toplumsal dayanışmanın sağlamlaşmasına dönük

    br salh ameldr. Bunun çn Kur’an’da br çok yerde Allahçn nfaktan bahsedlr.35

    İnsana değer vererek davranmak, en öneml salh

    amellerden brn teşkl eder. Hatta bu değerden dolayı,

    âmâdan yüzünü çevrmes sebebyle Hz. Peygamber ble

    “Abese” sûresnde Allah’ın tabına maruz kalmıştır. Kur’an’da

    güzel br sözün, ardından nctme gelen br sadakadan üs-

    tün tutulması36, nsana değer vermenn önemnden kay-

    naklanır.

    Allah yolunda chad ve deolojk hassasyete rayet se

    Allah yolu olarak tabr edlen dürüstlük, adalet, Allah yolun-

    da harcamak, nsanlara değer vererek davranmak gb de-ğerler manzumesnn gerçekleşmes çn sarf edlen çabayı

    fadede eden değerdr. Bu gayretn önemne bnaen Allah

    yolunda öldürülenlern ölü sanılmaması, onların Allah ka-

    tında rızıklandırıldığı belrtlmektedr.37 

    Fedakârlık, nsanın kends le br başkası arasında

    terch etme durumunda kaldığında başkasını terch et-

    mes gerektğn gösteren br değerdr. Fedakârlığın br

    değer olmasından dolayı, Ensar’ın, kendler muhtaçken

    Muhacrler’e yardım etmeler, Kur’an’da övülmüştür.38

    Orta yol zlemek, Kur’an’ın uygulamaya dönük salh eylem

    değerlerndendr.39 Bu değere uygun olarak, nsan frat letefrt arasında orta br yol zleyecek, aşırılığa kaçmayacak-

    tır.

    Akrabayı gözetmek kşnn, başkalarının hakkını çğ-

    nemekszn menfaatlern dağıtımında yakınlarından başla-

    masına şaret eden Kur’an’ın uygulamaya dönük salh amel

    değerlerndendr.40

    Flî değerlern böylece nceledğmzde, Kur’an’ın

    değer yapısında onun asıl vurguladıklarının sanıldığı gb

    “dnî” addedlen badetler olmadığı; man, takvâ, namaz

    kılmak gb değerlern, nsanın toplumsal münasebetler-

    ne dar dürüstlük, adalet, nsana değer vermek, fedakârlık

    gb salh amellern ortaya çıkmasına vesle olduğu anlaşıl-maktadır. Dolayısıyla bu değerlern göz ardı edlerek, man,

    takvâ, namaz gb “dnî” değerlern âhret kazanmak çn

    amaç görülmes Kur’an anlayışıyla örtüşmez.

    1- Süleyman Tuğral, Kur’an’da Değerler Sstem, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2008, s. 29.2- İ. Kant, Pratk Usun Eleştrs, Çev.: İsmet Z. Eyüboğlu, Say Yayınları, İstan-bul 1994, s. 24 vd.3- Zümer, 39/ 63.4- Bakara, 2/ 189; Âl- İmran, 3/ 130, 200; Mâde, 5/ 100.5- Tövbe, 9/ 72.6- Mâde, 5/ 41; Nahl, 16/106.7- Hac, 22/ 32; Hucûrât, 49/ 3.8- Fusslet, 48/ 4.9- A‘râf, 7/ 179; Tevbe, 9/ 87.10- Hac, 22/ 46.11- Örnek olarak Kehf, 18/ 110’dak fade: “… Km Rabbne kavuşmayı umu-

     yorsa salh amel yapsın!” 12- Ragıb el-İsfehânî, el Müfredât, ‘a-m-l” maddes.13- İsmal bn Hammad Cevherî, es-Sıhah, 1-5, S.Hüseyn Şerbetl neşr,Mısır (Tarhsz), “s-l-h” maddes; Ragıb el-İsfehanî, age., “s-l-h” maddes;Mütercm Asım Efend, Kamus Tercümes (Okyanus) I-III, İstanbul, h. 1305,“s-l-h” maddes.14- Ra‘d, 13/ 19-22; Zümer, 39/ 17-18 de aklını kullananların özellkler an-latılır.15- Bakara, 2/ 177.16- Ragıb el-İsfehanî, Müfredat, v-k-y maddes.

    17- Örnek olarak Bakara, 2/ 177 ve Bakara, 2/ 2-5’te muttakîlern özellkleranlatılır.18- Haşr, 59/ 18-19.19- Âl- İmrân, 3/ 159.20- Mâde, 5/ 54.21- Hac, 22/ 34, 35.22- Nsâ, 4/146.23- Şu‘arâ, 26/ 88, 89.24- Zümer, 39/ 53.25- Meryem, 19/ 65; Tâ-hâ, 20/ 132.26- Ankebût, 29/ 45.27- Mâ‘ûn 107/1-7.28- Bakara, 2/ 184, 185.29- Hac, 22/ 27.30- Bakara, 2/ 224; Nahl, 16/ 94; Mücadele, 58/ 16; Münâfkûn, 63/2.31- Kur’an’da putperestler nançlarında samm, dürüst olmadıkları çn deeleştrlrler bkz. Kasas, 28/ 62.

    32- Nsâ, 4/ 135.33- Mâde, 5/ 8.34- Mümnûn, 23/5.35- Bakara, 2/ 261-262; Enfâl, 8/ 60; Hadîd, 57/ 10.36- Bakara, 2/ 263.37- Âl- İmrân, 3/ 169.38- Haşr, 59/ 9.39- Bakara, 2/ 143.40- Bakara, 2/ 215; Nsâ, 4/135.

    D İ P N O T L A R

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    8/124

    GAZZÂLÎ’NİN DÜŞÜNCESİNE GÖREİYİ VE GÜZEL YA DA AHLÂK VE SANAT

    Mustafa ÇAĞRICI*

    KUR’AN’DA, ALLAH’IN BİRLİĞİNE İMANDAN BAŞLAYARAK BAZI TEMEL İNANÇ VEAHLÂK BUYRUKLARINDAN SONRA ŞÖYLE BUYURULUYOR: “İŞTE BU BENİM

    DOSDOĞRU YOLUM. O YOLA UYUN; BAŞKA YOLLARA UYMAYIN; SONRA ALLAH’INYOLUNDAN AYRILIP UZAKLAŞMIŞ OLURSUNUZ.” İŞTE BUGÜN İNSANLIK, BU İLÂHΠ

     İKAZA KULAĞINI VE GÖNLÜNÜ KAPATMIŞ OLMASININ DERİN SIKINTILARINI YAŞIYOR.

    *Prof. Dr., İstanbul M

    Bu yazıda, uzun yıllardan ber okumaya ve anlama-

    ya çalıştığım br müslüman düşünürün, Gazzâlî’nn sev-

    g, güzellk ve ahlâk le bunların metafzk bağlantıları

    üzerne düşüncelern özetleyerek ve bastleştrerek ar-

    zetmeye, sonra da bu düşüncelern bugün çn ne fade

    ettğn brkaç kelmeyle sunmaya çalışacağım. Neden

    Gazzâlî? Çünkü, benm nceleyebldğm kadarıyla, özel-

    lkle brer sevg nesnes olarak güzellk ve ahlâk kavram-

    ları, bunlar arasındak lşk hakkında ssteml br görüş

    ortaya koymaya çalışan lk ve tek klask İslâm düşünürü

    Gazzâlî’dr. İslâm dünyasının en büyük ahlâk düşünürüsayılan Gazzâlî, İhyâu ulûm’d-dîn  sml değerl esernn

    muhtelf yerlernde, özellkle de -kend deymyle- “Sev-

    gnn hakkat”n nceledğ bölümde, sevg konusunu

    ontolojk, estetk, dnî ve ahlâkî boyutlarıyla ele almakta

    bu çerçevede İslâm sanatının ve ahlâkının nha gayesn

    ortaya koymaktadır.

    Gazzâlî, öncelkle sevgy drak ve blg şartına bağla-

    maktadır. Her lezzet veren sevlr; bu tab br durumdur.

    Ruhun sevg şeklndek bu lgs daha güçlü br düzeye

    ulaşınca aşk haln alır. İdraklern ve drak edlenlern çe-

    ştllğne göre lezzetlern de çeştler vardır: Meselâ gö-

    zün lezzet güzel nesneler, suretler görmekte; kulağın

    lezzet hoş ve ölçülü nağmeler dnlemektedr… Akıl veya

    kalbn soyut anlamlardan, blglerden, yüce lâhî hakkat-

    lerden aldığı lezzetler de vardır. Şu halde bütün soyut ve

    manev blg konularının en yüces olan Allah’ı sevmek demümkün olup, bunu sadece, duyu algılarını aşamayacak

    kadar drakler sınırlı kalmış olan, dolayısıyla nsanlık de-

    recesnn altında kalmış bulunanlar nkâr edeblr.

    Bu temel blglerden sonra Gazzâlî, sevg, güzellk

    ve ylk kavramları arasındak lşky, en yüzeyselnden

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    8

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    9/124

    en dernlkl olanlarına kadar, daha

    ler sevyede ve ayrıntılı olarak n-

    celemeye grşmektedr. Buna göre,

    her canlı gb nsan çn de lk sev-

    len şey kends, kend varlığıdır. Bu,

    lâhî br kanun olup, nsan tabatının

    gereğdr. İknc olarak nsan, kend-sne ylk eden sever. Fakat brncs

    gb bu da ben merkezldr. Sevgnn

    üçüncü şeklne gelnce, bu, nsanın

    br şey zatından dolayı sevmesdr. Gazzâlî şu uyarıda

    bulunuyor: “Zannetmeyesn k, güzel suretlere duyulan

    lg ve sevgnn sebeb, byolojk haz arayışını tatmn

    etmektr... Güzel suretlere duyulan sevgnn sebeb gü-

    zellğn kendsdr.” Onun örneğyle şırıl şırıl akan suyu,

    yemyeşl btkler ya da başka br güzel objey, bunlardan

    yararlandığımız çn değl, sırf güzellğn hssetmek sure-

    tyle lezzet duyduğumuz çn severz. Güzellk gb ahlâkîanlamda ylk de özü gereğ sevlr. Ntekm selm nsan

    tabatı, kendsyle lgs olmasa ble, nsanlara ylk eden

    sever. Hç tanımadığı böyle br nsandan bahsedlse, çn-

    de ona karşı br lg ve sevg hsseder. Nhayet sevgnn

    br sebeb de seven le sevlen arasında bulunan manevî

    uyum, benzeşmedr. Ntekm çok zaman k nsan, -arala-

    rında yukarıda söylenenlere benzer br lşks söz konu-

    su olmaksızın- Hz. Peygamber’n de buyurduğu gb, sırf

    ruhlarının uyuşmasından dolayı da brbrlern severler.

    Gazzâlî bu münasebetle güzellk ve ylk kavramları-

    nın mahyet ve kapsamını braz daha yakından ncelyor.Buna göre duyu ve hayal sınırları çnde hapsolup kalan-

    lar, güzellğ dış yaratılış, form ve renk uyumundan baret

    sanırlar ve görülemeyen, hayal edlemeyen, form ve renk

    olarak algılanamayan br şeyn güzellğnn de tasavvur

    edlemeyeceğn zannederler. Bu kesn br yanılgıdır. Çün-

    kü güzellk ve ylk bu söylenenlerle sınırlı değldr. Aslın-

    da güzellk ve ylk, br şeyn kendsne layık ve kends

    çn mümkün olan yetknlğe sahp

    olmasıyla lgldr ve onunla orantılı-

    dır. Kend yetknlğn mümkün olan

    en ler derecede kazanmış bulunanbr şey, güzellğn yahut ylğn de

    en ler derecesne sahp demektr.

    Böylece nsanın yetknlk kazanma-

    sının vazgeçlmez şartlarından olan

    güzellk le ylk, dolayısıyla estetk

    le ahlâk arasında kesn br lşk bu-

    lunmaktadır.

    Blndğ gb uzmanlar, gerek

    İslâm sanatlarının gerekse İslâm

    ahlâkının kesretten vahdete doğru

    br yükselş çzgs zledğn, do-

    layısıyla tevhdc olduğunu fadeederler ve bu doğru br tesbttr.

    Kur’an’da resm yasağıyla lgl br

    hüküm bulunmadığı, bu hususta-

    k bazı hadsler se ya sahh olmadığı veya putperestlk

    endşesyle sınırlı olduğu halde, İslâm dünyasında resm,

    heykel gb sanatların lg görmemesnn temelnde de

    belrtlen tevhdc anlayışın bulunduğu fade edlr. Bu

    durum değerler çn de böyledr. Yan İslâm tefekkürün-

    de bütün değerler en yüce değer olan lâhî güzellk ve

    ylkte buluşur. Kesretten vahdete doğru olan bu seyrn

    en sstematk açıklamalarını Gazzâlî’de bulduğumuzu ra-hatlıkla söyleyeblrm. Gazzâlî, yukarıda sunmaya çalıştı-

    ğım görüşlernn ardından “Sevlmeye layık olan yegâne

    varlığın Allah olduğunun beyanı” şeklnde br başlık aç-

    makta ve “Her km k, Allah’tan başka br şey Allah le

    lşksz sevyorsa, bu, o kşnn mârfetullah hakkındak

    cehaletnden ve eksklğnden dolayıdır” dyerek söze

    başlamaktadır. Zra basret sahplerne göre hakkatte

    Allah’tan başka sevlen, O’ndan başka sevgye layık olan

    hçbr şey yoktur. Peygamber de dahl olmak üzere bütün

    sevdklermz yalnız Allah’tan dolayı seversek, ancak bu

    şartla sevg anlamlı hale gelr.Düşünürümüz, yukarıda özet halnde sunduğumuz

    sevg çeştlern tek tek nceleyerek her brnn Allah le

    lşksn göstermektedr. Buna göre:

    1. İnsanın, kendsn ve kend varlığının devamını

    sağlayan şeyler sevmes üzernde yce düşünülürse bu

    sevg nsanı Allah’a götürür. Çünkü nsanın kend varlığı,

    varlığının devamı ve yetknlğ, kendsnden veya başka

    herhang br varlıktan değl, sadece

    Allah’tandır; yan O’nun lutfu, naye-

    t ve hmayesyledr. Öyleyse nsan

    öncelkle Allah’ı sevmel ve kendsnAllah le lşks dolayısıyla sevmel-

    dr. Her km bu ulvî sevgden yoksun

    kalmışsa bunun sebeb o kşnn,

    kendsn kend nefsyle ve bedensel

    hazlarıyla sınırlaması, böylece hay-

    Gazzâlî ne diyordu? Kısaca şöyle

    diyordu: Kendini sev,

    kendine iyilik edeni sev, iyiliği,

    güzelliği ve güzeli sev;

    kendine yakın bulduklarını, ruhu-

    nun uyuştuğu kimseleri 

     sev… Ama hepsinden öte, daha

    doğrusu, bunlarla birlikte, sana bunların hepsini veren

     Allah’ı sev.

    Hepimiz, bayağı, geçici, sonlu

     şeylerin etrafında dönüp duruyo-

    ruz. Bugün bulduğumuzdan yarınbıkıyoruz. Yiyoruz, tüketiyoruz;

     yine yiyoruz, yine

    tüketiyoruz. Giyiyoruz, eskitiyo-

    ruz; yine giyiyoruz,

     yine eskitiyoruz.

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    10/124

    vanlar düzeynde kalmaya rıza göstermesdr.

    2. İnsanın başkalarından gördüğü ylkler, aldı-

    ğı yardımlar da aslında Allah’tandır. Herkes Allah’tan

    aldığını veryor. Şu halde bu yönden de sevlmes ge-

    reken Allah’tır.

    3. Allah, bütün ylklern, bütün güzellklern

    kaynağıdır; yy y, güzel güzel yapan O’dur. Şu hal-de yy ve güzel çıkarsız sevmek de bz O’nu sevme-

    ye götürür (Bzm kültürümüzdek mecazî aşk - hakk

    aşk ayırımı bu temele dayanır.)

    Gazzâlî’nn altını çzdğ çok öneml br noktayı

    da belrtmelym: Ona göre, en üstün dndarlık ve en

    yüce Ahlâk, Allah’ı, bze verdklernden, vereceklern-

    den dolayı değl, O y ve güzel olduğu çn sevmektr.

    Gazzâlî, esk lâhî ktaplardan brnde Yüce Allah’ın

    şöyle buyurduğunu aktarıyor: “Bana cennetmden

    ve cehennemmden dolayı kulluk edenler ne büyük

    haksızlık yapıyorlar! Eğer cennet ve cehennem ya-ratmamış olsaydım bana taat edlmeyecek myd!”

    İhyâ’da anlatıldığına göre meşhur sûfî Ebû Hâzm,

    “Sevap ve ceza tesryle Allah’a badet etmekten haya

    ederm. Aks halde, efendsnden korkmasa, hçbr ş

    yapmayacak br köleden, ücret verlmeynce çalış-

    mayacak şçden ne farkım kalırdı!” demş; sûfîlerden

    br de nsanın gerçek yücelşn şöyle dle getrmştr:

    “Bz, bzmle dk. Kendmz terk ettk, bzsz bakaya

    ulaştık.”

    ****

    Bu söylenenler, “Hüccetü’l-İslâm” dye blnenGazzâlî’nn, “”İhyâu ulûm’d-dîn” smn verdğ eserde-

    k fkrlernn çok eksk br özet... Bunlar, müslümanla-

    ra özgü br varlık, değer, güzellk ve ahlâk anlayışının

    fadeler… Fransız oryantalst Lous Massgnon, yakın

    zamana kadar İslâm estetğ konusunda tek cdd ça-

    lışma olan makalesnn sonunda şöyle der: “Hülasa,

    İslâm sanatını dare eden fkr Ehl- sünnet akdesdr.

    Yan şekllern üstüne yükselmek, putperestlğe mey-

    dan vermemek; br shr fenernde, br fanusta, br

    kukla veya gölge oyununda olduğu gb, onları (şe-

    kller) hareket ettrene ve yegane damî olana doğrugtmektr. Sayısız İslâm mezar taşları bze şunu tekrar

    eder: Hüve’l-Bâkî …”

    Gazzâlî’nn yukarıda arzetmeye çalıştığım düşün-

    celer bugün bzm çn ne fade edyor? Bu düşüncele-

    rn günümüz nsanlığı çn ne kadar anlamlı olduğunu

    10

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    11/124

    gösteren o kadar çok şey var k! Bugün bzler, müslüman-

    lar ve genel olarak XXI. yüzyılın nsanları, modern blmn

    cat ettğ, adına teknoloj denlen br trenn çne bndk

    gdyoruz, daha doğrusu götürülüyoruz. Ama nereye?..

    Br tren k, bnmek br bela, bnmemek bn bela… İslâm

    dünyası bugün bu trene vaktnde bnmemenn sıkıntıla-

    rını yaşıyor? Ama nsanoğlu nereye gdyor? PostmodernEtk ktabının yazarı Zygmunt Bauman’ın fadesyle, “Her

    şey gb modern nsanlar da teknolojnn nesnesdr.” He-

    pmz “parçalanmış benlkler”z.

    Eskden dnlern, felsefelern, tasavvufî, mstk dü-

    şünce ve hareketlern, nsanoğlunun önüne koyduğu br

    “En Yüksek Gaye, En Yüksek İy”, yan en yüce değer vardı.

    Bugün o amaç neredeyse yok edld. Modernzm den-

    len fırtına, nsanlığın brçok aşkın değern slp süpürdü.

    Bu arada, verlen dn eğtmnn de özü boşaltıldığı çn,

    bugün brçok dndarın dünyasında ble dern dndarlık-

    tan neredeyse eser kalmadı. Kaba ve hoyrat br dndarlıkanlayışı ve yaşayışı… Böyle br dndar, “Bz bzmle dk.

    Kendmz terk ettk, bzsz bakaya ulaştık” dyen sûfîden

    ne kadar uzakta!.. Ulu gönüllern hep özledğ, hep kend-

    sne doğru aşkla koştuğu; yolu gerçekten y ve güzelden

    geçen o “Refîk-ı âlâ” (o En Ulu Dost) le aramıza bugün o

    kadar yabancı şeyler grd k!.. Varlık çnde ble “fakrı fahr

    blen”, en dern sıkıntılarda ble yüreğnn bütün coş-

    kusuyla şükreden o yüce gönüller nerede?..

    Allah buyuruyor k: “Eğer şükre-

    dersenz, daha fazlasını verrm;

    ama eğer nankörlük ederse-nz, blesnz k, vereceğm

    ceza çok çetndr.” Hepmz,

    bayağı, geçc, sonlu şey-

    lern etrafında dönüp

    duruyoruz. Bugün bul-

    duğumuzdan yarın bı-

    kıyoruz. Yyoruz, tüket-

    yoruz; yne yyoruz, yne

    tüketyoruz. Gyyoruz,

    esktyoruz; yne gy-

    yoruz, yne esktyoruz.Br fâst dare üzernde

    blnçszce dönüp du-

    ruyoruz. Kış ortasında

    yolunu kaybedp kend

    zne düşen ve hep aynı

    z üstünde dönüp duran adam gb… Donarak ölünceye

    kadar… Aydınlanma denlen hareketn, Allah’ın yerne

    nsanı koyan; nsanın, yne nsandan başka br gayesnn

    olmadığını savunan ve böylece yüce değerler slp süpü-

    ren bu felsefenn nsanlığı getrdğ nokta... Netzsche’nn

    dlnden “Tanrı öldü” dye naralar atan çılgın nkârın kaçı-

    nılmaz sonu!.. Kur’an’da, Allah’ın brlğne mandan baş-layarak bazı temel nanç ve ahlâk buyruklarından sonra

    şöyle buyuruluyor: “İşte bu benm dosdoğru yolum. O

    yola uyun; başka yollara uymayın; sonra Allah’ın yolun-

    dan ayrılıp uzaklaşmış olursunuz.” İşte bugün nsanlık, bu

    lâhî kaza kulağını ve gönlünü kapatmış olmasının dern

    sıkıntılarını yaşıyor.

    Meseleye böyle bakınca Gazzâlî’nn yukarıda sunu-

    lan düşünceler bugün bzm çn, topyekün nsanlık çn

    çok şey fade edyor.

    Gazzâlî ne dyordu? Kısaca şöyle dyordu: Kendn

    sev, kendne ylk eden sev, ylğ, güzellğ ve güzel sev;kendne yakın bulduklarını, ruhunun uyuştuğu kmseler

    sev… Ama hepsnden öte, daha doğrusu, bunlarla brlk-

    te, sana bunların hepsn veren Allah’ı sev. İşte o zaman

    gerçek kemal ve tükenmeyen, ekslmeyen mutluluğu ta

    dernden ve ebedyen yaşarsın.

    Evet, çnde yaşadığımız dünyayı reddetmeyeceğz;

    teknolojy ve onun bze verdklern de reddetmeye-

    ceğz. Ama Gazzâlî’nn ve daha nce benzerlernn

    seslerne kulak vererek, bu soğuk, bu ruh-

    suz dünyaya, oradak varlığımıza br

    can katablrz. O zaman “çmzde-k basret nuru”nun parladığını

    ve her şeyn aydınlandığını

    hssederz; (yaratılanı yara-

    tandan ötürü sevdğmz

    çn) sahte barış söylemle-

    rn aşarak gerçek dünya

    barışının altın anahtarına

    ulaşablrz… Yeter k kal-

    bmz basîret nuru le gö-

    rür kılalım.

    Ve son söz Kur’an’ın ol-sun: “Körlük gözlern körlü-

    ğü değl, asıl körlük kalplern

    körlüğüdür” (Hac 22/46).

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    12/124

    İlm, İrfan geleneğmzde değerler taşıyan kurumlar,

    eserler olduğu kadar, bazı husus ve temel kavramlar da ön

    plana çıkmıştır. Bu anahtar kavramlar dyebleceğmz, kav-

    ramlar sayesndedr k bugün hâlâ kadm br geleneğ konu-

    şablyoruz. Yne bu kavramlar sayesndedr k, bu geleneğ

    taşıyan/taşıyacak olan körpe dmağlara eğtm adına değer

    adına br şeyler verleblyor.

    AHLÂK: Kelmenn en dar anlamıyla, neyn doğru

    veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektğ) le lglenr. Ahlâk

    Arapça'da "secye, tabat, huy" gb manalara gelen hulk veya

    huluk kelmesnn çoğuludur. Sözlüklerde çoğunlukla nsa-

    nın fzk yapısı çn halk, manevî yapısı çn hulk kelmelernn

    kullanıldığı kaydedlr. Başta hadsler olmak üzere İslâmî kay-

    naklarda hulk ve ahlâk termler genellkle y ve kötü huyları,

    fazlet ve rezletler fade etmek üzere kullanılmış; özellkle y

    huylar ve fazletl davranışlar hüsnü'l-huluk, mehâsnü'1-ahlâk,

    mekârmü'l-ahlâk, el-ahlâku'l-hasene, el-ahlâku'l-hamîde, kötü

    huylar ve fena hareketler se sûü'l-huluk, el-ahlâku'z-zemîme,el-ahlâku's-seyye gb termlerle karşılanmıştır. İslâm ahlâkının

    asıl kaynağı Kur'an ve onun ışığında oluşan sünnettr. Ntekm

    Hz. Âşe br soru münasebetyle Hz. Peygambern ahlâkının

    Kur'an ahlâkı olduğunu belrtmştr. Bu sebeple İslâm ahlâk

    düşünces Kur'an ve Sünnetle başlar.

    TA’LİM:  “İ-l-m” kökünden gelen “ta’lm” kelmes, blg

    vermek, öğretmde bulunmak, öğretmek anlamına gelmek-

    tedr. Eğer bu blg verme ş düzenl, programlı br ders şek-

    lnde olursa buna “tedrîs-tedrîsat” ya da “tahsîl” denlmştr.

    Her tür eğtmn, öğrenme le elde edlmş blglern başka-

    larına da öğretlmesyle başladığı br gerçektr. Ancak öğren-

    me ve öğretme düzenl br ders alıp verme yanında, kşsel

    gözlem ve tecrübelerle de mümkün olablmektedr. Ayrıca,eğtmn yalnızca br blme, ders öğrenme, blşsel yönden

    aydınlanma ve gelşme olmadığı, blgnn karakter kazanımı

    ve meslekî formasyon çn br araç olduğu da br gerçektr.

    Bundan dolayı eğtmn, öğrenme ve öğretm çne almakla

    brlkte ondan daha genş anlamlar taşıması bakımından bu

    kelmelern dışında başka türlü fade edlmes gerekmekte-

    dr. İşte bu noktada terbye devreye grmektedr.

    TERBİYE:  İnsan davranışları üzernde düzeltc, ıslah

    edc, düzenleyc şlevler olan br etknlktr. Terbye bu an-

    lamda, Gazalî’nn fade ettğ gb, ürününün y ve mükem-mel olması ve gelşmn tamamlaması çn ektğ btklern

    arasında btmş olan ayrık otları ve dkenler söküp atan çft-

    çnn davranışına benzer. Buna göre terbye, çocuğun doğal

    gelşmnn sağlıklı madd şartlarını hazırlamak kadar, ona

    gerekl olan şeyler öğreterek, ondak kötü huyları ve zararlı

    İlm/İrfan GeleneğmzdeDEĞERLERİ TAŞIYAN ANAHTAR

    KAVRAMLARMehmet Yüksel*

    *Müezzn, Be

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    12 *Müezzn-K

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    13/124

    Nice eğitimli insanlar vardır ki edepten yoksundur. Edepten yoksunkendi gerçek değerini fark edemeyen, varlık mertebeleri ve toplumsal zeni gözetmeyen hoyrat bir insanlık durumudur. Edep, insanla hayvan  sındaki farkı da ortaya koyar; hayvan eğitilebilir ancak ondan edep blenmez.

    davranış eğlmlern kontrol altına alıp düzeltc br müda-

    hale le brlkte olur. Terbye, kend kendne gerçekleştrlen

    br etknlk olmayıp, eğtm şnn sorumluluğunu yüklenen,

    çocuk üzernde tasarrufta bulunan, ona sahp çıkan ve yol

    gösteren br yetşknn radesn zorunlu kılar. Eğtm şnde

    öğretm, rşat, yol gösterme, aydınlatma görevn yerne ge-

    trecek kmselere htyaç duyulur.

    RABB: “Allah, âlemlern Rabb’dr”. Kur’an’da Allah kel-

    mesnden sonra en çok geçen lâh sm olarak Rabb kelme-

    snn anlamının terbye le doğrudan lgl olduğu görülmek-

    tedr. Ntekm “Rabb” kelmes de aslında terbye manasına

    gelen br mastar olmakla brlkte, terbye şn yapana br sm

    olarak verlmştr. Buna göre Rabb kelmes bakıp büyütme-

    y, lütuf ve hsanı çağrıştırmakta olup, “nsanı derece derece

    olgunluğa ulaştırmak” çn dares altındakler üzernde ta-

    sarrufta, öğretme ve yol göstermede bulunan, terbye çn

    gerekl olan bütün mkânlara sahp kuvvetl, mükemmel vekusursuz olan br “terbye edc” anlamlarını fade etmekte-

    dr. Allah, kendsn “Rahmân ve Rahîm” br Rabb olarak ta-

    nıtmaktadır. Yan lahî model esas alan br eğtmn otorter,

    baskı ve zorlamaya dayalı değl, engn br rahmet, sevg ve

    şefkat, çok ve sürekl br merhametle

    yürütülmes gereken br ş olduğunu

    ortaya koyar.

    Özellkle nsanın karakter yapısı,

    ahlâkî eğlmler le ulaşılması gereken

    eğtm hedefler dkkate alındığında

    daha çok edeb-âdâb, te’db, ıslah, tez-kye, tezhîb, tasfye, tathîr gb kelmelern kullanıldığı gö-

    rülmektedr. Bu noktada edeb kelmes üzernde durmak

    gerekmektedr.

    EDEB: Sözlüklerde ”e-d-b” kökünden mastar ola-

    rak k ayrı kökten bu kelmenn şu anlamları htva ettğ

    görülmektedr: “Hayret etme, çok beğenme” kök anlamı

    bakımından edeb, “(ahlâkî) güzellğ dolayısıyla nsanı şa-

    şırtan, takdrn kazanan şey” demektr. Br kmsenn sahp

    olduğu mezyet ve fazlet başkalarında hayranlık ve takdr

    duygusu uyandırdığı çn edeb dye smlendrlmştr. “Da-vet etme” manasında edb kökünden se edeb, nsanları

    takdre değer ve erdem sayılan hususlara davet eden, bl-

    gszlk ve kötü davranışlardan engelleyen şey fade eder.

    Edep, nsanın doğrudan doğruya br “değer” varlığı olduğu

    düşüncesnden hareket eden br eğtm anlayışıdır. Nce

    eğtml nsanlar vardır k edepten yoksundur. Edepten

    yoksunluk, kend gerçek değern fark edemeyen, varlık

    mertebeler ve toplumsal düzen gözetmeyen hoyrat br

    nsanlık durumudur. Edep, nsanla hayvan arasındak far-

    kı da ortaya koyar; hayvan eğtleblr ancak ondan edep

    beklenmez.

    TE’DÎB: “Brn br konuda blglendrme, öğretme”,

    “yaptığı kötülükten dolayı, eğtm amacıyla cezalandırma”

    anlamına gelmektedr. Kur’ân-ı Kerîm’de “e-d-b” kökünden

    herhang br kelme yer almamaktadır. Buna karşılık hads-

    lerde edeb, te’db ve müeddb gb türevler le pek çok yer-

    de geçtğ görülmektedr. Brçok hads ktabında “Ktabu’l-

    Edeb” veya benzer başlıklarda bölümler yer almaktadır.

    Bu bölümlerde çocuğa güzel sm takmaktan, evlere nasıl

    grleceğne ve yeme çmede gözetlecek kurallara, çocuk

    ve hzmetçlere nasıl davranılacağından, koku sürünme

    adabına kadar, görgü kurallarına yer verldğ görülmek-tedr. Te’db kelmesnn çnde geçtğ y blnen br hads

    vardır: “Ben Rabbm eğtt ve eğtmm (te’dbî) ne güzel

    yaptı!” Burada te’db kelmesnn eğtm öğretmle doğ-

    rudan lşkl br bçmde ve daha çok anlayış ve kavrayış

    gücü, huy, ahlâk ve karakter güzellğ kazandırma anlamı-

    nı dle getrdğ görülmektedr. Te’db kavramının taşıdığı

    potansyel güç, Hz. Peygamber’n (s.a.v.) şahsında “kema-

    lne erdrlmş örnek br nsan” şeklnde canlı ve somut br

    gerçeklk olarak ortaya çıkmıştır. Buna göre te’dbn, nsan

    karakter, kşlk, ahlâk, lşk ve davranışlarını güzelleştrme

    ş olduğu, bunun da ancak nsanın kends vasıtasıyla ba-

    şarılableceğ söyleneblr. Br başka deyşle te’db, ahlâkın

    güzelleştrlmes ve mükemmelleştrlmes çn kşnn lm

    ve marfetle tanıştırılmasıdır.**

    **Bu yazıda Prof. Dr. Hayat Hökelekl’nn Dem Dergs 4. sayısında yayınlanan “Eğtm ve Edebİlşks Üzerne Kavramsal Br Deneme” sml makalesnden stfade edlmştr.1- Müslm, "Msafrn", 139.2- Gazal, Eyyühe’l-Veled/Ey Oğul (çev. Lütfü Doğan), İstanbul.3- Fatha 1:1.4- Aclûn, Keşfu’l-Hafâ, c.I, s. 70.

    D İ P N O T L A R

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    14/124

    "Andolsun, Allah’ın Resülünde szn çn güzel br örnek vardır." Ahzab Sûres 21. âyet.

    Hat: Al Hüsrevoğlu

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    15/124

    Buhârî, Zekât 18; Müslm, Zekât 94-97.

    “Veren el alan elden hayırlıdır.

    Yardım etmeye, geçimini üstlendiğin kimselerden başla!

    Sadakanın hayırlısı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir.

    Kim insanlardan bir şey istemezse, Allah onu kimseye muhtaç

    etmez. Kim de tok gözlü olursa, Allah onu zengin kılar.”

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    16/124

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    16

    DEĞER VE ERDEMAl Osman GÜNDOĞAN*

    KÜLTÜREL YAPILAR NE DERECE FARKLILAŞIRSA FARKLILAŞSIN BİRER DEĞEROLARAK DÜŞÜNÜLMESİ GEREKEN DÜRÜSTLÜK, ÖZGÜRLÜK, İYİLİK, ADALET

    KAVRAMLARI ARASINDA FARKLI KÜLTÜREL YAPILARA GÖRE BİR ZITLIK OLDUĞUDÜŞÜNÜLMEMELİDİR.

    Düşünen ve akıl sahb br varlık olmakla, ontolojk

    olarak varlık hyerarşsnde en üst basamakta bulunan

    nsan çn değer, br yönüyle onun kend kends arasın-

    da yaşanan gergnlğ dengeye dönüştürmek çn, onun

    kendsnde yaşadığı çatışmayı “anlam dünyası” nşa et-

    mek suretyle ortadan kaldırmayı hedefleyen nsan çn

    mânevî-tnsel dünyanın oluşmasını sağlar. Bu sayede n-

    san, kend doğal-byolojk varlığının baskısından kurtul-

    maya ve doğal-byolojk olanın üstüne çıkmaya çalışır.Değer sorunu değern ne olduğu, kaynağı, öznel-

    lğ ve nesnellğ, değer-olgu lşks gb sorular üzerne

    odaklanmıştır. Değer, öncelkle eylemlern, varlıkların ve

    olguların anlamına şaret eder. Çünkü tek başına eylem,

    olgu ve varlığın anlamından bahsetmek güç görünmek-

    tedr. Aslında tam anlamıyla değern varlık-eylem ve olgu

    le lşksn gündeme getren bu durum karşısında varlı-

    ğın, olgunun ve eylemn kendnde br anlam taşımadığı-

    nı savunanlar değern nsan tarafından olguya, eyleme ve

    varlığa yüklendğn, kaynağının öznel olduğunu ve nes-

    nel br değer ntelemesnden bahsedlemeyeceğn belr-trler. Ntekm sınırın bu tarafında kahramanlık sayılan br

    eylem, sınırın öte tarafında cürüm olarak nteleneblmek-

    tedr. Oysa bu olayda eylem, sahb ve eylemn nyet ay-

    nıdır. Aynı eylemn br tarafta y, dğer tarafta kötü olarak

    anılması ahlâkî anlamda br değer görecelğne neden

    olmaktadır. Bu görece değerlendrme bçm, değer yar-

    gılarının, olgu yargılarından farklı olarak yargıda bulunan

    öznenn nanç, tutum ve eğlmlerne göre gerçekleştğn

     îmâ eder. Değern özne tarafından olguya yüklenen br

    anlam olduğunu dda edenlern karşısında, olgunun de-

    ğerden bağımsız olmadığını, olgunun değer çerdğn ve

    buna bağlı olarak da varlık hyerarşsne paralel br değer

    hyerarşs bulunduğunu savunanlar değern öznellğn

    kabul etmezler. Değerler konusunda öznelc yaklaşımlarmutlak değerlerden bahsedlemeyeceğn savunurken,

    değern nesnellğne vurgu yapan yaklaşımlar se mutlak

    değerler sstemnn varlığına mkân tanırlar.

      Nesnelc değer anlayışları değer, yargıda bulu-

    nan nsandan bağımsız olarak ele aldıkları çn değer ko-

    nusunda ortaya çıkacak olan olumsuz sonuçları bertaraf

    ederler. Olumsuz olarak ortaya çıkablecek sonuç se br

    değer görecelğ ve buna bağlı olarak her türlü değerden

    kuşku duymak ve nhlzme kapıyı açmaktır. Çünkü kay-

    nağında değşmeyen, sâbt ve mutlak değerler bulun-

    mayan br ahlâk sstem nhlzme gden yolun üzerndebulunur. Nhlzm se değerlern değerszleşmes ve sahp

    oldukları anlamları ytrmes durumunda ortaya çıkan br

    değer yok-sayıcılığıdır. Değern yok-sayılması, anlamın

    yok-sayılmasıdır. Oysa nsan eylemler söz konusu oldu-

    ğunda değer, eylemn anlamının meşruyet ve geçerllk

    *Prof. Dr., Muğla Ünverstes Fen-Edebyat Fa

    Adalet Sembolü Hayat Ağacı Güç ve Adalet Sembolü Çft Başlı Kartal

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    17/124

    Bir eylem, ancak belli bir değerler sistemi içinde anlamlıdır. Eğer bir değe

     sistemi yoksa bütün eylemler ahlâkî bakımdan eşit hale gelir. Eşit olmak, ey

    lerin niteliklerinin iyi veya kötü olmak bakımından eşit olmak değil, hiçbir iy

    da kötü niteliğe sahip olmamak bakımından eşit olmaktır, yani nötr olmakt

    kazanmasıdır. Değer, breysel veya toplumsal kaynaklı

    olarak kabul edldğnde her brey ya da toplum, kend

    değerler sstemne meşruyet kazandırmakta güçlük çek-

    mez. Çünkü brey, eylemlernn anlam garantsn kend

    anlam dünyasında, toplum da kend anlam dünyasında

    temellendrr. Farklı breyler ve toplumlar çn meşruyet

    kazanmış değerler sstem çokluğunun doğal sonucu sedeğerler karmaşası ve çatışması olur. İşte bu karmaşa ve

    çatışma hal, değerlern öznellğnn nhlzm le brlkte

    doğurduğu br dğer olumsuz sonuçtur. Bu k olumsuz

    sonuçtan nasıl kaçınablr ve buna bağlı olarak değer kav-

    ramını nasıl temellendreblrz? Elbette değerlern, yaşan-

    dığı tarhsel/toplumsal/kültürel zemn le sıkı br lşks

    vardır. Söz konusu zemnn değşmes, değerlern de de-

    ğşmes anlamına gelr. Eğer değer, olanda değl de olma-

    sı gerekende düşünülecek olursa, değern aşkın ve deal

    olan br yerde bulunduğu kabul edlecek olursa yaşanan

    değerlern deal/aşkın değerlern br çeşt gerçekleşmebçmler olduğu düşünülmeldr. İdeal/aşkın değer tek

    ken, onun sayısız mümkün gerçek-

    leşme bçmler vardır. Toplumsallık/

    tarhsellk/kültürellk farklılıkları, de-

    alde tek olanın gerçekleşme bçmn-

    dek farklılıklarına şaret eder. Çünkü

    en son amaç olarak bütün ahlâk öğre-

    tler en yy gerçekleştrmey amaçlar. Değer çftler ola-

    rak adlandırdığımız y-kötü, güzel-çrkn, sevap-günah

    gb zıtlıklar stenleblr olup olmamalarına göre anlam

    kazanmaktadırlar. Bu değer çftlernn se breylern lg,htyaç ve zhnî tutumlarının farklılığı, çevreleryle kur-

    muş oldukları lşklernde çevrelernn de belrleyc br

    rol üstlenmes ve hçbr ddanın mutlaklık ve evrensellk

    değer taşıdığının tahkk edlememes gb hususlardan

    kaynaklandığı dkkate alınırsa, nsanların oluşturdukları

    ve kendlerne göre eylemde bulundukları lkelern de

    farklı olması doğal br sonuç olarak ortaya çıkmakta, bu

    lkelere göre oluşan değerlern de görecelğ, dolayısıy-

    la çoğulculuğu meşruyet kazanmaktadır. Durum böyle

    olmasına rağmen, düşünce tarh boyunca, evrensel de-

    ğerlern varlığı üzernde ısrarla durulmuş ve br değerlerçoğulculuğu hep reddedlmştr. İlk çağda sofstler, orta

    çağda nomnalstler ve son 150 yıldır da tarhselc flozof-

    lar dışında Sokrates’ten tbaren başlayan rasyonalst ve

    dealst gelenek, evrensel-genel geçer ve mutlak olan de-

    ğerlern varlığını savunmuştur. Üç büyük dnn yanında

    Platon, ortaçağ skolastszm, Kant, ayrıca deolojk olarak

    tarhn evrensel br sonu olduğunu dda eden bütün f-

    lozoflar ve akımlar, tek br kültür ve değerler sstemnn

    mevcudyetne ve zorunluluğuna nanmışlardır. Flî (de

    facto) durum se hç de dda edlen bçmyle gerçekleş-

    memş, aksne dünyada farklı yaşam pratkler, nanç ve

    ahlâk bçmler ve değer yargıları yoğun br şeklde ya-şanmıştır. Bunun neden, ahlâkın nsanlar arası lşklere

    at br alan oluşu, bu alanın epstemolojde olduğu gb

    özne-nesne lşksn aşması ve tahkk edleblr, genelleş-

    trleblr br blgden zyade, br nanç konusu olmasıdır.

      Toplumsal gruplar brbrlernden en keskn bç-

    myle kültürel yapılarından ve bu yapıları oluşturan de-

    ğerler sstemnden dolayı farklılaşırlar ve kültürel yapının

    da değerlere dayalı pratkler, nançları brbrnden fark-

    lılık gösterr. Bu farklılık, tarhn hçbr dönemnde günü-

    müzde olduğu kadar yoğun yaşanmamıştır. Günümüz

    dünyasında bu farklılık, çok-kültürlülük olarak adlandı-rılmaktadır. Ancak çok-kültürlülük le değer görecelğn

    ayırmak gerekr. Çünkü kültürel yapılar ne derece farklı-

    laşırsa farklılaşsın brer değer olarak düşünülmes gere-

    ken dürüstlük, özgürlük, ylk, adalet kavramları arasında

    farklı kültürel yapılara göre br zıtlık yoktur. Ama çoğulcuanlayışın, stenen tek br y bulunduğunu öne süren mo-

    nst ahlâk görüşüne zıt olarak, brçok y bulunduğunu,

    br tek ynn peşnden gtmek yerne brçok ynn peşne

    düşülmes gerektğn dda edş, yukarıda bahsettğmz

    gb br değer çatışması ve nhlzm doğurmaktadır. Tek

    tek breyler veya toplumlar çn ynn gerçekleşme bç-

    mn farklılığı le ynn bzzat kendsnn farklılığını karış-

    tırmamak gerekr. Ama farklı olarak gerçekleşen y veya

    dğer değerlere saygı duymak öneml br ahlâkî tutum

    olarak benmsenmeldr. Ntekm günümüz dünyasın-

    da çok-kültürlülük saygı gördüğü halde özellkle hukukalanında evrensel br hukuk sstemnn arayışları da aynı

    bçmde saygı görmektedr. Ahlâk se hukuku önceler ve

    hukuku önceleyen ahlâka at evrensel lkeler evrensel br

    hukukun zemn olablr. Bundan dolayıdır k, her dspl-

    nn merkezî değerlernn temel ahlâk lkeleryle olan uyu-

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    18/124

    munun sağlanması, öneml ölçüde değer görecelğnn

    olumsuz sonuçlarını bertaraf etmede etkl olacaktır.

      Br eylem, ancak bell br değerler sstem çnde

    anlamlıdır. Eğer br değerler sstem yoksa bütün eylem-

    ler ahlâkî bakımdan eşt hale gelr. Eşt olmak, eylemlern

    ntelklernn y veya kötü olmak bakımından eşt olmak

    değl, hçbr y ya da kötü ntelğe sahp olmamak ba-kımından eşt olmaktır, yan nötr olmaktır. Örneğn ey-

    lemlermz y ve kötü bçmnde sınıflandırmaya mkân

    tanıyan ve böylelkle hang eylemlern ahlâkî hangler-

    nn ahlâk dışı olduğunu tanımlayan değerler sstemnn

    olmadığı br toplumsal lşkler ağı çersnde br nsan,

    Camus’nün dedğ gb “Kendsn cüzamlı nsanların ba-

    kımına da adayablr, çnde nsanların yakılacağı fırının

    ateşn de tutuşturablr.” Çünkü her k eylem y-kötü b-

    çmnde sınıflandıracak br ölçüt yoktur. Bu bakımdan de-

    ğerler, eylemler ntelemeye ve sınıflandırmaya yarayan

    ölçütlerdr. Öyleyse değerler sstemnn olmadığı yerdeahlâktan söz edlemez. Bu değerler sstem breysel olur-

    sa, her eylem, sahb tarafından meşrulaştırılır ve ahlâkî

    öznenn kendsnden başka tâb olduğu br yaptırım mer-

    kez ortadan kalkar. Oysa değerler sstem toplumsal lş-

    kler ağı çersnde mevcut olablr. Değerlern tanımı ve

    ortaya çıkışları gereğ olarak da, bazı nsanlar bazı değer-

    lere, dğer bazı nsanlar da başka değerlere göre eylem-

    lern y veya kötü olarak ntelerler. Çünkü sadece tek br

    değerler sstem yoktur.

      Ahlâkî davranışın en ayırt edc özellğ, eylemlern

    y ve kötü hükümler çerçevesnde ele alınmasıdır. Bu tür-

    lü hükümler, değer hükümler olarak adlandırılır. “Değer

    hükümler br şeyn arzu edleblr-y veya edlemez-kötü

    olduğunu belr ten fadelerdr.”1 “Değer de, br şeyn arzu

    edleblr veya edlemez olduğu hakkındak nançtır.”2 De-

    ğer hakkındak bu tanım, değern bzm nancımız dışındaobjektf br gerçeğ temsl etmedğn gösterr. Şayet de-

    ğer, objektf br gerçeğ temsl etmş olsaydı, o br nanç

    konusu olmaktan çok br blg konusu olurdu ve ahlâk le

    lgl tüm şüphe ve tartışmalar br çözüme kavuşablrd.

    Ahlâk le lgl böyle br objektf temel bulunablseyd,

    y ve kötü konusunda herkesn üzernde anlaşablece-

    ğ br evrensel değerler sstem kurulablrd. Elbette bu

    görüşün karşısında değern nesnel br temele dayanması

    gerektğ hakkında da br nanç savunulmuştur. Özellk-

    le kavramcı realzm, genel ve tümel kavramların bzm

    dışımızda br gerçeklğ olduğu, yaşanan değerlern se

    bu gerçeklğe olan mesafelerne göre veya Platon’un fa-desyle gerçeklkten aldığı paya göre aktüel hale geldğ

    dda edlr.

      Aslında sorun şu soruda odaklanmaktadır: Br şey

    y olduğu çn m bz ona y dyoruz yoksa bz y ded-

    ğmz çn m o y oluyor? Bu soru, değer konusunun so-

    runlu olduğuna da şaret edyor ve sorunu metafzk br

    sorun bçmne dönüştürüyor. Metafzk sorunların en

    öneml özellğ, tartışmalı ve spekülasyona açık olmala-

    rıdır. Tartışmalı olmak, aynı anda farklı alternatfler ge-

    rekçel olarak savunablmek demektr. Spekülasyona açık

    olmak se tecrübeden bağımsız br bçmde sadece akılyürütmelere dayalı olarak soyut br düzlemde bulunmak

    demektr. Ancak değer sorunu, sadece soyut düzlemn

    konusu değldr. Çünkü değer, eylemde somut hale gelr.

    Öyleyse değer sorunu, eylemden hareketle ele alınablr.

    Eylem, kend çnde br amaç taşır. Eylemdek

    amaç, br değer gerçekleştrmeye yönelktr. Eylemn

    gerçekleştrmeye yönelk olduğu amaç, nsanî varlığın br

    telos’u olarak düşünülür ve başta Arstoteles olmak üze-

    re pek çok ahlâk görüşünde bunun adı erdemdr. Değer

    konusunda olduğu gb erdem konu-

    sunda da farklı erdem lsteleryle kar-şılaşır ve her dönemn kendsne göre

    erdem saydıkları arasında farklılıklar

    görürüz. Üstelk erdem ve değer kav-

    ramlarının da brbryle karıştırıldıkla-

    rına şaht oluruz.

    Erdem kavramı, Yunanlıların “arete” olarak adlandır-

    dıkları kavrama karşılık olarak kullanılmış olmakla brlkte

    “arete” kavramından farklı anlamları çeren br kullanıma

    kavuşmuştur. “Arete”, ahlâkî br kullanıma kavuşmadan

    önce br varlığın yerne getrmes gereken şlev en y b-

    çmde yerne getrmes olarak anlaşılmıştır. Bu anlamdabr bıçağın ble “arete”snden bahsedleblr. Homeros’un

    manzumelernde “her tür üstünlük (exellence) (veya faz-

    let) çn kullanılmıştır.”3 Arapça fazlet olarak karşılanma-

    sı da, kavramın br fazlalığa ve üstünlüğe şaret ettğn

    gösterr. Fazlalık veya üstünlük olarak sayılan şeyler se

    Birey olarak insanda, ruhun her bir bölümünün kendisine ait işlevi yerinegetirmesi erdem olarak tanımlanır. Böylece ruhun kısımları arasında uyum sağlanır. Toplumsal olarak da, toplumu oluşturan sınıfların kendi görevle-rini en iyi şekilde yapması ve toplumsal sınıflar arasındaki uyumun sağlan-ması toplumsal mutluluğu kazandırır.

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    18

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    19/124

    toplumlara, çağlara ve kültürlere göre

    farklılık gösterr. Ntekm kahramanlığı

    esas alan toplumlarda erdem, “özgür

    br nsanın rolünü sürdürmesne des-

    tek olan ve rolünün gerektrdğ eylem-

    lerde kendlern açığa vuran ntelkler”

    olarak tanımlanır.4  Bu açıdan bakıldı-ğında cesaret öneml br erdemdr ve

    kahramanlığı esas alan br toplum çn

    üstünlük ve yücelk fade eder. Bzm

    dünyamız çn ahlâkî br göndermes

    olup olmadığı tartışmalı olan cesaret

    erdemnn ahlâkî değerler le lşks de kurulablmştr. N-

    tekm cesur olanın dostluğuna ve sadakatne dayanablr

    ve ona güven duyulablr.

      Toplumsal yapının değşmes le brlkte erdem ta-

    sarımının da değştğne şaht oluyoruz. Ntekm Yunan’da

    ste/pols/şehr devletne geçş le brlkte y nsan olmakve üstünlüklern neler olduğu fkr de değşmştr. İy nsan

    olmak, y yurttaş olmakla aynı anlama gelr. İy yurttaş ol-

    mak âdl, ölçülü ve blge olmakla tanımlanmaya başlanır.

    Örneğn Sokrates erdem, blg olarak tanımlar. Bu blg,

    nsanın kendsn blmes ve bu suretle nelerden korkula-

    cağını, nelerden korkulmayacağını; nelere yaklaşıp neler-

    den uzaklaşılacağını blmektr. Erdeml nsan, bu şeklde

    mutluluğa ve blgelğe ulaşablr. Platon’da da erdeml n-

    san le erdeml yurttaş özdeşlğ devam eder. Sokrates le

    brlkte erdem sorunu bütün br Yunan felsefes boyunca

    ahlâkın daha doğru br fadeyle mutluluk ahlâkının brsorunu olarak gündeme gelr. Burada söz konusu edlen

    mutluluk, blhassa Platon’da breysel olduğu kadar top-

    lumsal mutluluğu da çne alır. Ntekm erdeml nsan

    le erdeml yurttaş, erdem kavramının ahlâkın ve syase-

    tn br kavramı olarak düşünülmesne mkân tanır. Brey

    olarak nsanda, ruhun her br bölümünün kendsne at

    şlev yerne getrmes erdem olarak tanımlanır. Böylece

    ruhun kısımları arasında uyum sağlanır. Toplumsal olarak

    da, toplumu oluşturan sınıfların kend görevlern en y

    şeklde yapması ve toplumsal sınıflar arasındak uyumun

    sağlanması toplumsal mutluluğu kazandırır. Bu demektrk erdem, breysel ve toplumsal mutluluğu kazandıran br

    ahlâkî sonucu sağlayıcıdır.

      Aklın en y erdem se, teora yan blgelktr. İn-

    sanın kendne özgü amacına doğru lerlemesn müm-

    kün kılan br ntelk olarak anlaşılan bu erdem anlayışı,

    İncl ve Orta Çağ’ın öneml flozofu St.

    Thomas’da da devam eder.5  Dünyevî

    olan le semavî olanı brlkte düşündü-

    ğümüzde daha pragmatst br erdem

    tasarımıyla karşılaşırız. Ntekm Frank-

    ln, dünyevî ve semavî başarıya ulaş-

    tıran ntelk olarak erdem ele alırken6,öneml ölçüde pragmatst br erdem

    tasarımını dle getrmektedr. Bzm de

    çnde bulunduğumuz İslâm kültür ve

    medenyetnde ahlâkî hayatın en üst

    gerçekleşme bçm olarak takvâya da-

    yalı br hayat önerlr. Takvâ, normal olarak yerne getrl-

    mes gereken eylemlern ötesnde ve üstünde olan br

    hayattır ve böyle br hayat, hem bu dünyanın hem de öte

    dünyanın kazanılmasında yararlı olan ntelklern hayata

    geçrlmesn gerektrr. İnsanlar arasındak üstünlük, eğer

    br exellence’dan, fazlalıktan yan fazletten bahsedlecek-se, sadece takvâdan dolayı bahsedleblr. Şahsyetçlğn

    kaynağında da bu vardır ve nsanı şahsyetl kılan, onun

    sahp olduğu erdemlerdr. Bu durum, dnî olan le ahlâkî

    olanın ç çe geçmş halde bulundukları br durumdur ve

    dnn de nhaî hedef, ahlâkî br hayatı sağlamaktır.

    Erdem konusundak bu farklı anlayışlara rağmen

    hepsnde ortak olan bazı noktalar yok mudur? MacIntyre,

    bu ortak noktaları araştırır ve bzm çn öneml olan ve er-

    dem le değer kavramları arasındak lşky kurmaya des-

    tek olacak br ortak nokta belrler: Erdem denlen şeyn

    hayata geçrlmesn mümkün kılacak “belrl br toplum-sal ve ahlâksal yaşam anlayışının önceden benmsenmş”

    olması gerekr.7 Benmsenmes gereken bu yaşam anlayı-

    şı, belrl br değerler sstemne göre oluşmuş toplumsal

    ve ahlâkî yaşam anlayışı ve alanın varlığına şaret eder. Bu

    yaşam alanı anlamını, çerdğ değerlere borçludur. De-

    ğerler se toplum çn “en y” olanı smgeler. En y olanı,

    en y olanın kends çn gerçekleştrme bçm de erdem-

    dr. Çünkü erdem, sırf kends çn stenlen br şey ger-

    çekleştrme bçm olduğu çn, sırf kends çn stenlen

    de araç olmayan ama amaç olan değerler olablr.

    1- Erol Güngör, Değerler Pskolojs, Hollanda-Türk Akademsyenler Brlğ Yayınları, Amsterdam 1993, s.18.2- A.g.e., s.18.3- Alasdar MacIntyre, Erdem Peşnde, Çev.: Muttalp Özcan, Ayrıntı Yayınları, İstanbul 2001, s. 185.4- A.g.e., s. 185.5- Arstoteles, Nkomakhos’a Etk, Çev.: Saffet Babür, Ayraç Yayınev, Ankara 1997, s. 275.6- A.g.e., s. 275.7- A.g.e., s. 276.

    D İ P N O T L A R

    Platon

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    20/124

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    21/124

    letşm halnde ahlâklanableceğ

    -ya da sûfîlern smlendrmesyle-

    “nsan-ı kâml” halne gelebleceğ

    kabulüne dayanıyordu. Tasavvufun

    böyle br ahlâk ve nsan anlayışına

    ulaşması hç de kolay olmamış-tı. Zühdün ve dndarlığın anlamı,

    nsan-toplum ve madde-ruh lş-

    kler gb pek çok alandak uzun

    tartışmaların ve bazen de çatışmaların sonucunda bu

    noktaya ulaşmıştı. İlk tasavvuf hareketler, katı br züht

    hareket şeklnde ortaya çıkmıştı. Dünyevî olan her şe-

    yn küçümsenmes esasından hareket eden bu züht an-

    layışı, ruhanîlk le maddîlk arasında kurulan karşıtlık

    lşksnden beslenmşt. Bu anlayışa göre sağlıklı br

    mânevî hayat, maddîlkten ve dünyevîlkten soyutlan-

    ma ve uzaklaşma lkesne dayanmalıydı. Bu yaklaşımda

    -başta Hırstyan zâhtler olmak üzere- İslâm dışı un-

    surların etkler âşkârdır. Ancak tasavvuf kısa zamanda

    bu züht anlayışının dayandığı madde-ruh klemn ve

    karşıtlığını aşarak, dern ve bütüncül br nsan ve âlem

    anlayışı gelştrmşt. Bu süreç, çerçevesn “Eşyada asıl

    olan mubahlıktır” lkesnde bulan ve “hayatın ve maddî

    olanın temzlğ” lkesn düstur ednen br takım dü-

    şüncelern yerleşme sürecyd. Bunun sonucunda ta-

    savvuf, dünyadak mstk gelenekler çersnde “İslâm

    tasavvufu” olarak yern almış, deal değerlern dün-yanın çnde ve toplumla barışık br hayatta bulmuş,

    hayatın dışındak br dndarlığı reddetmş, en azından

    dealleştrmemştr. Br sûfî çn deal hayat, “Halk çnde

    Hak le beraber olmak” lkesne eştlenmştr.

    Meselenn knc yönü se, tarkatların çeştllğdr.

    Sûfîler arasında yaygınlaşan şu sözde fadesn buldu-

    ğu üzere “Allah’a gden yollar nef(e)

    slern sayısı kadardır.” Bu söz üze-

    rnden bütün tasavvufun tarhn

    yazmak mümkündür. Ancak dkkat

    çeklmes gereken husus, bu fade-

    nn tarkatların çeştllğne mkân

    verecek br çerçeve şeklnde görül-

    mesdr. Buna göre herkesn kend-

    sn bulableceğ ve kablyetlern

    gelştrebleceğ br tarkat mevcut-

    tur. Tarkat herkese, mzacına ve ka-

    blyetne göre br terbye metodu

    sunmaktadır. İslâm hukukçularının

    “Zamanın değşmesyle hükümler

    değşr” lkes, “Mzaca göre terbyedeğşr” şeklne dönüşerek, İslâm

    toplumunda büyük br dnamzm

    ortaya çıkartmıştır. Bu durum, tar-

    katların tcaret, eğtm, spor, sanat, savaş ve askerî alan-

    lar gb genş br yelpazede hzmet görmelerne mkân

    vermştr. Öte yandan bu husus, dnî ve ahlâkî değerler

    belrl kesmlerle sınırlı br hayat tarzı olmaktan çıkarta-

    rak, her türlü seçknclğ reddetmştr. Başka br fadey-

    le tasavvuf, zühdün lk tarzlarını eleştrmekle, hayat le

    barışık br manevî değerler anlayışı ortaya koyduğu ka-

    dar, Allah’a gden yolları nsanların sayısına denk kabul

    ederek doğuştan getrlen “seçlmşlk” yerne “değere

    ve amele bağlı seçknlğ” yerleştrmştr.

    Pek tasavvuf ahlâk değerlern topluma nasıl ak-

    tarmıştır? Hemen belrtmelyz k, meseley tarkatlar

    le sınırlı görmek, tasavvufun İslâm toplumundak etk-

    sn sınırlamak demektr. Sûfîler, her dönemde değerle-

    rn topluma aktarılması çn elverşl araçlar bulmuştur.

    Üzernde durulması gereken lk husus, menkıbe, hka-

    ye, şr gb anlatım yöntemleryle karmaşık düşüncele-

    r ktlelere ulaştırmadak başarılarıdır. Dnî lmler çe-rsnde hçbr, halk kesmlerne ulaşablmede tasavvuf

    kadar başarılı olamamıştır. Sûfîler başından ber dln

    mkânlarını fark etmş, bundan olabldğnce stfade

    etmşlerdr. Aslında bu durum, sadece İslâm tasav-

    vufu çn değl, bütün mstk akımlar çn geçerldr.

    Avrupa’da yerel dllern ortaya çıkmasında mstklern

    büyük katkısı olmuştur. Türkçe’dek

    lk dnî metnler, tasavvufî metn-

    ler d ve bu metnler aynı zaman-

    da Türkçe’nn gelşmne de büyük

    katkılar sunmuştur. Bunun anlamı,

    Türkçe’nn dnî-tasavvufî düşün-

    ceyle brlkte zengnleşmes ve

    gelşmesdr. Bu sayede sûfîler çn

    dl, düşünce ve değerlern aktarıl-

    İslâm hukukçularının “Zamanın

    değişmesiyle hükümler değişir”

    ilkesi, “Mizaca göre terbiye

    değişir” şekline dönüşerek, İslâm

    toplumunda büyük bir dinamizm

    ortaya çıkartmıştır. Bu durum,

    tarikatların ticaret, eğitim, spor,

     sanat, savaş ve askerî alanlar

    gibi geniş bir yelpazede hizmet

    görmelerine imkân vermiştir.

    “Allah’a gden yollar nef(e)slern

     sayısı kadardı r.” Bu söz üzern-

    den bütün tasavvufun tarhn

     yazmak mümkündür. Ancak

    dkkat çeklmes gereken husus,

    bu fadenn tarkatların çeştl-

    lğne mkân verecek br çerçeve şekl nde görülmesdr.

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    22/124

    dığı en etkn araca dönüşmüştür. Türkçe’dek pek çok

    deym, tasavvuf rfanının ncelklern taşır. Söz gelş

    sûfîlern nsan anlayışı ve nsana saygı düşüncesn en

    y yansıtan fadelerden brs, “Her gördüğünü Hızır

    blmek” deym, tarkat kültüründe dern bçmde şle-

    nen br konu olmanın yanı sıra, br deym halnde bü-

    tün kültüre yayılarak etknlğn çok

    daha genş alanlara taşımıştır. Ta-

    savvufun ana teması olan ve “yerlyernde davranış” dye tanımlanan

    “edebn” önemn vurgulayan “Edep

    ya Hû” fades veya tasavvufî blg-

    nn ana fkrn yansıtan “Kş kendn

    blmek gb rfan olmaz” cümles, en y blnen örnekler

    arasında zkredleblr. “Yaratılanı severm Yaratandan

    ötürü” cümles, tasavvuf çevrelernde sınırlı kalan br

    düşünce olmaktan çıkarak, farklı nanç ve kültürler br

    arada tutan zengn ve saygın br medenyetn ana l-

    kesne dönüşmüştür. Türk dl böyle örneklerle doludurve bu durum dl yenleştrme teşebbüsler karşısında

    gösterlen aydın duyarlılığını anlamaya yardımcı olab-

    lr. Çünkü dl, bu duyarlılığa sahp nsanlar çn, sadece

    konuşulan br araç değl, gerçekte yüz yıllar çersnde

    yoğrulmuş br kültürün yen nesllere taşıyıcısı, onları

    eğten br rehberdr.

    Tasavvufun, değerler topluma ulaştırmada yarar-

    landığı araçlardan brs de mesleklerdr. Burada br pa-

    radoks vardır: Tasavvuf, başlangıçta dünyevîlğ küçüm-

    seyerek mânevî hayatı toplumdan kaçmada bulmuştu.

    Bu bağlamda tcaretn, mesleğn, darî görevn, hatta

    eğtmn bırakan pek çok menkıbe, lk tasavvuf me-

    tnlernde zkredlr. Ancak kısmen değndğmz süreç

    sonucunda tasavvuf, mesleğ br terbye yolu ve me-

    todu olarak görme durumuna gelmştr. Meslekle veya

    meslekte terbye etme ve nsanı olgunlaştırma yönte-

    m, belk hçbr dnî gelenekte İslâm’da olduğu kadar

    önemsenmemştr. Bunun temel nedenlernden brs,

    İslâm ahlâkçılarının hayat le erdem ve değerler arasın-

    da kurdukları zorunlu ve realst lşkdr. İslâm ahlâkçıları

    düşüncelern, makulü normalde aramanın stlzamettğ br netce olarak, hayata katılma, değer üretme,

    nsanlara hayır ve fayda sağlama gb poztf değerler

    üzernden nşa etmş, değerlern aktarılmasının hayat-

    tak kurumlar üzernden olableceğn görmüşlerdr.

    Tarkatlar bu düşüncey şlevselleştrerek, mürtlern

    br meslek çersnde terbye etmey düstur ednmş,

    bzath tarkatlar da meslek örgütler gb teşekkül et-

    mşlerdr. Bu bağlamda tarkatler

    ya da tekkeler, meslek kazandırarak

    nsanı hayata ve üretme katan, her

    şeyden önemls bunu tasavvufî ge-

    lşmn br aşaması sayan yerlerdr.

    Dolayısıyla sabır, tevekkül, tdâl,

    hoşgörü, merhamet, teslmyet, n-

    sanları sevme gb alışkanlıklar br

    Tasavvufun ana teması olan ve

    “yerli yerinde davranış” diye

    tanımlanan “edebin” önemini

    vurgulayan “Edep ya Hû” ifadesi

    veya tasavvufî bilginin ana fikrini

     yansıtan “Kişi kendini bilmek

    gibi irfan olmaz” cümlesi, en iyi

    bilinen örnekler arasında zikre-

    dilebilir.

    Ayvaz Dede Şenlklernde İstanbul’dan Gelen Müftü’nün Önderlğnde Yapılan Yürüyüş

        Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    22

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    23/124

    “Yaratılanı severim Yaratandan

    ötürü” cümlesi, tasavvuf

    çevrelerinde sınırlı kalan bir

    düşünce olmaktan çıkarak, farklı

    inanç ve kültürleri bir arada tutan

     zengin ve saygın bir medeniyetin

    ana ilkesine dönüşmüştür.

    meslek çerçevesnde nsanlara hzmet ederken kazanı-

    lablecek erdemlerdr. Tasavvuf çn salh ve sahh amel

    br nsana fayda veren ameldr. Burada sûfîlern hareket

    ettkler lke, “Kendn blen Rabbn blr” anlamındak

    br hadsn genş yorumudur. “Kendn blmek” ne de-

    mektr? Bu soruya verlecek lk cevap, nsanın kuvvehalndek yeteneklernn fl halne getrlmesyle nsa-

    nın kendn blebleceğdr. Bu durumda kuvve halnde

    kalmış her kablyet, nsanın kendn tanımasına en-

    gel olduğu gb aynı zamanda Rabbn tanımasının da

    önündek engeldr. Öyleyse yapılması gereken şey, bu

    kablyetlern gelştrlmesyd ve bunlar ancak hayat

    çnde, yan “yaşayarak” blfl hale getrleblrd. Tasav-

    vuf ve tarkatlar, potansyel olanın etkn ve blfl hale

    gelmes lkesn düstur ednmştr. Başka br fadeyle ta-

    savvuf, nsan kablyetn ezmeye ve yok etmeye değl,

    onu gelştrmeye ve zengnleştrmeye temerküz eden

    br ahlâk anlayışına dayanır. Çünkü nsandak her kab-

    lyet, esas tbarıyla Allah hakkında br delldr ve kabl-

    yet kuvve halnde bırakmak, br dell terk etmek veya

    şlevsz yapmak demektr. Öte yandan nsan, kendn

    ancak başka br nsan vasıtasıyla tanıyablr ve bleblr.

    İnsanın kendn nsan vasıtasıyla tanıması, nsanlarla

    letşmde olmasını, onlara fayda vermesn gerektrr.

    Bu düşünce şu hadste anlamını bulur: “İnsanların en

    hayırlısı, onlara en çok fayda verendr.” Bu hads, ta-

    rkatların nsanı meslek yoluyla eğtme yöntemlernaçıklar. Çünkü tasavvuf, ahlâkın bütün lkelerne hayat-

    ta br karşılık bulur ve ancak normal yaşanan br hayat

    çnde bu değerler anlam kazanablr. Bu yönüyle sabır,

    br ş y yaparak nsanlara en faydalı hzmet sunmak

    çn metanetle ve cddyetle çalışmayla kazanılablecek

    br erdemdr. Rıza sadece Allah’ı belrl br badet le

    razı etmek demek değl yapılan ş le nsanları memnun

    etmek, bu sayede Allah’ı razı etmek demektr. Her ne

    olursa olsun ş yapmak, tasavvufun

    “hsan” saydığı en büyük erdemdr.

    İk hads tarkatların meslek yoluy-

    la nsan eğtmne verdkler önem

    anlamak çn yeterldr. Brncsnde

    hsan tanımlanırken “Allah’ı görür

    gb badet etmek” denlmştr. Bu,

    tasavvuf le özdeşleştrlen hsanın tanımıdır. Tasavvuf

    da her şn Allah’ı görür gb yapmak ve bu lkeye göre

    yaşamak demektr. Başka br hadste se, kurbanı ke-

    serken bıçağın keskn olması hsanın br tezahürü sa-

    yılmıştır. Öyleyse hsan, sadece “badet” esnasında ger-

    çekleşecek stsnaî veya özel br durum değldr. İhsan,

    yan Allah’ı görür gb davranmak, her şte ve meslekte

    olması gereken, dolayısıyla haya-

    tın her boyutuna yayılan ahlâkî brerdem ve dealdr. Çünkü ancak ve

    ancak yaptığı her ş “Allah’ı görür

    gb” yapan kmse, kemâle ulaşab-

    lr.

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    24/124

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    25/124

    DEĞER AKTARIMINDASOSYAL ÇEVRENİN ROLÜ

    Mustafa OTRAR*

    Çizgi: Osman Turhan

    Gelşm anne karnında başlayan nsan lk kez ale

    sosyal ortamı çnde gözünü açar, yen geldğ bu dünyada

    gelşmn sürdürür. Bu gelşm sürecnde pek çok özellk

    kazanılacak; kazanılan bu özellkler de çocuğun hem ken-

    dne yeter olmasına hem de çnde bulunacağı sosyal orta-

    ma uyum sağlamasına yarayacaktır.

    Brçok kuramsal açıklama, [pskanaltk kuram,

    Erkson’un kuramı gb] çocuğun gelşm sürecnde en

    öneml sosyal etkenn ale olduğunu vurgulamaktadır. Ay-

    rıca gelşmdek krtk dönemlern çoğunda da etkn olan

    çevresel faktörler ya bzath alenn kends ya da sadeceale üzernden gerçekleştrleblen şlevlerle lgldr [anne

    sütü alma veya öz-bakım becerlernn kazanılması gb].

    Dğer taraftan doğum sonrası sosyal çevre olarak tanım-

    lanablecek olan ale, arkadaşlar, komşular, akranlar, öğ-

    retmenler ve dğer eğtcler, gelşm ve öğrenme süreçler

    üzernde farklı düzeylerde ama güçlü etklere sahptrler.

    Özellkle ahlâk gelşm, pskososyal gelşm gb gelşm sü-

    reçlernde sözü edlen bu çevre kalıtımda daha fazla etkl

    olablmektedr. Çeştl programlar aracılığıyla, yetşen yen

    nesle temel nsanî değerler kazandırma, onlara karşı du-

    yarlılık oluşturma ve onları davranışa dönüştürme konu-

    sunda yardımcı olma gayretlerne genel karakter eğtm

    denlmektedr k, bu eğtmde y karaktern temeln temel

    ahlâkî değerler oluşturur. Karakter eğtm çok boyutlu br

    perspektfle hareket eder ve çocuğun düşünme, duygu ve

    davranış boyutlarının tamamını çerecek bçmde yapıla-

    nır.

    Yazımız bu değerlern kazanılması ve kazandırılması

    yan karakter eğtm sürecnde sosyal çevre olarak belrt-

    len unsurlarla brey arasındak etkleşmlere odaklanmak-

    tadır. Her k sürece at öneml parametreler merkeze ala-

    lım ve adım adım paylaşalım.

    Karakter eğtm, temel değerler konusunda sadece

    blg sahb olunmasına değl, blnçl olunmasına yan bu

    değerlern blnmekle brlkte yaşanılacak br forma dönüş-

    müş olmasına odaklanmaktadır. O halde “Otur sana de-

    ğerler anlatayım!” şeklnde özetleneblecek br yaklaşım,

    değerlern kazanılması konusunda gerekl yeterllkten

    çok uzaktır. Anlatılarak öğretlmeye çalışılan değerlern

    davranışlara yansıması model olarak yaşanarak sunulması

    gerekldr. Dğer türlü, söz gelm, adaletn ne ol-

    duğunu tanımlayablen ama âdl davran-

    manın nasıl olableceğn blemeyen br

    nesl yetşr. Karakter eğtm çn, çnde

    yaşanılan toplumun, kendn sorumlu-

    luklarını paylaşan ve aynı temel değerlere

    bağlı br öğrenme ve ahlâk topluluğu du-

    rumuna getrlmes şarttır. Sözgelm budeğerlern kazanılmasının beklendğ

    br toplumda ale ve/veya eğtm kuru-

    mu nsancıl ve brbrne şefkat gösteren

    nsanlar topluluğu olmalıdır. Etkl karakter

    eğtm çocuğun alede, eğtm kurumunda

    hatta mümkünse çnde bulunduğu tüm ortam

    ve zamanlarda kapsamlı, maksatlı, nsyatf elne

    alan br yaklaşımı gerektrr.

    Gözlem alanına grmeyen br davranışın

    model üzernden ednlmes beklenemez. O hal-

    de değerler kazanması beklenen breyler, ken-

    dsnden beklenen kazanımları, çnde yaşadığı

    toplumda gözleyeblmeldr. Başta anne-baba

    ve dğer ale fertler olmak üzere, çocuğun göz-

    lem alanına gren tüm kşlerden ahlâklı dav-

    ranışları serglemes ve çocuğa bunları fark

    ettrmes beklenmektedr. Karakter eğt-

    m çn akran veya büyük yaşlarda ahlâkî

    lderler gerekldr. Fark etmek

    veya farkında olmak bu

    noktada krtk kavramlar-

    dır. Çevresnde bnlerce

    yaşantı oluşsa da ço-

    cuğun bunların

    *Dr., Marmara Ünverstes, Atatürk Eğtm Fakültes

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    26/124

    heps le aynı anda, aynı kaltede lgleşm kurması müm-

    kün değldr. Bu durumda stenen davranışın ortaya çıktığı

    her fırsatta lgl davranışın dkkat çekc hale getrlmes

    gerekr. Brey, model alacağı etknlklere dkkat keslp,

    doğru br bçmde algılamazsa değer ednm meydana

    gelmez. Dkkat etme ve algılama sürecnn çocuğun ge-

    lşm özellklernden, amacından, daha öncek yaşantıla-

    rından; etknlğn şe yararlılığından ve bastlk, açıklık gb

    özellklernden etklendğ unutulmamalıdır.

    Gözlemde bulunan kadar gözlemlenen kş de dkkat

    sürecn etkler. Popüler kşlklern, hatta çocuğun yaşına

    göre çzg flm kahramanlarının daha sık model alındığı b-

    lnmektedr. Bunu televzyonlardak reklam programların-

    da görmek de mümkündür. Bu nedenle de çocuğun etks

    altında olduğu anne-baba, öğretmen, çocuk çn öneml

    kşler bu konuda herhang brnden daha hassas davran-

    malıdır. Ayrı ve genş br tartışma konusu olmakla brlkte

    televzyon programlarının da özenle seçlmes önerlmek-

    tedr. Öte yandan karakter eğtm bağlamında olumsuz

    modellern mümkün olduğunca dkkat çekc hale get-

    rlmemes de gerekmektedr. Sıkça karşılaşılan ve dkkat

    çekc olan olumsuz davranışlar da

    [küfür etme, sgara kullanma gb]

    stenmedğ halde kazanılablmek-

    tedr.

    Çocuklardan sosyal çevrelern-

    de gördüğü davranışları gözlemle-

    melernn ardından hemen yerne getrmeler beklenme-

    meldr. Karakter eğtmnde beklenen sonuçlar belk yıllar

    sonra ble ortaya çıkablmektedr. Bu durum sosyal çev-

    reden çocuğa sunulan modellern çocuk üzernde önce

    zhnsel br değşm meydana getrdğn ortaya koymak-

    tadır. Yan düşünce davranışın önündedr. Davranışın önce

    zhnsel olarak yapılması, ortaya koyulduğunda da yanlış-

    ların düzeltlmes gerekmektedr. Bu durum sosyal çevre

    ve özellkle de anne-babalara ve öğretmenlere br sorum-

    luluk yüklemektedr: Çocuklara blşsel gelşm düzeylerne

    uygun bçmde modeller sunmak. Örneğn Paget’n kura-

    mına göre somut şlemler dönemnde (6-11 yaş arası) bu-

    lunan çocuklar “özgürlük” veya “hakkanyet” gb kavramla-

    rı/değerler felsefî veya soyut boyutları le algılayamazlar.

    Bu kavramlardan özgürlük, o dönemdek çocuklarda “ka-

    fesndek br kuşun salıverlmes” ya da hakkanyet, “daha

    çok çalıştığı çn büyük kardeşe 3 küçük kardeşe 2 elma

    ödül verlmes” şeklnde algılanablr; kısaca somut olarak

    algılanablr ve çocuğa da ancak bu düzeyde kullanılan br

    dlle ulaşılablr. Dğer taraftan, breysel farklılıklar aynı yaş

    dönemnde olmalarına rağmen breylern brbrlernden

    farklı düzeylerde davranış ortaya koy-

    malarına sebep olablmektedr. İşte bu

    noktada ebeveynlern ve öğretmenle-

    rn çocukları hem gelşm düzey olarak

    hem de breysel olarak y tanımaları,

    karşılaşılan modeller çocuk düzeyne

    Gözlem alanına girmeyen birdavranışın model üzerinden

    edinilmesi beklenemez. O halde

    değerleri kazanması beklenen

    bireyler, kendisinden beklenen

    kazanımları, içinde yaşadığı

    toplumda gözleyebilmelidir.    Ş   u    b   a   t    2    0    0    9

    26

    ©Halt Ömer Camcı

  • 8/19/2019 değer eğitimi nedir

    27/124

    uygun bçmde şlemeler gerekmektedr. Aynı durum,

    ednldğ düşünülen değerlern ortaya konulmasında da

    geçerldr. Zra öncelkle karakter eğtmn gelştrmek çn,

    öğrenclere ahlâkî davranma mkânları sunulmalı, yukarı-

    da değnlen blşsel öğrenmelern gözlemleneblr davra-

    nışlara dönüştürüleblmes çn de breyn fzksel ve psko-

    motor özellklernn uygun olması, yeterl steğe, başarmanancına ve öz yeterlk kapastesne sahp olması gerektğ

    göz önünde bulundurulmalıdır.

    Çocuk sosyal çevrenn türlü etkler le edndğ br

    ahlâkî davranışı ortaya koyarken ya da ortaya koymaması

    gereken br davranış çn kendn kontrol ederken bunun

    br neden yan güdüleycs olmalıdır. Yaşamın lk yılların-

    da bu nedenlern çoğu dış merkezldr; ödüllendrlme, be-

    ğenlme beklents, bazen cezadan kurtulma gb. Özellkle

    ergenlkte sosyal çevrenn onayını almak daha öneml ol-

    maktadır. Ancak karakter eğtm bu konuda çsel motvas-

    yonun üzernde durmaktadır. Dğer br deyşle, breydenbeklenen, kend ç dnamkler le kend motvasyonunu

    kendsnn sağlaması, dış belrleyclern yokluğu duru-

    munda ble stenen davranışı serglemesdr. Öte yandan

    sosyal çevrenn, breye kends ve gözlemledğ davranış-

    lar hakkında kşsel yargılamalarda bulunablme becers

    kazandırması şarttır. Öncek deneymler ve gözlemler, k-

    şnn düşündüklern veya açıkladıklarını görme açısından

    büyük br öneme sahptr. Kş

    ahlâkî veya ahlâkdışı davranışla-

    rın sonuçlarına bakarak, breysel

    denetleme yapablme ve düşüncelernnyeterlğn test edeblme yetsne sahp ol-

    malıdır.

    Sosyal çevre üzernden bakıldığında br

    detay da dolaylı yollarla davranış değşklğnn

    karakter eğtmnde öneml br yer tuttuğudur.

    Br davranışın ödüllendrldğn gözlem-

    leyen breylern aynı/benzer davra-

    nışları sergleme ola-

    sılıkları artmaktadır.

    Mesela toplumsal

    sorumluluk üstlen-me davranışının

    ödüllendrldğ-

    n gözlem-

    leyen b-

    r ey l er ,

    aynı yönde davranışta bulunablrler [kızıma söyleym,

    gelnm de anlasın]. Ceza çn de aynı durum söz konusu-

    dur. Ceza sadece cezayı alan kş çn değl, bunu gözleyen

    kşler çn de anlam taşımaktadır [bret- âlem örneğndek

    gb].

    Tüm bu sözlern ardından hem yen br kavram ortaya

    koyma hem de varolan durumu özetleme açısından “karşı-lıklı belrleyclk” kavramının gündeme getrlmes anlamlı

    olacaktır. Bugün breyler etklemes açısından üzernde

    durduğumuz sosyal ortam, aynı zamanda o breylerce et-

    klenmektedr, kısaca karşılıklı belrleyclk söz konusudur.

    Temel prensp ahlâkî davranışların, kşsel faktörlern ve

    çevre etklernn brlkte ele alınmasını gerektrmekte, bun-

    ların brlkte kend sstemn oluşturacağı belrtlmektedr.

    Davranış, çevre ve breylern karşılıklı etkleşmlernn br

    sonucu olarak ortaya çıkar. Davranışlar çevre ve breyn kar-

    şılıklı etkleşmnn br fonksyonudur [D=fx(çevre≈brey)].

    Ödüller ve cezalar dış dünyada zaten potansyel olarak var-dırlar (çevre), ancak bunların ortaya çıkışlarını breyn dav-

    ranışları belrler. Çevre-brey klemnde hangsnn daha

    fazla etklendğ se olaya göre farklılık göstereblmektedr.

    Karakter eğtm okul veya dershane gb kurumsal

    merkezl düşünüldüğünde anne-babalara katkı ve malze-

    me sağlama hayatî öneme sahptr. Sadece okulda uygula-

    nan ve alenn, TV’nn, akranların şn çersne alınmadığı,

    ya da sadece alede uygulanan okulun, akran-

    ların ve TV’nn şn çersne alınmadığı prog-

    ramlar eksktrler. Dğer taraftan bakanlık gb

    merkezler sosyal yapının tüm unsurlarını süre-ce ortak edeblmeldrler.

    W. Vney, D. B. Kng, A hstory of psychology: Ideas