of 348 /348
SABAHATTİN ALİ Bütün Öyküleri İİ YENİ DÜNYA SIRÇA KÖŞK ESİRLER (Oyun) ::::::::::::::::: İÇİNDEKİLER YENİ DÜNYA Asfalt Yol Hanende Melek Çaydanlık Ayran Isıtmak İçin Uyku Selam Bir Mesleğin Başlangıcı Bir Konferans Yeni Dünya İki Kadın Sulfata Hasanboğuldu

SABAHATTİN ALİ- Bütün öyküleri

Embed Size (px)

Text of SABAHATTİN ALİ- Bütün öyküleri

SABAHATTN AL Btn ykleri YEN DNYA SIRA KK ESRLER (Oyun) ::::::::::::::::: NDEKLER YEN DNYA Asfalt Yol Hanende Melek aydanlk Ayran Istmak in Uyku Selam Bir Meslein Balangc Bir Konferans Yeni Dnya ki Kadn Sulfata Hasanbouldu SIRA KK Portakal Beyaz Bir Gemi Katil Osman

Bbrek Cgara Millet Yutmuyor Bahtiyar Kpek illi Dekolman Hakkmz Yedirmeyiz! Cankurtaran irkince Kurtla Kuzu Masallar Bir Ak Masal Devlerin lm Koyun Masal Sra Kk ESRLER ::::::::::::::::: YEN DNYA Asfalt Yol --Bir ky retmeninin notlarndan-stasyondan kalkp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstktan sonra, beni gideceim kye ayrlan yolun banda brakt. ki adm bile atacak halim yoktu. antam yanma koyarak, kenarlarndan otlar frlayan bir tan stne oturdum. Kafamdaki uultuyu dinlemeye baladm. i tozla kark ter kokan kamyon dnyann bu en bozuk yolunda bizi birbirimize vura vura sersem etmiti. Birdenbire duraklamalar, bir ukura yuvarlanr gibi sarsntlar, bana nerede olduumu bile unutturmu ve beni karanlk bir rya dnyasna

atmt. imdi oturduum tan zerinde bu ryadan silkinmeye alyordum. Gideceim ky ofr gstermiti. Buras oturduum yerden yarm saat kadar uzakta, klrengi bir kerpi yn idi. Bir kenarda ince ince ykselen yine klrengi birka kavak, orada, ufack da olsa, bir su bulunduunu anlatyordu. Belki bir saat oturduum yerde kaldktan sonra yavaa ve sallanarak doruldum. Kk antam yerden alp yrmeye baladm. Kendim kyl olduum ve bizim kyllerimizi iyi tandm iin iimde yabanc bir yere gidiyorum hissi yoktu. lk vazifemde muvaffak olacama emindim. Akam olmaya balamt. Kye yaklanca ortal bsbtn bir kzllk kaplad. Krmz bir deniz gibi parlayp kmldayan bu bir kar boyundaki kuru bozkr otlarnn zerinde upuzun glgem yatyor ve glgemin ba, ileride, aralarndan yer yer ekirgeler frlayan bu otlarn arasnda kayboluyordu. Kyn kenarndaki birka evin nne gelince burnuma yanmakta olan tezek kokusu geldi. Gzmn nnde, sa zerinde yufka piirilen bir ocak ve bekleen yalnayak ocuklar canland. Sokaklarda daha evlerini bulamam birka inek kuyruklarn kalalarna arparak yryor ve ara sra bryordu. Bu yle bir brt ki, uzun uzun dndkten sonra sylenen derin manal bir sze benziyordu. Gitgide daha kuvvetlenen keskin bir gbre kokusu beni daha ok buraya yaklatrd. Ky yaayan, alan bir mahluktur ve bu koku onun ter kokusudur. Dnyada hibir koku beni bu kadar saramam, kafamdan birbiri arkasna bu kadar ok hatralar yuvarlayp geirmemitir. Kahvenin nnde birka ihtiyardan baka kimse kalmamt. Beni grnce yerlerinden kalkmadan baktlar. Yanlarna gidip oturdum; kim olduumu anlattm. lerinden biri muhtarm. Benden nceki retmen gideli alt ay getiini, o zamandan beri okulun kapal durduunu syledi: -Daha harmanlarn hepsi kaldrlmad. ocuklar okula falan gelmezler. Be on gn oturup dinlenirsin!- dedi. ... ocuklar toplamak, dersleri yoluna koymak pek g olmad. Kyller kendi dilleriyle konuanlar anlamakta gecikmiyorlar. imdilik hibir eyden ikayeti deilim. Yalnz bir yol meselesi

var ki, bunu kendime i edindim ve aylardr urayorum. lk geldiim gn kamyonda canm karan o yol, meer btn vilayetin en byk derdiymi. Herkes mahsuln, yolcusunu bunun zerinden geirmeye mecbur. Baka yol yok ve buna da yol demek iin pek bol keseden atmak lazm. in garibi, vilayet merkezini altm kilometre uzaktaki demiryoluna balayan yol da bu!.. Herhalde daha mhim iler bunun yaplmasn bu kadar geri brakm. Ben, hem bizim kyden, hem de baka kylerden vilayete mracaat ettirdim; yolun yaptrlmasnn ne kadar lazm olduunu dilim dnd kadar anlattm. Uzun istidalar hkmet memurlar pek okumazlar diye, her fikrimi ayr bir istidaya yazarak bunlar ayr ayr kylerden verdirdim. Bylece hepsi okunmu olacak. Yolun yaplmasnda kylnn nasl yardm olacana dair de birok fikirler ileri srdm. Geenlerde ehre gittiim zaman maarif mdr bana biraz tuhaf muamele etti. Kzyor da kzdn belli etmeyip alay etmeyi tercih ediyor gibiydi. Neden diye merak ettim. Sonra laf arasnda: -Siz okul dndaki ilerle de uraacak vakit bulabiliyorsunuz galiba, talebeniz pek mi az?- dedi. -Az deil ama, o da vazifem deil mi?- diye cevap verdim. Alayc gzlerini stmde gezdirdi. Bir ey sylemedi. Sonra darda, kahvede arkadalardan duydum. Maarif mdr bana kzgnm. Ben kyllere Tekilat Esasiye Kanunu'nu (Anayasa) okumu, anlatmtm. Kadastro'da ii olan bir kyl bir istida vermi, bir mddet sonra da cevap istemi. Ne cevab, denince: -Basbaya cevap vereceksiniz! Mecbursunuz! Kanun var!- diye dayatm. Sormular, aratrmlar, kanunu benden rendiini anlaynca maarif mdrne ikayet etmiler. Hele bu yol iiyle bu kadar uratma kzanlar pek ok. Bir alakalar olduundan deil, i olsun diye kzyorlar. Benim retmen olduum kyde olduka zengin bir Rstem Aa var. ehirde arabac dkkan iletiyor, yayllar, kanlar tamir ediyor. Bunun istida veren kylere gidip benim aleyhime szler sylediini duydum. Pek amadm. Btn teebbslerden henz bir ey kmad. Ara sra bu iin arkasn brakacak oluyorum. (nk hkmetteki, hele nafadaki (Eskiden Nafa (Bayndrlk) Vekaleti'nin kentteki ynetim birimi.) memurlar benimle aktan aa alay ediyorlar.) Fakat akamlar kyde, istasyondan dnen arabalarn, kanlarn ve zavall hayvanlarn halini grnce iim acyor. Kendi kendime: -Baladn ii yarda brakma iki gzm, sana yakmaz!- diyorum. Ne de uzun muameleleri varm byle eylerin. Vilayet konanda bizim istidalarn girip kmad oda kalmad. Kyller bile benim bu gayretime ayorlar. Onlarda da bu iin sonu

kacana dair bir mit yok. Hala bir ey kmad... Galiba bu yolu yapmayacaklar. Kyl de bana yardm etmiyor. Pek l mahluklar... Belki de pek akll mahluklar da, bouna yere uramak istemiyorlar. imde hi evk kalmad. nsana birka kelime ile cevap verseler yine neyse, fakat ne evet, ne hayr!... Sanki bu istidalar ses vermez bir derin kuyuya atmz... Akamlar kyn yan bandaki srta karak uzakta tozlara bulanp uzanan yolu seyrediyorum. Bazan tozdan bembeyaz olmu ve stne sepetlerle denkler sarlm bir kamyon grnyor, bir bataklkta dizlerini kaldrp indirerek yryen bir insan gibi ileri geri sallanarak, yklacak gibi olarak, ar ar ilerliyor. Bu o kadar zc bir manzara ki, tekniin en son ifadelerinden biri olan bu makine ile dnyann bu en iptidai yolunun mcadelesini grmemek iin insan gzlerini kapyor. Bazan koup yolu avularmla dzeltmek, orada hi olmazsa be on metrelik bir yeri bir -yol- haline koyarak kendi hisseme den vazifeyi yapm olmak istiyorum. Bizim i birdenbire canland. Geenlerde ehre byklerimizden biri gelmi. Otomobili ne kadar rahat da olsa bu yol yine kendini hissettirmi olacak ki, bir laf arasnda valiye bundan bahsetmi, vali de hemen atlarak: -lk dndmz eylerden biri de budur, hemen bu sene yaptrmak istiyoruz, projeleri hazrlanyor. Hatta asfalt yaptrmay bile dnyrz... Acaba bu yol asfalt olsa ehrimizi sk sk ereflendirir misiniz?- demi. O byk zat da: -Gelirim tabii...- diye cevap vermi. Bunun zerine asfalt meselesi ald yrd. Ben meer uykudaymm, vali projelerden bahsediyor... Demek zannettiim kadar bu ie lakayt deillermi, yalnz grltsz, atafatsz bir ekilde halka hizmet etmeyi daha uygun buluyorlarm. Fakat bu sessizliin aksine olarak bu sefer de i pek yaygaraya verildi. Vilayetin, yemek listesi byklnde haftalk gazetesinin yarsn asfalt ose havadisleri dolduruyor. Kyde de itibarm artar gibi oldu. Bizim kyllerin insana muamele edileri zaten barometre gibi. Bence bu yolu asfalt yapmaya imdilik hi lzum yoktu. drt misli fazla masraf edileceine, bu para daha lzumlu yerlere harcanabilir ve buraya, kendimize gre bir yol, temiz bir ose yeterdi. Fakat belki baka bir dndkleri var. Belki her eyin son derece mkemmel olmasn istiyorlar. Bu kadar byk ilere aklm ermez. Bir yol olsun da, paramz varsa isterse

hal da detilsin... Vali Ankara'ya gitmi. Tetkikat yapan mhendisler yolun yarm milyona kacan sylemiler, halbuki vilayet btesi 350 bin lira... Bu paray bulmak iin bankalara mracaat edilmi, onlar da Maliye Vekaleti'nin kefaleti olmadan para vermemiler, Maliye Vekaleti de Meclis'ten izin almadan kefil olamazm, hulasa kark iler vesselam. Vali btn bunlar yoluna koymak iin gitmi... Adamcaz bu yol meselesini kendine i edindi. Meclisi Umumi'den tahsisat almak iin bir nutuk vermi, vilayet gazetesinde okudum. Bir belagat numunesi. Kendisini bu yol iine drt elle sarlmaya sevk eden, o byk zatn iareti olduunu sylyor ve onun yol yapldktan sonra daima geleceini vaat ettiini hatrlatyor. Hakikaten byklerimiz her eyi gryorlar ve bir iaretleriyle uyuyanlar uyandryorlar. Yalnz vali bu yol iin halkn da birok mracaatlar olduundan hi bahsetmiyor, yolun kylye ne kadar faydas olacan da sylemiyor. Belki bunlar herkesin bildii eyler de onun iin. Her ne ise, bu yol iinde bir damlack tesirim olduysa ne mutlu bana... ... Yolun yaplmasna baland bile. Bankalardan bor alnm, bilmem ka senede denecekmi. Bor taksitlerine karlk olmak zere hastane tahsisatndan biraz krplm ve nmzdeki sene maarif kadrosu biraz kslacakm. in buraya varacan hi dnmemitim. Fakat daha ortada bir ey yok. Vakitsiz tela etmeyelim. Para bulmak isteyince maariften nce akla gelecek ok eyler var. Mesela vali ok alakadar olduu bu yol meselesi iin imdilik vali kona yaptrmaktan vazgeebilir... Yol ilerliyor, bizim kye ayrlan kede de hararetli almalar var. Silindirler gelip gidiyor ve alacal bulacal bir sr kyl amele karncalar gibi alyor. Bu alma akam ge vakte kadar sryor, sonra kenardaki adrlara ekilip yatyorlar. Amelenin ou akta yatyor. Mteahhit adr yetitirememi. afakla beraber tekrar faaliyet balyor. Bizim kyden de amele yazlanlar var. Be on kuru kazanp vergi borcunu deyecekler. Bunlar geceleri kye dnyorlar; ama pek bitkin bir halde. Mteahhidin balarna diktii memur ekmek yemek iin bile on dakika zor izin veriyormu. Bizim kyl nceleri pek lakaytt, fakat ta denip asfalt ii balaynca hepsini bir merak sard. Kocaman kazanlarda kaynatlp sonra yerlere dklen bu kara eyin zerinde yrnebileceini, hele kamyonlarn ve arabalarn geeceini pek kabul edemiyorlar. Tarlalar bu tarafta olanlar akamlar dnerken yolun kenarndaki hendee melip sigaralarn tttrerek silindirin ileri geri gidiine bakyorlar ve tandklar amelelerle

aldklar yevmiyeler hakknda konuuyorlar. ... Yol bitti. Birka gn sonra al treni olacak. Kyn yanndaki tepeye kp baknca, uzakta kara bir ylan gibi parlyor. ki tarafna aa da dikeceklermi. Enfes bir ey dorusu. Btn Vilayet halknn buradan nasl akn akn geeceini, nasl kolaylkla, kayar gibi istasyona varacan dndke iimde bir ey hopluyor. Yolun salaml hakknda dedikodular var... Mteahhit adamakll vurdu diyorlar. Fakat herhalde dedikodudan ibaret. Bu dehetli gzel manzarann karsnda insana nasl fena dnceler gelebilir, ayorum. ... Bugn mrmn en mesut gn idi. ehrin kenarnda taklar kurulmutu, btn memurlar resmi elbiselerini giyip gelmiler. Hususi muhasebe mdr bile, bej pardssnn stne silindir apkay oturtmu, -1.55- boyu ile n tarafta yer alm. Ben de bir kat elbisemi silip tledim ve yle geldim. Maarif mdr ters ters bakyor ama, ne derse desin, bir gn kyden ayrlmakla kyamet kopmaz ya... Bu yol bir para benim eserim demektir... Halk ve kyl uzaktan seyrediyorlard, yanlarna gittim, konutum, sevincimden herkesi kucaklayacam geliyor. Yerime dndkten sonra aklma geldi, kyllere, yakna gelmeleri iin iaret ettim. Bu yol herkesten evvel onlarn demektir. Birka tanesi ilerleyecek oldu, jandarmalar brakmad, ben de sesimi karmadm ama neemin yars kat. Vali uzunca bir nutuk verdi, sesi pek gr olmad iin iyi iitemedim, yalnz kulama: -Cumhuriyet, bayndrlk... Rehberlerimiz... Her ey halk iin...- szleri geldi. Birka kii daha, ksa szler sylediler. Kordele kesildi, nde valininki olmak zere, bir otomobil kafilesi hzla ileri atld. Arkasndan memurlar be on adm yrdler, herkes ayan asfalta altrr gibiydi. Kyller belki acemiliklerinden, belki de bir ey sylerler diye ekindikleri iin, asfalta basmaya cesaret edemeyerek yolun iki kenarndaki toprak ksmda yryorlar ve byk gzlerle ortaya, zerinde taze otomobil lastii izleri slak slak parlayan asfalta bakyorlard. Her eye ramen kye muzaffer bir kumandan gibi dndm. ... Yolun alnn onuncu gn nafann fen memurlar vilayete bir rapor vermiler. Kanlarn ve kz arabalarnn, hatta dier arabalarn da asfalt iddetle tahrip ettiini bildirmiler. Bunda yolun pek salam olmamasnn de tesiri olacan hi

azlarna almamlar, halbuki yalnz kanlarn deil, biraz yklce kamyonlarn getii yerlerde bile ukurlar kalyor ve yer yer bozukluklar grlyordu. Vilayete telaa dmler. Daha paras denmeyen yolun, o byk zat ehri bir kere bile ereflendirmeden on be gn iinde eski haline dnmesi tehlikesi karsnda hemen toplanmlar ve lastik tekerlekli olmayan nakil vastalarnn asfalt yoldan gemelerini menetmeye karar vermiler. Kyde bu havadise kimse inanmak istemedi, fakat birka kyl jandarmalar tarafndan durdurulup kanlarn yoldan karmaya, amurlu tarlalardan geri dnmeye mecbur edilince, herkes iin ciddi olduunu anlad. Bu yasak pek ard. Yol iki da arasndaki bir boazdan getii iin, imdi istasyona gitmek isteyenler bu da dolaacaklar ve tam alt saat ziyan edeceklerdi. Bir yere toplanp bir are dndler, fakat ne jandarmalara kar koymaya, ne de kanlara lastik tekerlek taktrmaya, imdilik imkan yoktu. Alt saat daha fazla sren ve eskisinden birka defa daha berbat olan bir yoldan gidecekler, dan arkasndan dolaacaklard... Hibirisi artk benimle konumuyor, hepsi bana dman gzlerle bakyordu. Bir gn akamst muhtar geldi: -Olum- dedi, -biz senden ikayeti deildik ama, bu yol meselesi ii deitirdi. Kyl bamza gelen bu derdi senden biliyor ve sz dinlemiyor. Birka keredir seni dvmeye, hatta daha ileri gitmeye kalktlar, ben nne zor getim... Baka kylerde de senin dmanlarn oalyor. Bir gn bana bir i gelir. yisi mi, gzellikle buradan git. Darlma, gcenme, hakkn helal et!Ben de bunu dnmyor deildim. Kylnn bana kar ald tavrdan hayrl mana karamazdm. Birka para eyam antama doldurdum, artann bir boha yaptm; bu kye geldiim gibi yine bir akam vakti, gne sar otlara uzanr ve rzgar bunlar kzl bir deniz gibi dalgalandrrken, keskin gbre kokularn ve tezek dumanlarn arkamda brakarak, ktm yrdm. ::::::::::::::::: Hanende Melek Kahve ocana giden kapnn yannda, st ksm kk bir hal ve etekleri eski bir kilimle rtl, krs klkl bir kerevet vard. kiiden ibaret saz heyeti, yerli hasr iskemlelerin zerine,

gze batan bir ciddilikle oturmulard. lerinden biri inmek isteyince, bir metreye yakn bir yerden atlamaya mecburdu. Hanende Melek byle zamanlarda kk garson Hamdi'yi ararak yardmn ister, bir eliyle onun omuzuna dayanp tekiyle eteini tutarak ince bacaklarn aa uzatrd. Bu anlar o civarda oturmu hovarda mteriler iin mhim frsatlard. Baygn, fakat istek dolu gzler derhal o tarafa evrilir, tatl bir ey yenmi gibi posbyklar alt dudakla yalanrd. Sigara dumanlaryla nefes buularndan kahvenin pencereleri o kadar sislenmiti ki, darda arl arl yaan yamurun ancak sesi iitiliyor, camlardan szlen damlalar ierden grnmyordu. Ortada dolaan iki garson, tka basa dolu olan salonda kendilerine glkle yol aabiliyorlard. amurlu ayakkablarn tebahhurundan (buharlamasndan) hasl olan ar bir koku, yarsndan ou sarho olan mterileri bsbtn sersemletiyor, zaman zaman saz bastracak kadar ykselen bir grlt, sk sk alp kapanan kapdan sokaa vuruyordu. Yeni gelenler, iskemlelerin arkasna aslm duran paltolar drerek ve her getikleri yerde bir kaynama dourarak uzun mddet dolatktan sonra bir yer bulup oturuyorlar ve slak kasketlerini karp balarn kamaya balyorlard. Keman, ud ve Melek zaman zaman hamle eder gibi seslerini ykseltiyorlard. Bu srada grlt ile saz arasnda birka dakika devam eden hakiki bir mcadele oluyor, bazan grlt galip gelerek saz mahup bir eda ile vzltsna devam ediyor, bazan da, bir hayat kavgas kadar canla bala yapt mcadelenin sonunda kalabaln biraz susar gibi olduunu grnce, sevinle sesini ykseltiyordu. Byle dakikalarda Melein ince, biraz ksk, fakat tesirli sesi salonu doldurur, kendisine evrilen gzlerde biraz da alaka belirirdi. ... Caml kap ar ar alarak ieri davavekili Hseyin Avni girdi. Siyah paltosunun yakasn kaldrm, ayn renkteki apkasn nne indirmiti. Hastalkl gzlerini vapur duman bir gzlk rtt iin yznn ancak pek az bir ksm, sakallar uzam enesi grnyordu. Ucundan yamur sular szlen harap bir emsiyeyi koluna takmt. Korkak admlarla, yklmamak iin iskemle arkalarna tutunarak ilerledi, saza yakn bir yere geldi. Etrafta oturacak bo iskemle yoktu. Gzleriyle arand. O civara yerlemi bulunan memurlar, bekar retmenler onun baklaryla karlap kendisini masalarna armaya mecbur olmamak iin balarn nlerine emiler veya derin lakrdlarna dalmlard.

Bir masann etrafnda oturan ve esrar sigaralarn avularnn iinde saklayan kasap Hseyin Avni'yi masalarna davet ettiler. Hem ihtiyar sarhola alay etmek, hem de masalarna efendi adam oturduunu hanendeye gstererek itibar kazanmak istiyorlard. Hseyin Avni, siyah gzlklerinin buusunu ceketinin kolu ile sildi, paltosunun yakasn indirdi. apkasn kard. Adamakll seyreklemi olan beyaz salar kafasnn atlak ve lekeli derisine yapmt. Oturduu alak arkalkl yerli hasr sandalyede rahatlatktan sonra ban saza evirerek glmsedi. Bu srada uzun, seyrek dileri, donuk pembe di etleriyle beraber dar frlyor, dudaklarnn kenarndan tkrkler szyordu. Keman alan uzun kafal, esmer delikanl eilerek davavekilinin selamn iade etti. Melek bayla belli belirsiz bir iaret yapt; kucandaki udun zerine abanarak avaz avaz baran ihtiyar sanatkar ise, dnyann farknda olmad iin, arksna devam ediyordu. ... Melek iinden: -Aman yarabbi, bu heriften kurtulamayacak mym?- dedi. mrnde bu derece irendii bir adama rast gelmemiti. Be seneden beri hayatn sesiyle kazanyor, sktka vcudunu bu sese yardmc yapmak mecburiyetinde de kalyordu. Bu meslekte adam semek pek adet deildi ama, bunun da bir haddi vard. Zaten bu tiksinmesinde Hseyin Avni'nin suratnn pek rol yoktu. Melee asl korkun gelen onun yapkan bir ifade tayan hareketleri ve siyah gzlklerinin arkasnda kirli bir paavra gibi sallanan baklaryd. Dier tutkunlarnn smarlad bir ay bile hakir grmeyen ve bu eli ak hovarday bir glmseme ile tediye eden gen kadn, Hseyin Avni'nin, evinden kim bilir ne sahnelerden sonra alp kendisine hediye ettii birka altn bilezii bir trl koluna takamyordu. Kahvecinin sylediine gre bu adam evvelce Hukuk Mahkemesi azasndan imi, sarholuu yznden karmlar, ok az bir tekat maa alyor ve ocuu ile karsn davavekillii ederek geindiriyormu. Hukuk mezunu olmayp zabt katipliinden yetitii ve iine gcne kar hi alakas olmad iin yazhanesine gnde birka kylden baka urayan olmazm. Kahveci: -Metelik yoktur herifte, nesine yz verirsiniz?- diyordu. -Gnde iki kylye iki istida yazp yarm kat alr, onu da lokantac Mahir'de rakya yatrr, evde oluk ocuk a beklesin. Yandan da utanmaz, ak sakalna da bakmaz, yazhanesine urayan

altmlk kyl karlarna saldrr. Dayak yemedii gn yoktur. u kahvemize gelen efendilerin hibirinin ona yz verdiini grdnz m? amur gibi adamdr!Melek bu kasabaya geleli iki ay olmutu ve Hseyin Avni bir gece bile kahveye gelmemezlik etmemiti. Her akamzeri, yazhanede mi olur, lokantada m olur, bir miktar raksn ier, daha ikinci kadehte titremeye balayan admlarla kahvenin yolunu tutard. Bu gen, sska ve esmer kadncazn biraz atlak fakat yank sesi onu ldrtyordu. Fakat onun bir kadna srarla yapmas iin byle bir sebebe de hacet yoktu. Btn kadnlardan, en gzelinden en irkinine, en knden en yalsna kadar yle bir hava intiar ediyordu (yaylyordu) ki, eit eit olmasna ramen mterek bir hususiyeti haber veren bu kah latif, kah ba artacak kadar sakil kokular onun hurdalam vcudunda strapl bir sarsnt brakarak yaylyorlar, zavally uykudan, hatta dnmekten mahrum ediyorlard. rk dimann nasl imal ettii insan artan binbir trl dalaverelerle karsn kandryor, bir sandk kesinde, bir kn dibinde naslsa kalm olan kymetli birka para eyay ald gibi sazl kahveye gidiyor ve birka ark isteyip aldrdktan sonra, getirdii eyleri kk rak Hamdi ile Melee yolluyordu. Kemancy birka kere yazhanesine arp kuru zeytin ile rak ikram etmiti. Bir efendiye masa arkadal etmekten gurur duyan gen ingenenin Melek zerinde lehinde tesir yapacan mid ediyordu. Fakat artk sabr tkenmiti: Yarm yamalak selamlardan ve pek kstrd zamanlarda gen kadnn azndan dklen -Naslsnz efendim?- yollu bir hatr sormadan baka bir ey grd yoktu. Halbuki ihtiyar etlerini seyrek faslalarla kamlayan ihtiras nbetleri tahamml edilmez hale gelmiti. Oturduu yerden Melee doru bakarken, derhal frlayp saldrmak isteyen vahi bir hisse kaplyordu. Birka akam evvel kemanc vastasyla kadn yazhanesine davet ettii halde bu teklifi, patron raz deil diye reddedilmi, kemancdan cevap bekleyerek geirdii yirmi drt saat, kz isteyip cevap bekleyen delikanllara ta kartacak bir mit ve yeis silsilesi halinde gemiti. ki gnden beri sabahtan akama kadar iiyor ve binbir trl planlar kuruyordu. Ayn masada oturduu kasaplar, kahvede iki yasak olduu iin ay fincanlarna koydurup getirttikleri konyaklar iiyorlar ve ona da ikram ediyorlard. Esrar sigaralarnn duman Hseyin Avni'nin krmz kapakl gzlerini ve kuru genzini yakyordu. Melek ihtiyar udinin sesini bastrarak:

Gece kaplad her yeri, Keder sard dereleri, Esmerim vay vay. Dman deil, sevda at Sinemdeki yareleri. diye bardka Hseyin Avni ne doru eiliyor, yere decek gibi oluyordu. Bu arknn bestesinde, szlerinde ve Melein alar gibi bir ifade alan syleyiinde garip bir zavalllk, bir yalvarma vard. htiyar adam aznn iinde bir eyler mrldanyor, fakat ancak grtlan yrtar gibi dar frlayan bir -Ah!- duyulabiliyordu. Bir aralk ufak ve buruuk bir kada bir eyler karalayarak kemancya gnderdi, biraz sonra saz eski bir arkya balad: Bir dame drd beni ki baht siyahm, Billahi bu sevdada benim yoktur gnahm! Bunu, ksa faslalarla dier katlar ve ihtiyarn haline uygun dier arklar takip etti. ... Kahvenin kaps aralanarak ieri sekiz on yalarnda bir kz ba uzand. Kvrck salar slak bir psteki gibi ensesine yapmt. Gzleriyle, akn ve kararsz, etraf szdkten sonra oralarda dolaan Hamdi'yi ard, bir eyler syledi. Hamdi, tek tk evlerine yollanmaya balayan mterilerin arasndan syrlarak Hseyin Avni'nin yanna geldi ve kara gzlklerini dzeltmeye alan ihtiyara: -Beybaba! Senin kk kz gelmi, evden istiyorlarm!dedi. Sarhoun yal yznn gerildii ve seyrek sakallarnn dimdik olduu grld. Bir kedi gibi yerinden frlayarak: -Defolsun, beni burada bari rahat braksnlar!- diye homurdand ve yumruunu kapya doru uzatt. Aralk kap hemen kapand, Hseyin Avni tekrar iskemlesine kt. Kahve adamakll tenhalamt. Kalanlar baladklar partiyi

herhalde bitirmek isteyen birka tiryaki oyuncudan ibaretti. Biraz sonra saz da bitti. Ud torbaya, keman kutuya kondu. Udi, hi konumayan ve etrafna baknmayan bir ihtiyar, nndeki ay fincann son bir defa diktikten sonra kahveciden gndeliini alp gitti. Kemanc, Hseyin Avni'nin yanna gelerek: -Naslsn beybaba!- dedi, bayla da: -Ne idelim, bir trl olmuyor ite!- der gibi bir iaret yapt. Sarho ihtiyar: -E... Bu ne kadar srecek ya? Bizde hal kald m ya?- diye mrldand. Melek patrondan parasn alm, kendisini hana kadar gtrecek garsonun hazrlanmasn bekliyordu. Astragan taklidi eski bir mantonun iinde vcudu titriyor gibiydi. Siyah dekolte iskarpinleri amurlanm ve silinmemiti. Hseyin Avni yerinden frlad. Gen kadna doru yryerek onun koluna yapt: -Ben gtreyim seni, ruhum!- dedi. Melek vcudunun scak bir kesine slak bir el dokunmu gibi rperdi. -Teekkr ederim... Hacet yok!- diye mrldand. -Hacet yok olur mu ya? Bize de bu kadar cevretmek reva m ya? nsanda tahamml brakmyorsun vallahi!Bu szlerle beraber kadnn zayf kolunu daha ok skt. Melek hzla silkindi. Muvazenesini kaybeden davavekili dizlerinin stne derek alnn iskemlelerden birine vurdu. Kalkt zaman, sa kann st tarafnda krmz bir i grnyordu. Bir eliyle gzln dzelterek: -Ne demek istiyorsun yani?- dedi, sesi hrlt gibi kyordu. Ban kemancya evirerek: -Ulan!- dedi, -Nedir bu yaptnz? Bu cilve biraz uzun kayor!Kemanc kahve oca tarafnda kayboldu.

Hseyin Avni tekrar Melein koluna sarlmak isteyerek, bir adm att. Gen kadn korkak gzlerle etrafna baknyordu. Kahvede oyun oynayanlar ayaa kalkmlard. Bir ksm kasketini alp gidiyor, bir ksm ihtiyar avukatla Melein etrafna toplanyordu. Esrar eken kasaplar balarn birbirlerine yaklatrmlar; susuyorlard. Tavandaki lks lambalar parlayp snerek mrlerinin azaldn bildiriyorlard. Patron kemancnn hesabn kesmi, o da kalabala doru sokulmutu. Hseyin Avni etrafnn farknda deildi. Gen kadnn tekrar eline geirdii kolunu titrek parmaklaryla skarak: -Sen geliyor musun imdi?- dedi. Melek ksaca: -Hayr!- diye cevap verdi. Fakat ne yapacan kestiremeyerek olduu yerde kald ve saa sola baknd. Bu anda, birdenbire sol yana zerinde sarhoun terli elini hissetti. Birisi salarn eker gibi oldu ve mthi bir ac duydu. Baka birisi onu yakalad gibi birka adm teye gtrd, bir istemleye oturttu; bu, kendisini hana gtrecek olan garsondu. Kahveci ile iki ra birka adm ilerde, yere eski bir ul gibi ylm olan avukat tekmeliyorlar, kafasna gzne yumruk vuruyorlard. Biraz sonra raklar amurlara bulanan sarhou bacaklarndan ve kollarndan yakalayp kahvenin nne, yamurun altna braktlar. Melek birka dakika iskemlede ses karmadan oturduktan sonra raa: -Haydi gidelim!- dedi. Dar ktklar zaman, kahvenin ayak ta merdiveninin dibinde Hseyin Avni'nin hala yattn ve yamurdan iliklerine kadar slanan kk kznn onu kaldrmak iin urasndan burasndan ekelediini grd. Onlar birka adm getiler, kzcaz kanlar fark etmemiti. -Babacm, ne olursun babacm, hadi gidelim!- diye alyordu.

Nezleli sesi, artk biraz hafiflemi olan yamurun prtlarna karyordu. Melek yanndaki garsona: -u adam kaldrversene!- dedi. Beraber geri dndler. Kk kz hala babasnn etrafnda dolayor, hkrklarla kesilen bir sesle, kendi kendine sylenir gibi, yalvaryordu: -Babacm, hadi gidelim. Annem sz verdi, itin diye kavga etmeyecek... Bir ey getirmedin diye de kavga etmeyecek... Hi kavga etmeyecek...- Bir mddet susuyor, sanki cevap bekliyor, sonra: -Hadi kalksana, ne olursun!- diye tekrar alamaya balyordu. Yanna gelenlerin yzne bakt. O nezleli sesiyle, ehemmiyetsiz bir yardm ister gibi: -Kaldrversenize, ne olur?- dedi. -ki gndr eve uramyor, hepimiz az. O gelmeyince annem bsbtn sinirlenip bizi dvyor, gidin getirin diyor!Melek ve garson, Hseyin Avni'nin kollarna yaptlar. Sarho szmt. Yerinden g oynuyordu. Islak paltosu sska vcudundan daha ard. Ayaklarn yerde sryerek birka adm gtrdler. Biraz gevek braknca olduu yere kyordu. Hibir ey sylemeden onu srklemeye devam ettiler. Kk kz nlerine dm, yol gsteriyordu. Zifiri karanlk sokaklarda Melek dizlerine kadar amura battn hissetti. Her admda bir ukur vard. Epeyce uzun bir mddet yrdkten sonra alak bir bahe duvarnn nnde durdular. Kz alkn bir elle iki kanatl kapnn demir halkalarn bulup takrdatt. Biraz sonra ierde bir kap gcrdad, amurlu bahede takunyal ayaklarn sesi duyuldu, kapnn bir kanad ald ve elinde titrek kl bir idare lambasyla sska bir kadn vcudu grnd. Gzleri evvela lakayt bir bakla sarhou, sonra bsbtn manasz bir ifade ile gen kadn szd. Kk kzn nezleli sesine pek benzeyen bouk bir sesle: -Demek imdiki de sensin ha?- dedi. Melek hibir ey sylemedi. ki kadn bir mddet baktlar. Garson sarhou kapnn i tarafna, duvarn dibine brakt.

Kk kz kapnn bir kenarnda hala alyor ve ara sra burnunu ekiyordu. Damlarn kenarndan tek tk damlalar dyor ve bouk sesler kararak sokan amurlarna gmlyordu. Melek yavaa elindeki antay at, iinden drt be altn bilezikle bir ift kpe ald. Kendisine hayretle bakan sska kadna uzatarak: -Aln bunlar... Bunlar sizin galiba...- dedi. Sonra ban azck nne eerek: -Bana bunlar bouna vermiti...- diye ilave etti. Gitmek iin dnd. Kapnn kenarna dayanm duran kk kz grd. Kendini tutamayarak onu kolundan yakalad ve ekti, srsklam salarndan tuttuu ban gsne bastrd. Sonra eildi, akn akn kendine bakan kzn yalardan ve yamurdan slanm yzn sk sk pt. Bir kabahat iliyormu gibi abuk ve sinirli hareketlerle antasn tekrar at, biraz evvel ald bir buuk lira yevmiye ile dnden kalan yirmi otuz kuru paray kzn avucuna sktrd. Sonra hi arkasna bakmadan, yan banda sessizce yryen garsonla beraber, amurlu yollardan geriye, kendisini bekleyen han odasna dnd. 1937 ::::::::::::::::: aydanlk Hastanenin bodrum katndaki kk ve pencereleri demir parmaklkl odada be kii yatyorduk. Hapishanenin doktoru ve reviri olmad iin hasta mahpuslar arlancaya kadar koularnda kalrlar ve araba paras tedarik edebilirlerse belediye doktorunu getirtirlerdi. Ak salarn pek itina ile ortadan ikiye ayran bu ihtiyar ve zayf adamcaz, yznde besbelli bir tiksinmeyle, ellerini srmeden hastalara bakar ve mevcut olmayan bir mesuliyetten korkarak, ekserisini hastaneye havale ederdi. Fakat hastanede mahpuslara ayrlan kou be kiiden fazla almad iin, mtehasss tarafndan --asla yaptrlamayacak olan-- bir reete ile birlikte geri gnderilen mahpuslarn, yol kenarlarnda oturup dinlenerek ve kelepeli ellerine jandarmalarn sktrd bir sigaray hrsla ekerek hapishane yolunu tuttuklar her zaman grlrd.

Ben bir kulak sancs yznden yatyordum. Bir bardak scak suya damlatlan buuyu bir keseklah vastasyla sabah akam burnuma eker, nadiren kitap okur ve ok zaman gzlerimi beyaz sval tavana dikerek uzanrdm. Yanmdaki yatakta, esrarkelikten dolay alt ay hastanede tedaviye mahkum edilen bir bakkal vard. Hemen hemen hi odada durmaz, koridorda jandarmalarla ahbaplk ederdi. Hasta olmad ve uzun zamandr burada yatt iin hademeler ve jandarmalarla aras pek iyi idi ve gnlk esrarn tedarikte hi sknt ekmiyordu. Onun tesinde, rvet ve irtikaptan iki buuk seneye mahkum eski icra memuru Sleyman Efendi yatyordu. Hastal zatrree idi, fakat ihtiyarlna ramen tehlikeyi atlatm grnyordu. Gen dahiliye mtehasss sabahlar vizitede glerek srtn okuyor ve: -Yakay kurtaryorsun, Beybaba!- diyordu. Dier iki hasta, adam vurmaktan on beer seneye mahkum iki kyl idi. Biri hasmn, teki su meselesinden tarla komusunu ldrmt. Her ikisi de bir trl iyi olmayan bir barsak hastal ekiyorlard. Mthi zayflklar ve sapsar yzleri, onlar, insan artacak kadar birbirine benzetiyordu. Odadakilerin iinde Sleyman Efendi'den baka konuan yok gibiydi. Esrarke bakkal yatanda bulunduu zamanlar, bada kurup oturur ve gzlerini beyaz boyal karyolann ayakucuna dikerek saatlerce susard. ki kylden biri yataktan kalkamayacak kadar halsizdi. Btn gn ban duvardan tarafa evirip yatar, hi kmldamazd. smi Satlm olan dier kyl bir para daha dermanlyd. Ara sra konutuu da olurdu. Hatta bir kere ormanda nasl pusu kurup babasn vuran adam devirdiini bile anlatt. Fakat Sleyman Efendi, halsizliine ve nefes almakta ektii glklere ramen btn gn hi durmadan sylenirdi. Sabahleyin erkenden yataklar dzeltmeye gelen hademelere atmaktan balayarak, kahvalt getiren hastabakcya, hatr soran hemireye, vizite yapan doktora boyuna drlanrd. Kendisini memnun etmeye imkan yoktu. Karsna kimi alrsa derhal tekilerden ikayete balyordu. O kadar ki, esrarke bakkal hakknda azna geleni syleyip benim dinleyip dinlemediime

bakmadan: -Nasl, dediim gibi deil mi?- diye sorarken, bakkal ieri girince, onu yatann kenarna oturtur, bana da duyuracak bir sesle benden bahsederdi: -Aptal mdr nedir? Boyuna kitap okuyup dnr. Biz de ok okuduk ama, faydas olmad. Neyine kibirlenir acaba? Biz de efendiyiz ama, kimseye kem baktmz yok...Karsndaki, bazan bir bahane bulmaya bile lzum grmeden kancaya kadar o devam ederdi. Ara sra yorgunluktan gzlerini kapayp ban yasta koyarak dinlenir, yahut ksrk nbetine tutularak gzleri yerinden frlar, fakat biraz kendine gelir gibi olunca yeniden sylenmeye balard. -Aman!.. Doktor mu bunlar... Ben onlardan iyi anlarm bu ilerden... Bacak kadar ocuk gelmi de bana akl retecek. Hardal lapas neyse, onu biz de yaparz. Zaten doktora da ben syledim... Ama o ineleri lzumsuz yere vuruyor... Satlcana ine kar eder mi? Sonra tutmu 'ay ime!' diyor. Allah Allah... aydan da zarar geldii grlm m?..Sznn burasnda barrd: -Satlm... Getir aydanl!..Satlm, uzand yataktan frlar, eski ve kocaman hastane terliklerini sska ve topuklar balmumu gibi sararm ayaklarna geirir, kzgn sac sobann zerinden aydanl ve pencereden ay fincann alarak -Beybaba-nn yanna varrd. Sleyman Efendi Satlm', fikrini almaya lzum grmeden kendisine hizmeti semiti. O kadar salahiyet ve tabiilikle emirler veriyordu ki, itaat etmemek olann aklndan bile gemiyordu. -Satlm, olum, uzat u tkrk hokkasn-: yahut; -Satlm, jandarmaya seslen, u eyrei de ver, bana eker alsn!..dedii zaman, sska delikanl denek gibi parmaklaryla karyola demirlerine tutunur ve syleneni yapard. htiyarn tahakkm karsnda jandarmalar bile itiraz edemiyorlar, ard aras kesilmeyen angaryalara, ara sra sylenerek de olsa, tahamml ediyorlard. Satlm ay bardan doldurup Sleyman Efendi'ye uzatnca ihtiyar dorulup srtn duvara dayar, tepesindeki salar dklm kocaman ban ar ar sallar, azna dklen gr byklarn svazlayarak imeye hazrlanrd. Onu bu vaziyette gren hemireler birka kere srtn duvara vermemesini, yorgandan kmamasn syledilerse de o arkalarndan istihfaf (aalama,

kmseme) dolu bir glle bakt ve bildiini yapmaya devam etti. ayn itikten sonra Satlm'tan aydanl tekrar ister, kopuk kapa kaldrarak iine bakar, sonra, bir iftlik balyormu kadar ehemmiyetli bir velinimet tavryla: -Bunu da sen i!- diyerek ona bir eker uzatrd. ay iini biraz stp ksrk nbetlerinin aras uzaynca enesi bsbtn alyordu. Odada herhangi birimiz herhangi bir meseleden bahsedecek olsak derhal laf yarda kestiriyor: -O senin bildiin gibi deil!..- diye kendisi sze balyordu. Herkesin bir kusurunu bulur, herkese bir ey, hatta birok ey retmeye kalkard. Zavall Satlm nasl vukuat ilediini anlatrken bile Sleyman Efendi'nin mdahalesinden kurtulamam, kendi bandan geen vakann dorusunu ihtiyardan renmek mecburiyetinde kalmt. htiyar adam ksre ksre: -Yok, yok... Senin bildiin gibi deil... Sen orada yatarsan adam deil ku bile vuramazsn... Pusuyu nereye kurduunu bile bilmiyorsun...- diyerek cinayet mahalline dair uzun tafsilata giriiyor ve asl fail bu izahat hayret, hatta biraz da hrmetle dinliyordu. Bu ihtiyar efendinin dedikleri geri hakikate uygun deildi, ama yle bir akllca sayp dkyordu ki, herhalde doru olacakt. Mevsim ilkbahar balangcyd. Odann kk sac sobas hi durmadan yanyordu. Akam serinlii basnca koridorda yen jandarmalar da iskemlelerini alp ieri giriyorlard. Snk ampuln altnda, silahlarn kucaklarna dayayp bekleiyorlar, ara sra esrarke bakkalla yarenlik ediyorlard. Akamlar atei ykseldii halde Sleyman Efendi de onlara laf yetitirmekten geri kalmyordu. Jandarmalara kah nasihat verir, kah onlar azarlar veya atei biraz daha ykselirse, abuk sabuk sylenip barmaya balard. Son gnlerde hastal tekrar arlamt. Bunda hem geceleri arkasna hardal lapas korken srtn yarm saat ak brakp ten hastabakclarn, hem de kendisinin kabahati vard. Odann sk sk bozulan havasn deitirmek iin pencereyi atmz zaman, yorganna iyice sarlmasn sylediimiz halde, o dinlemez, gsn ap pencereden gelen rzgara vererek: -Bu rzgar adama dokunmaz... Sizin bildiiniz gibi deil... Bu rzgar Takkeli Da'dan geliyor. nsana ifa getirir...diye mart rzgarn hasta cierlerine ekerdi. Satlm gnde bir bardak az ekerli ay mukabilinde ona

hizmetkarlk etmeye devam ediyordu. Aylardan beri perhiz eden midesi doktordan gizli itii bu birka yudum scak mayii belki de hasretle bekliyordu. Yalnz Sleyman Efendi artk aylarn srtn duvara dayayarak iemiyordu. Satlm yardm etmezse stne dkt bile oluyordu. Elleri titremeye, gzleri adamakll kmeye balamt. Kyl delikanlsn esrarke bakkaln yatana oturtup: -Senin bildiin gibi deil... yle adam ldrlmez... Bak ben sana anlataym...- derken birdenbire sz saptyor: -Bakatip ald paralarla iki ev ald da yine kolunu sallaya sallaya geziyor. Hapislik bize dt- diye, baka zaman hi azna almad mahkumiyetinden bahse balyordu. Cezasnn bitmesine bir buuk ay kalmt. Bunun iin haftada bir iki kere urayan oluna dardaki ileri hakknda talimat veriyor ve on sekiz yanda kadar grnd halde gzleri be yanda bir ocuk aknl ile odada dolaan biraz aptalca olu bu szleri hi cevap vermeden, tasdik makamnda ban sallaya sallaya dinliyordu. Birka gn iinde ihtiyar bsbtn fenalat. Yznn kemikleri frlayvermi, gzleri garip bir parlaklkla daha ukura gmlmt. Gnn ekseri saatlerinde kendinden gemi olarak yatyor ve sayklyordu. Geceleri rpnyor, boulacak gibi ksryor ve durmadan inleyerek hibirimizi uyutmuyordu. Esrarke bakkal iki gece uykusuzluktan sonra: -Hala geberemedi yahu!..- diye sylenmeye balamt. Yalnz Satlm hizmetinde kusur etmiyor, ihtiyarn her sayklaynda yastndan ban dorultarak: -Bir ey mi istedin, Beybaba!- diye soruyordu. Nihayet bir gece sabaha kar ses kesildi. Son gnlerde sk sk bizim odaya urayan nbeti hemireler derhal bir sedye getirterek ly kaldrdlar. Yataklar dar kardlar. Daha onlarn ii bitmeden drdmz de derin bir uykuya dalm bulunuyorduk. Hemen sabah vizitesinden sonra bizim odann nndeki koridorda ayak sesleri ve konumalar peyda oldu. Jandarmalardan biri ban kapdan uzatarak: -Beybaba'nn soyu sopu buraya topland!- dedi. Biraz sonra lenin aptal olu ieri girdi. Babasnn plak yatana olduka byk bir boha sererek pencere ilerinde ve yatak altlarnda lden kalan ne varsa onun iine doldurmaya balad. Birka kere bakkaln eyasna da el att, fakat o hemen mdahale etti:

-Brak o saati... Babann yle saati var myd? Akgzlk etme!..Olan ne buldu ise derleyip toplayarak dar kt. Bu srada kapnn aralndan koridorun bir paras grnd. Darda birka kadnla bir sr ocuk vard. Btn akraba gelmie benziyordu. Bunlarn arasndaki imanca ve yalca bir kadn olann dar kard bohay yere serdirip atrd. indekileri birer birer savd. Sonra telala olana dnp bir eyler syledi. Tekrar ieri giren ocuk etrafna baknarak: -Bizim aydanlk nerede?- diye sordu. Drt be gnden beri ay piirilmedii iin bu kapa kopuk, srlar dklm kk emaye aydanlk ortadan kalkmt. Herhalde Satlm bir yere koymu olacakt. Kendisini biraz evvel midesinden su almak iin laboratuvara gtrmlerdi. Esrarke bakkal: -Tela etme bulunur!- dedi. Bu sz zerine kapdan ieri iman ve kpkrmz bir kadn ba uzanarak: -O da ne demekmi? Helbet bulunacak!..- dedi, sonra oluna dnerek, serte: -Sen bunlara bakma, aramana bak Vecihi, belki baka eyler de kalmtr...Fakat aydanlk ortada yoktu. Satlm'n karyolasnn baucunda sallanan ve zavallnn varn younu iinde tayan Amerikan bezinden bir torbay dndan adamakll sktrp yokladlar; iinde aydanla benzer bir ey yoktu. Kadn kapnn nnde sylenip duruyordu. Oradan geen bir hemire ile bir hastabakcy durdurdu, onlar da alp ieri girerek hep beraber etraf aramaya baladlar. Darack odada birbirlerini itip kakarak yataklarn altn, soba odunlarnn yl durduu keyi, hastalarn torba ve bavullarn kartryorlard. Ben yzm duvara evirmi, sessiz yatyordum. lenin kars arkamdan drterek: -Hit, grmedin mi aydanlk nereye gitti?- dedi. Hemire atld: -Hastalar rahatsz etmeyin, sonra bulunur!- Fakat kadn bunu bekliyormu gibi barmaya balad:

-Ne demekmi sonra bulunur!.. imdi bulunmazsa gitti gider, dahi gider... Hanm, buras neresi? Mahpus kouu, hrsz yata. Adamn gznden srmeyi alarlar. Uurlu adamn burda ii ne...- Sonra bize dnerek tehdit eder gibi: -Syleyin bakaym, nerede?.. Hanginizde ise karsn!..dedi ve gzlerini teker teker hepimizin zerinde gezdirdi. Hemire onu kolundan tutarak yavaa dar ald, fakat kar bir trl susmuyor. -Mdre kacam, bahekime gideceim...- diye koridorlar nlatyor ve jandarmalarn, koluna yapp: -Haydi evladm, siz bilirsiniz usuln, unlar syletiverin de nereye koydularsa karsnlar!- diyordu. Bu aralk iki hademenin kolunda Satlm ieri girdi. ektii azaptan sonra bitkin bir halde idi. Daha kapda iken bakkal kendisine sordu: -Ulan Satlm, ihtiyarn aydanln grdn m?Kyl, hademelerin yardmyla yatana yatarken, bayla evet diye iaret etti, sonra hademelerden birine: -Getiriver!- dedi. Ban bize evirdi: -Akam Beybaba arlaverdi...- dedi. -Baktm vakti gelmie benzer, banda candan adam yok, azna bir yudum su aktacak oldum. aydanl hademe smail'e verip mutfaa saldm. Ilka su getirsin dedim... Su gelmeden rahmetli can teslim etti. Nasip deilmi. Ksmeti bu kadarm...Hademe smail aydanl getirip kadna verdi. Anaoul bohay yeniden baladlar. Bu aralk hastanenin idari mdr oraya geldi ve kadna bir eyler syledi. Kadn, yz tekrar kpkrmz olarak: -Ne demekmi o?... Devlet elinde can verdi, lsn de devlet kaldrr. Elimi srmem. On para da vermem. Ahir vaktinde kocam hapishane kelerinde ldrdnz de lsn bana m kaldrtacaksnz... stemem. Ne yaparsanz yapn...Bohay olunun koluna takarak: -Ne duruyorsun, yr..- dedi. -Az daha dursak bizi soymaya kalkacaklar...- Oradaki dier kadnlara ve ocuklara dnd: -Hadisenize siz de!-

On yalarnda kadar bir olan: -Amcam bir grmeyecek miyiz?- dedi. -stemem... Gremem... Yreim kaldrmaz. Aslan gibi ayalimi (e, zevce) kim bilir ne hallere koydular. Amann ocuklar... Yrekler dayanr m... Yandm!Avaz avaz bararak alyordu. Kocasnn meziyetlerini, haksz yere damlarda ldn sayyor, ruhunun btn rikkatiyle (inceliiyle) hkryordu. Bu sefer olu onu itmeye balad. oluk ocuk alaarak koridorun br ucuna doru uzaklatlar. Bu srada ieri giren hademe smail'e kyl Satlm: -u torbay zver!..- dedi. Amerikan bezi torbann azn at, iinden bir ift yn orapla bir iki evre ve bir kat amar, en sonra da kk bir kese kard. ini nne boaltt. Beyaz yatak rtsnn zerine tane on kuruluk yuvarland. Satlm bunlardan ikisini smail'e uzatarak: -Al unu da, sevaptr, bir testi alver. Rahmetliyi mezarda kefensiz yatracaklar, hi olmazsa toprana iki testi su dkver...dedi. Torbasn tekrar toplayp baucuna ast, halsiz ban yasta koyarak gzlerini bembeyaz tavana dikti... 1938 ::::::::::::::::: Ayran Kyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu amurdu. ki mzrak boyu ykselen gne, tarlalar hala rten karlarn zerinde prltlarla ve gz kamatrarak yanyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sar bir renk alp bouluyordu. Kocaman ve alt ivili kunduralarn plak ayaklarna geirmi olan kk Hasan, sa koluna ald gm, ara sra dinlenerek srklemeye almaktayd. Bazan sol elindeki inko marapay yere brakarak ar ykn vcuduna daha az ar verecek bir ekilde kavramak istiyordu. Azna kadar ayranla dolu olan gmn alt kenar her adm atnda dizlerine

vurmakta ve dirseine kadar geirdii sap, kolundan kurtulup nne yuvarlanmak ister gibi, ileri hamleler yapmakta idi. Kunduralarnn arka taraf o kadar dar doru eilmiti ki, ocuun topuklar ayakkabnn kesine deil, dorudan doruya amura basyordu. Yaz k, her gn gitmeye mecbur olduu bu iki saatlik yol bu sefer daha uzam gibiydi. Tam yar yolda bulunan kk ve kuru st aac henz ufukta ve sisler iindeydi. Kk Hasan senelerden beri grd eylere alakasz gzlerle bakyordu. Kuru sazlarn arasnda orak ovay oyarak geen ve ta yanna gelmeden farkna varlmayan drt adm geniliindeki kk derenin, yan yana uzatlm kalastan ibaret kprs artk kecek kadar sallanmaya balamt. Biraz daha yukarda, kk bir srta dayanarak ovaya bakan deirmenin uultusu duyulmuyordu. Bu k gnlerinde gn ilerse be gn ilemiyor, kapsnn nndeki, yapraklar dklm, stle tamamen terk edilmi bir viraneyi andryordu. Kk Hasan hibir ey dnmeden ilerliyordu. Ne evde kendisinin dnmesini bekleyen iki kk kardei, ne de drt saat uzaktaki nahiye merkezinde hizmetilik yapan anas bu anda aklnda deildi. Ayrann satp satamayacan da dnmyordu. Kafasnda yalnz bir ey vard: Bu yolu tekrar yrmek, geri dnmek mecburiyeti... Uzun bir alamann sonundaym gibi iini ekti. Marapay tuttuu sol elinin atlaklarla rtl st taraf ile burnunu sildi. Gzlerini ileri evirince istasyona yaklatni grd. ki taraf plak dalarla evrilen bu upuzun ovann tam orta yerinde yapayalnz duran ve etrafndaki yapraksz akasyalarla daha zavall grnen bu souk bina, oraya rastgele atlm bir ta parasn andryordu. Gnde iki defa geen posta treni bile, ne diye bu manasz yerde duruyorum diye hayret eder gibiydi ve birka dakika durduktan sonra kalkarken, ald ddkte keyifli bir slk edas vard. Kk Hasan, istasyonun tahta parmaklkla ayrlan hududuna gelince biraz dinlendi, sonra yine tahta parmaklkl kapy aralayarak ieri szld. stasyon binasyla raylar arasnda kalan drt be adm geniliindeki yerde, heybelerinin stnde oturan iki kyl ile, kaputunun iinde bzlm gibi duvara dayanan bir jandarmadan baka kimse yoktu. Buras yle tren zaman eit eit kebaplar, gazozcular, yemiilerle dolan byk istasyonlardan deildi. Ancak yazn civar kylerden kara zm, kavun,

karpuz getiren be on kyl burasn canlandrrd. Kn ise kk Hasan'la drt gnde bir kk bir kfe k armudu getiren topal ve ihtiyar bir kylden baka kimse ortalkta grnmezdi. Tren geldike rahatsz edilmi bir suratla ortaya kan istasyon memuru, ii biter bitmez derhal odasna ekilir, btn gnn, on senelik akmlatrl radyosundan bir ses karabilmek iin asla yeis getirmeden uramakla geirirdi. Bugn, k armudunu satan kyl de ortada yoktu. Kk Hasan gm yerin slak kumlar zerine brakarak raylar seyre dald. Her gn yzlerce adam bilmedii bir yerden alp bilmedii bir yere gtren bu upuzun ve sonu olmayan demirlerin arasnda, gelip geen lokomotiflerin brakt siyah ya lekeleri grlyordu. Keskin bir ddk sesi ile irkildi. stasyona gelen tren, kendini haber veriyordu. Lokomotif tam ya lekelerinin stne geldi ve durdu. Kk Hasan, kurulu bir makine gibi, gm ve marapay yakalayarak trenin boyunca komaya ve ban pencerelere kaldrarak: -Ayran, ayran, temiz ayran!- diye barmaya balad. Yazn -buz gibi!- diye barrd; imdi, bu souk havada, sanki her ayran kelimesinin banda hala o -buz gibi- sfat vard. Kimse ban evirip bakmyordu bile. Trenin hemen hemen btn camlar kapalyd, ak olan bir iki tanesinde de boyal sal, yn bluzlu kadnlar duruyordu. Kk Hasan'n gzleri, delecekmi gibi, kapal camlara dikiliyor ve bunlarn arkasnda teneke marapadan ayran iebilecek insanlar; hali vakti yerinde kyller, boyunbasz esnaflar, izinli giden askerler, hasl susam kimseler aryordu. Bir batan bir baa kere kotu. Gmn keskin kenarl dibi ince bacaklarna arpp actyor, fakat o, azck yzn buruturarak: -Ayran, temiz ayran!..- demeye devam ediyordu. Drt bardak, hi olmazsa drt bardak satabilseydi. Buna mukabil alaca on kurula eve bir kara ekmek gtrebilirdi. Onun gelmesini, a bir uyuukluk iinde drt gzle bekleyen iki kk kardeinin hayali gznden imek gibi gelip geiyor ve o hep baryordu: -Temiz ayran... Temiz...-

Annesi hizmeti bulunduu yerden haftada bir kere, birka saat iin geliyor, yannda biraz yufka, birka soan, bazan da yarm desti pekmez getiriyordu. Fakat bunlar, tane a mideye iki gn bile yetmiyordu... Ondan sonra iki kardei beslemek vazifesi kk Hasan'a dyordu. Biri iki, teki be yanda olan bu sska ocuklarn btn ileri, bask tavanl bir damdan ibaret olan evde ellerine ne geerse yemekten ibaret gibiydi. Kk Hasan hergn yourt almak iin kendisine lazm olan mayay onlarn yetiemeyecei ve bulamayaca bir yere --tavan direklerinin duvarla birletii keye-- saklamaya mecbur oluyor ve her gn, istasyonda bulunduu srada, bu iki a midenin, kendileriyle ayn at altnda ayn al eken ihtiyar keiyi bile yiyeceklerinden korkuyordu. ok akamlar, koltuunun altnda getirdii ekmei ortaya koyarak ayran boaltmak iin bir toprak anak getirmek zere ocan yanndaki keye gider, sofra bana dnd zaman o balk gibi ekmekten ortada bir ey kalmadn dehetle grrd. O zaman kendisi bir anak ayran ier, ala alm olan midesinin hafif ezilmelerine kulak asmadan, eski bir psteki zerinde yatan kardelerinin yanna, delik deik ve yal bir yorgann altna sokulurdu. Onu asl dehete dren, kardelerinin bu kuyu gibi daima yutan ve hi doymayan mideleri deildi; eli bo olarak eve dnd zaman, bu iki sska mahlukun kendisine nasl parlak ve bym gzlerle ve nasl sonsuz bir kinle baktn hatrlaynca tyleri rperiyordu. imdi de bu korkuyla avaz kt kadar bard: -Ayran... Ayran!..Trenin nc mevki vagonlarndan birinin penceresi indirildi. Uzun boyunlu, kasketli, kr bykl bir ba uzanarak: -Ver bakalm bir tane!- diye seslendi. Kk Hasan marapay titreyerek uzatt. Adam minimini gzlerini marapann iine dikerek sindire sindire iiyor ve sulu ayran byklarnn ucundan yakalksz gmleine damlatyordu. Marapay uzatarak: -Doldur bir daha!..- dedi. Onu da itikten sonra yeleinin cebinden bir onluk alp aa att: -Ver be kuru!..-

Kk Hasan: -Yok ki!- dedi ve etrafna baknd. Ortalkta istasyon memurundan baka kimse kalmamt. O da, hafiften kar iselemeye balad iin, boynunu ieri ekmi, trenin kalkmasn bekliyordu. ocuk gmn olduu yerde brakarak ona kotu, paray uzatt: -unu iki eyrek yapsana!..- dedi. Memur cevap vermeden arkasn dnd ve hareket kampanasn ald. Trenin penceresindeki uzun boyunlu adam eliyle iaret ediyor: -Gelsene ulan!- diye baryordu. Kk Hasan o tarafa kotu. Penceredeki: -Ver on kuruu!..- dedi. ocuk derhal paray uzatt. Tren yavaa harekete gemiti. Adam paray yine yeleinin cebine koyduktan sonra, aresiz bir eda ile: -Yok eyreim, ne yapalm!- dedi. Vagon kk Hasan'dan be alt adm uzaklamt. Uzun boyunlu adam, pencereden sarkarak: -Hey, ocuk, hakkn helal et!- diye bard. Kk Hasan hibir ey anlamyormu gibi bakakalmt. Tren hzlanp uzaklayordu. Tekerleklerin grlts arasnda adamn sesi tekrar duyuldu: -Helal et bakaym, helal et!.. Hadi!Kk Hasan bir eyler mrldand. Sonra gmn alarak istasyon duvarnn kar tutmayan bir kenarna meldi. Kar adamakll serpitirmeye balamt. Kk Hasan eve eli bo dnmektense akam trenine kadar beklemeye karar verdi. Souktan donan ellerini ovuturuyor ve annesinin kei krptklar makasla kestii kertikli salarn kayordu. Rzgardan gzleri yaaryor ve mavi gzlerini saran kirpikleri apaklanyordu. Akama kadar bu kede bekledi. Ara sra ayaa kalkp dizlerini ovuturuyor, sonra tekrar melerek kafasnn iindeki sisli bolua gzlerini eviriyordu. Dnmesi ve tahayyl etmesi kendisine ho gelecek hibir ey mevcut olmad iin, bu boluk ona bir dinlenme gibi geliyordu. Birka kere anas aklna geldi. Onun alamakl yzn grr gibi oldu. kk

ocuunu toprak bir damda brakarak baka kylerde ve el yannda birka lokma iin didinen bu kadna kar garip bir merhamet duyuyordu. Bunda, biraz da, kardelerine kar anasyla ayn vaziyette bulunmasnn tesiri vard. Evdeki iki a mahluk haftada bir gelen zavall kadn da hep o kin dolu baklarla karlarlard. Kadncaz, getirdii bulgurdan yasz bir orba yaparken, kuru kuru hkrklarla iktifa eder, (yetinir) evi bir para dzeltmeye alr, akama kadar kaldktan sonra, bazen bir kelime bile konumadan kar giderdi. Kk Hasan onun azndan babasna veya herhangi bir akrabaya dair bir kelime bile duymamt. Zaten kendini bildiinden beri bir an bile bunlar merak etmi deildi. Hayat istasyonda ayran satmaktan ve kk kardelerini beslemekten ibaret sanyordu. Bunun iin de bir tek korkusu vard: Ya anam yine gnn birinde eve gelip birka gn yatar, iniltiler iinde ve kendi kendine bir ocuk daha dourur, be on gn sonra onu da bama brakarak giderse, diyordu... Bu yeni misafiri de doyurmak kendisine decekti. Kyl de onlarn evinden nedense uzak kalmay tercih ediyordu. Kaplarn bir gn bir insann at grlmemiti. Hayat eskisinden daha feci olarak devam edecek ve Hasan, gnden gne st azalan ihtiyar keinin yardmyla bu mthi mcadeleyi baarmaya alacakt. Gnnn bo zamanlarn keiyi otlatmak, karl havalarda ise dere boyunda, bir kartan ksa, kuru otlar bulup hayvana getirmekle geirecekti. Yazn ileri o kadar fena deildi. Sabahleyin serinde yola karsa istasyona yorulmadan varyor, hemen hemen btn gm satyordu. Cebine doldurduu ufak paralar kadar, belki de daha fazla onu sevindiren bir ey de, kye dnerken yknn hafif olaca dncesiydi. Sabah treninde btn ayran satamasa bile, akam trenine kalyor, fakat istasyona ekin getiren kyller leyin ekmek yerken ok kere btn gm haklyordu. Akam treni saat drt buukta geldii iin yazn ortalk kararmadan kye dnebiliyordu. Fakat bugn daha trene yarm saat kala istasyon korkutucu bir alacakanla gmlmt. Ayazda ve karanlkta kalkp geri dneceini dnerek titredi ve hemen gitmek istedi. Fakat bu srada odasndan dar kan istasyon memuru trenin yakn olduunu anlatt. Trenin istasyonda durmasyla kalkmas bir oldu. Kk Hasan kapal ve puslu pencerelerin arkasnda hayal meyal belli olan insan ekillerine bakarak trenin bir bandan br bana kotu ve -Ayran, temiz ayran!- diye bard, kocaman kunduralar slak kumlarda gcrtlar yapyor, karlar barmak iin at azna doluyordu.

Vagonlarn pencerelerinden dklp yerdeki su birikintilerine yaylan soluk mutatil (dikdrtgen biimindeki) klar sraya sraya uzaklarken kk Hasan gmn kavrad ve tahta parmaklkl kapy iterek kyn yolunu tuttu. Henz karanla almayan gzlerine kar paralar vuruyordu. Gmn iindeki ayran her admda alkalanyor ve garip sesler karyordu. Yava yava srtndan ieri ileyen rutubet onu titretmeye balamt. Hibir ey dnmeden, hibir ey hissetmeden ve bir hayvan gibi yolunu alkanlkla bularak yryordu. Ovann ierisine doru daldka pabularnn ve gmdeki ayrann sesine baka sesler de kart. Uzaklarda birtakm hayvanlar baryordu. Mthi bir korku ile zangr zangr titremeye balad. Admlarn daha hzl atmaya alyor, fakat ayaklar birbirine dolayordu. Souktan uyuan bacaklarnda, gmn her arpt yer dakikalarca szlyordu. Karanlktan, yzn kamlayan kar ve rzgardan, dizlerine srayan amurdan ve duyduu seslerden korkuyordu. Al, sska kardelerinin korkun gzlerini, yorgunluunu unutmutu. Bir an evvel kye varmak, ocakta kllenen bir odun parasyla aydnlanan toprak dama girmek ve bir kede saklanmak istiyordu. Ne yatmak, ne dinlenmek, sadece bir drt duvar arasnda bulunmak... Bu geni karanlktan, bu seslerden kamak... Ayakkablar amurda saplanp kalmt. Yalnayak kouyordu. Savrulan gmden stne bana ve yerlere ayranlar salyordu. Birbirine vuran dilerinin arasndan manasz korku sesleri frlyordu. Uzaklardaki hayvan sesleri gitgide yaklayor gibiydi. Halbuki yar yoldaki kuru st aacn daha yeni gemiti. apakl gzlerini karanl delmek ister gibi aarak ilerilere bakt. Hibir eyler gremedi. Havann gzel olduu gecelerde bile klar ta kenarna gelmedike grnmeyen ky ona, varlmas imkan olmayan bir yer gibi geldi. Bir yere sktrldn ve kaacak yer olmadn anlayan bir hayvan gibi vahi ve nihayetsiz bir korku duydu. Elinden ayran gmn ve marapay frlatarak komaya ve grtlandan anlalmaz sesler frlatmaya balad. Bunlar bazan -Ana... Ana!- der gibi oluyor, bazan da -A...A...Aaah- -A...A...Aaah- halinde karanla yaylyordu. Hayvan sesleri daha yaknlam, yolun ilerisinde, karlarn arasnda, birtakm karaltlar belirip tekrar kaybolmaya balamt. Kk Hasan dizlerinin artk kendisini tayamayacan hissetti. Korku her tarafn balamt. plak ayaklarnn cvk

amura her basnda kard ezik ses, srtna bir kam gibi iniyor ve korkusunu birka misli artryordu. Boazna bir eyler tkanmt. atlak elleriyle gzlerini silerek ileri bakmak isterken dizlerinin stne yuvarland. Kalkt, fakat be alt adm sonra tekrar dt. Boazndan frlayan sesler daha vahi bir ekil almt. -Ana...Ana!- derken sesi, gitgide yaklaan ve kar zerinde kayyormu gibi sratli admlarla etrafnda daireler izen hayvanlarn barndan farksz oluyordu. Bzlm bir halde yolun amurlar zerine uzanan vcudunu kar rtmeye alrken o hala birbirine vuran dilerinin arasndan: -Ana... Anacm... Ana!- diye mrldanmaya alyordu. Bu srada, birka yz metre tede, evlerinin tahta kaps arkasnda rzgarn sesini dinleyerek kk Hasan' bekleyen iki karde, onunkine pek benzeyen bir korku ile titriyorlar ve kyn etrafnda dolaan kurtlarn sesini duyduka, birbirlerine sokularak alayorlard. 1938 ::::::::::::::::: Istmak in Konya'da Kllkba dedikleri bir pln civarnda, bir Ermeni kadnn evinde oturuyordum. -Mobilyal- ismi altnda kiraya verilen odamda eya namna bir siyah demir karyola, bir eski ve ekmeceli masa, iki de portatif demir iskemle vard. K adamakll balaynca kk bir sac soba bunlara katld. Ev sahibim elli belik, ufak tefek, daima siyah ve yere kadar uzun bir etek giyen ve siyah ynden rlm eski bir atky asla omuzlarndan eksik etmeyen bir kadnd. Az konuur, odama ben gittikten sonra yata dzeltmek, akamlar da, erken gelir ve almak istersem, soba yakmak iin girerdi. Her gn, muntazaman, lambamdan gaz ve bodrumdan bana ait olan odunlar alyordu. Akamlar birer saat bile yakmadm be numara lambann iki gnde yarm kilo gaz harcadna beni inandrmaya alyor, yine akamlar birer kere yanan sobann be yz kilo odunu iki ayda bitirip beni k ortasnda iki misli fiyatla yeniden odun almaya mecbur etmesini gayet tabii buluyordu. Bunlara ses kardm yoktu. Sabahlar yzm ykamak iin odama brakt yarm gaz tenekesi suyun iinde, btn ricalarma

ramen, yine sa paralar ve saman pleri yzmekte devam ederdi. Buna da katlanyordum. Nedense hayatta hibir ey bana yer deitirmek kadar g gelmemitir. Dolamay ok sevdiim halde, bir evden baka bir eve, srf houma gitmedii iin tanmak, beni her zaman rktmtr. Odann bir kesine ydm kitaplar tamak derdi kadar, bunda manasz bir hicabn da tesiri vard. -Madam, senin evinde rahat edemiyorum, zlyorum, kacam!- demeye utanyordum. Bazan, geceleri yatama uzanp, sobann grltsn dinleyerek okumaya dalardm. Vcudumu tatl bir rehavet sarmaya balad sralarda madam kapy vurarak ieri girer, bir elinde kocaman bir krek, br elinin tersiyle daima apakl gzlerini silerek: -Beyim, msaden olursa bir tava ate alaym- der, benim evet makamnda bam sallamam bile beklemeden sobay aarak iinde ne varsa kreine doldurur ve gtrrd. nsan ne garip eydir! Bu anda iimden, ona avaz avaz bararak beni rahat brakmasn sylemek, hatta kalkp sobann kenarndaki odunlardan birini kafasna indirmek ve her akam, ayn saatte tekrar eden bu sahneye bir son vermek geerken yzm onun: -Allah rahatlk versin, beyim- szne sinirli bir tebssmle mukabele ederdi. Hayatm tasavvur edilemeyecek kadar manasz ve bo geiyordu. Sabahlar erkenden iime gider, le ve akam yemeklerini kk bir a dkkannda veresiye yer ve akamlar, eer kahvede kat oynayanlar aptalca seyre dalmazsam, erkenden eve dnerdim. Ruhum ktlemiti, gazeteleri merak etmez, konumaktan holanmaz, bask tavanl bir meyhanede bir arkadala birka kadeh iip gevezelik etmekten zevk almaz olmutum. Sokakta, pek nadir olarak geen, gzelce kadnlara gen gzlerim yapp kalmyor, muhayyelem baka trl, daha canl, daha manal, daha dolu bir hayat bulunduunu hatrlatp sinirlerimi kamlamyordu. En boaldm zamanlarda bile benim iin ehemmiyetlerini kaybetmeyen kitaplarma, sadece alkanlk yznden ve biraz da nefsimden utandm iin el uzatyordum. Ama, artk onlarda da beni heyecana drecek, dncelere daldracak, harekete srkleyecek atein kalmadn, hi znt duymadan tespit ediyordum. Hayat sanki sadece gzlerimin eritii yerlerden, iinde yaadm zamandan ibaretti. Sanki dnyada, beni iime gtren tozlu veya amurlu yoldan, kerpi duvarlardan ve ne sylediklerini yarm saat sonra bile hatrlamaya imkan olmayan birka iyi kalpli arkadatan baka bir ey mevcut deildi... Bu sralarda bir hadise beni, derin uykulara dalan bir adam korkun bir feryat nasl yerinden frlatrsa, manevi miskinliimden

ylece ekip ayrd. On be yirmi gnde bir gelip amarlarm ykayan yalca bir kadn vard. Yallk daha ziyade onun grnndeydi. Hakikatte ok daha gen, otuz otuz be olabilirdi, fakat kavrulup bzlm hissini veren minimini vcudu, rmcek ayaklar gibi uzun, ince, sar elleri, bir lnnki gibi derinlere kam kara gzleriyle ihtiyar, ya saylamayacak kadar ihtiyar bir insan tesiri yapyordu. Aznda hi dii yoktu. Dudaklar bir torba az gibi buruuklar iindeydi. Kahverengi yeldirmesinin altndan frlayan denek gibi iki bacak, iri ve balar kopmu bir ift erkek ayakkabsnn iinde kayboluyordu. Onu bana ev sahibi madam buluvermiti. Be on paradan ibaret amarm yirmi be kurua ykyordu. Bir gn, akamzeri, eve gelince onun hala iini bitirmemi olduunu grdm. Hava kapal olduu iin amarlar sofaya gerilen iplere seriyordu. Bunlarn arasnda bana ait olmayan birtakm yatak araflar, entariler de vard. Kadna sorduum zaman madamn kendi amarlarn da benimkilerin arasna katp ona ykattn rendim. lk duyduum his biraz tiksinme oldu. Canm skld. Benim yzmden hakszla urayan zavall kadn odama arp gnln almak aklmdan geti. Sonra kendi kendime: -Herhalde aralarnda anlamlardr. Zorla getirmiyoruz ya- dedim. Cebimden bir yirmi be kuruluk kardm. Biraz tereddtten sonra buna bir de on kuruluk kattm, ona verdim. Odama girerek kapy arkamdan kapadm. Ertesi gn madama bu amarc kadnn kim olduunu sordum. Dalar gibi amarn ona bedava ykatmaktan ekinmeyen yufka yrekli ev sahibim gzleri yaararak: -Pek fkaradr, pek!- dedi. Uzun uzadya anlatt, fakat ben bu laflardan amarc kadnn -pek fkara- olduundan ve bu civarda una buna amara geldiinden baka bir ey renemedim. Drt be gnde bir i bulup alaca yirmi otuz kurula nasl yayordu? Kimi kimsesi var myd? Nereliydi? Birdenbire btn bu ve buna benzer sualler kafamda belirdi. nsanlara kar kaybolmaya balayan alakam sanki bu kadn dnrken yeniden canlanyordu. Onun, souktan daima mosmor olan sivri burnunu, amar leeninin banda sabahtan akama kadar iki kat bklen vcudunu, buruuk dudaklarnn arasndan nefes gibi ve titreyerek kan sesini hatrladm. ki gn sonra akamzeri eve dnerken kapnn nnde ona rastladm. Souktan yakam kaldrdm iin gzlklerim buulanmt. Eiin bir kenarna bzlen kadn ancak kilide anahtar sokarken fark ettim. -Ne o? Ne aryorsun?- diye sordum.

Saatlerce kotuktan sonra nefes almakta glk eken bir insann sesiyle, abuk abuk, kesik kesik: -Hi... Hi!- dedi. Sonra mrldanr gibi ilave etti: -Mahalleyi dolatm. Bir ie aran olur mu diye!..Tavrnda pek saklayamad bir tela, sesinde neredeyse alayacakm gibi bir titreme vard. Azn birka kere bir ey sylemek istiyormu gibi at, sonra tekrar kapad. -Sen nerede oturuyorsun?- diye sordum. enesiyle iaret ederek: -Tee tede, Araplar Mahallesi'nde!- dedi. -Kimsen var m?Ksaca iini ekti. Gzlerini birok defalar krpt, nne bakarak: -Bir kzcazm var...- dedi. -Evde yatar durur!-Hasta m?-Hasta ya... Hasta... ok hasta...Kapnn nndeki donmu sular ayaklarm tyordu. Sokan kirli karlarn sprp yzme arpan bir rzgar gzlerimi actt. Souk, merakm yenmek zereydi. -Ka yanda?- diye sordum ve anahtar evirdim. Kap hafife araland. Kadn tekrar acele bir ey syleyecekmi gibi ban uzatt, sonra eski haline dnerek: -Sekiz on yanda var!- dedi. Bu saatte benim kapmn nnde beklemesinde herhalde bir maksad olacakt. Fakat soukta daha fazla durmak ve onu syletmek bana g geldi. imde, kendime de izah edemediim kark ve zc birtakm hisler belirmiti. Onun syleyeceklerinin ho eyler olmayacan, belki de beni utandracan tahmin eder gibiydim. Krleen ruhum, rahatnn ve muvazenesinin bozulmasndan korkuyordu. nsanlmn zerini kaplayan miskinlik ve alakaszlk kabuu paralanmak tehlikesindeydi. Hodbin bir kuvvet beni ieri ekti. Buna mukavemet etmek itiyadn kaybettiim iin kapy ap tala girdim.

Kadn her urad yerde grdnden farkl olmayan bu ka hayretle deil, fakat yznde birdenbire mthi bir ifade alan tasvir edilmez bir yeisle karlad. Btn uzuvlar dehet iinde titriyor gibiydi. Ke bandaki elektrik lambasnn snk onun sokan loluuna serilen glgesiyle birlikte titriyordu. itilir, iitilmez bir sesle: -Beyefendi!- diye mrldand: -Beyefendi... Ykatacak amarn yok mu?-Yok!- dedim. u anda kamaktan, odama gitmekten baka bir ey dnmyordum. Onun iin kadnn bu sualine dikkat bile etmeden -yok!- cevabn vermitim. Kadn arkasn dnd, ben kapy kapamak zere iken, hi dnmeden ona seslendim: -Teyze... sen yarndan sonra bir ura... Galiba gmleim kalmam. Ne varsa ykarsn!..O ayn hafif sesiyle, ban bile evirmeden -Olur, olur!- diyerek uzaklat. Ben iki ayak merdiveni karak odama girdim. Derhal yatan zerine oturarak yzm ellerimle kapadm. Dnceler kafama bir sel gibi hcum ediyordu: Bu kadn kapya bir ey sylemek iin gelmiti. Mthi ayazda belki saatlerce beklemiti... ki gn evvel amarm ykad halde bana amarm olup olmadn sordu... Maksad meydanda idi. Kadn byle aka dilenecek hale getirdiim halde aptal gibi hibir ey anlamamtm. Daha dorusu kafam bir ey anlamaktan menetmitim. Rahatmn kaacandan korkarak bir sersemlik zrhnn iine saklanmtm. Artk kendi kendimden utanyordum. Birka kere ayaa kalktm. Aynaya bakmak, orada greceim zavall ehreye tkrmek istedim. Bu kadarna cesaret edemedim. Kendi kendime: -Ne yapabilirdim? Elimden ne gelirdi? Ben kimim ki?- diyor, fakat yine kendim: -Hi olmazsa kamazdn... Hi olmazsa dinlerdin. Kim olursan ol... Dnyada kendisi iin hibir eyi olmayan bir insann bile bakalarna yardm edecek bir eyi vardr... Hi olmazsa bir tek sz...- diye cevap veriyordum. Btn gn kafam byle eylerle urat. Kadndan ve ocuundan ziyade kendi zavalllmla meguldm. Aylardan beri iinde boulduum rahat alakaszlk bir anda sprlp gitmiti. Btn insanlar gibi, straba kar zayf olan bir insandm; merhamet, aciz ve korkudan mrekkep bir insan...

Souk odamdaki karyolada sabaha kar soyunmadan uyuyakalmm... Bu vakadan iki gn sonra madama amarc kadnn geleceini syledim. -Sakn beni grmeden gitmesin!- dedim. Birka paradan ibaret amarlar kapnn arkasna ydm. Madam: -Daha ka gn oldu ki?- diye soracak oldu. -Lazm, lazm...diye szn kestim. Akam iten kar kmaz eve dndm. Madam glmseyerek: -amarc gelmedi beyim!- dedi. Belki gn yanl anlamt... Belki baka yerde bir i kmt. -Gelir elbette!- diye mrldandm. Fakat iimde sebepsiz bir endie vard. Onu sabrszlkla bekliyordum. Kendisini kapmn nnden eli bo evirdiim akamn kefaretini vermek, ruhumu ar bir ykten kurtarmak iin onu bekliyordum. Halbuki ertesi gn de gelmedi. O zaman kararm verdim. Gidip arayacaktm. Madam evini bilmiyordu: -Gazya aldmz bakkaln ra onun komusudur, mahalleli, lazm olduka onunla haber salar!- dedi. ra bulup evi tarif ettirdim, sonra arya giderek kahvedeki arkadalardan birinden iki lira bor aldm. Araplar Mahallesi'nin yolunu tuttum. Daha akama yarm saat kadar vard. ki tarafnda yksek bahe duvarlar uzanp giden dar, tozlu yollarda epeyce ilerledikten sonra ehrin kenarna geldim. Bir adam boyunu pek amayan alak evleriyle Araplar Mahallesi balamt. Msrl brahim Paa ordusundan Konya'da kalanlarn kurduu bu ky artk ehirle birlemi ve en fkaralarn oturduu semt olmutu. Bozkrn rzgarlarna tamamen ak olan sokaklarnda kvrla kvrla dolaan dondurucu bir hava yerin tozlarn, zerreler halinde donmu olan karlarla kartrarak, gkyzne kadar savuruyordu. Srtmdaki paltoya ve iimdeki yn fanilalara ramen titriyordum. Alacakaranlk bastrd iin sokaklarda kimse kalmamt. Ara sra sska bir kpek yolun bir kenarndan br kenarna geerek kendine daha kuytu bir yer aryordu. Evi sorduum rak bana bu civardaki bir bakkal tarif etmi ve: -Ona sor, gsterir!- demiti. Biraz ilerdeki kede, yar kapal kepenklerin arasnda hafif bir k vard. Yaklatm zaman, arkasnda birka sucuk demeti,

iki kalp sabun, kavanoz iinde halka ekeri ve leblebi ekeri bulunan bir camekan grdm. Kapy itip ieri girince, teneke mangaldaki birka atei kurcalayan seyrek sakall bir adam hayretle ban kaldrp yzme bakt. Dkkanda camekanda grdklerimden baka bir ey yok gibiydi. Bir kenarda duran musluklu bir gaz tenekesiyle birka l, kurumu ve tozlanmt. Homurdanr gibi bir sesle: -Ne istedin?- dedi. Evi sordum. Yerinden kalkmadan birka kelime ile tarif etti. Ayn homurtulu sesiyle: -amar m ykattn? Bir eyini mi ald?- diye sordu. -Hayr- dedim, -amara gelecekti, gelmedi. Merak ettim!nanmadn gsterir bir tavrla omuzlarn silkti. -Ortalkta grnd yok!- dedi. Sonra daha ziyade kendi kendine syleniyormu gibi ilave etti: -Zaten bu mahallede kimsenin kimseyi grd yok ya!..Dkkandan ktm. be adm tede ve kar sradaki evin kapsn yumruumla aldm. Aan olmad. Biraz bekledim. yice akam olmu, ufukta ay ykselmeye balamt. Biraz ilerdeki kk pencereye giderek ieri baktm. Hibir ey grnmyordu. Eni ve boyu iki kar kadar olan pencerenin camna parmamla vurdum. erde bir kprdama oldu. Tekrar kapya dndm. Biraz sonra talarn zerinde plak ayak sesleri duyuldu ve kk kap hafife araland. Ayn , kap arasnda duran kadnn yzne vurmu ve yarsn aydnlatmt. Her tarafm titremeye balad. Karmda kmldamadan duran bu ehrenin bir lden fark yoktu. ukurdaki gzleri bsbtn kaybolmu, disiz aznn etrafndaki dudaklar daha ok incelmi ve burumutu. Aklmdan derhal iki liray eline sktrarak oradan kamak geti. Kamak, her zamanki gibi, her eyden kamak... Grmekten, duymaktan ve beraber strap ekmekten kamak. imde buna isyan eden bir ey vard. Bam kadna doru uzatarak: -Niin gelmedin? Merak ettim! ocuun nasl?- dedim. Kadn belki souktan, belki baka bir eyden titriyordu. plak ayaklar, benim kunduralarmdan ieri ileyerek parmaklarm

donduran souk talar zerindeydi. Bir ey sylemek iin birka kere azn at, fakat enesi korkun bir titreme ile tekrar kapand. -yorsun, haydi ieri girelim!- dedim. nme dt, drt adm geniliindeki ta deli baheyi geerek soldaki kapdan girdik. Biraz evvel aldm pencereden odann ortasna drt ke ve soluk bir k dyordu. Kapy arkamdan kapadm. Bir mddet ikimiz de kmldamadan bekletik. Gzlerim karanla alnca odann bir kenarnda yatak klkl bir ey grdm. Para para olduu fark edilen bir yorgan, bir kenara ylm gibi duruyordu. Hasta ocuu uyandrmaktan korkuyormu gibi yava bir sesle tekrar sordum: -ocuk nasl?nmde ayakta duran kadn ayn yava sesle, yalvarr gibi: -Kusura bakma... Gelemedim- dedi, -ok alad. Zaten aylardan beri durmaz alard ya, bu sefer ok alad. Eskisi gibi alktan deil, bu sefer souktan alad. Anacm yorum! diye arkamdan bardka divaneye dnerdim. Odunun okkas doksan para, nereden alaym? Haftada bir amara, temizlie gidip yirmi be kuru alsam onu da yaa, pirince verir, bir scak orba yapaym da yreine can gelsin derdim. Oduna para verecek halimiz mi var?Souktan m, baka eyden mi olduunu fark edemediim titreme, sesini tekrar kaplamt. yice gremediim gzlerinden yanaklarna doru yalar szldn zannediyordum. -Ama bir haftadr boazndan orba da gemez oldu- diye devam etti. -Donuyorum anacm, donuyorum! diye sylendike drt yana saldm. rp toplayp ocakta ateledim, bir parlayp bir snd, kzmn gzn bile stmad. Be on okka odun paras bulaym diye her bir yan dolatm, Allah rzkmz kapam, kapsn aan olmad. Eve geldim ki kzm hala seslenir: Ana nerede kaldn, elim kolum dondu, gayr souk yreime varyor! diye yalvarr. Sesi de artk kmaz olmutu. Hani yavru kedi gibi vzlanrd. Girdim yanna yattm. Dnyada varp halimi dkecek kimsem yoktu, kimselerden bir umudum kalmamt. Elim ayamla kzcazm sardm. Bir daha yanndan kmadm. Yavrumun her yan buz olmutu. Ben ona sokulduka:

Aman ana, daha sarl, daha sarl, iim ekiliyor, diye yalvard. Istacak yeri kalmamt ki, her bir taraf kuru kemikti. Ama ne de olsa biraz sesi kesildi. Birka kere uyur gibi oldu. Ondan sonra aralkta uyanp: Aman ana, st beni! dedi, hemen uykuya dald. Ne yiyecek istedi, ne iecek istedi; uyudu, uyand, st beni dedi. Ben ondan kuru, nesini staym ki... Ama kzm rahat etti. Artk bilemiyorum, gn m oldu, drt gn m, hep sarlp yattk. O gzn atka ben sarldm. Bacazn barma bastm, ayaklarn bacaklarmn arasna aldm, onu gene uyuttum. Bugn leye doru bir daha gzlerini aar gibi oldu. Garip garip yzme bakt... Bir daha da gzlerini kapamad.Kadn olduu gibi oraya kverdi. imdi odann ortasnda dizlerinin zerine oturmu sallanyor, duyulur duyulmaz hkrklarla alyordu. -Ne diyelim... Allah ona daha ok ektirmedi... Bana ne diye ektirir bilmem...- dedi. -Ne edeceimi ben de ardm gayr... Kime yaraym, kimden akl danaym... Vah kzm vah...Deli gibi olmutum. Kafamn ii uultular, zonklamalarla doluydu. Yatan bir kenarna ylm duran yorgan ekerek orada yatan ocuu kucama almak ve pmek; nmde dizleri zerinde sallanan kadnn boynuna sarlarak beraber alamak istiyordum. Sonra aklm bama toplamaya altm. Boazmda dmlenen bir sesle: -Sen burada bekle, ben lazm gelenlere haber verir ve yine gelirim!- dedim. Evden dar frladm. Biraz daha ykselen ayn yar aydnlatt sokaklarda btn kuvvetimle kouyordum. Gzlerimden szlen yalar rzgarn yzme savurduu tozlarla kararak amur oluyor ve yanaklarmda donuyordu. Ben, iimde dayanlmaz bir ac ile ve nme kacak btn insanlar yakalarndan tutup oraya gtrmek arzusuyla, artk uyumaya hazrlanan ehrin ortasna doru kouyordum. 1939 ::::::::::::::::: Uyku ki arkada Yldzeli'nden Svas'a gitmek iin osenin kenarnda otomobil bekliyorduk. Akam olmaya balamt. Akllnn biri, gece yars gelen treni beklemektense sk sk geen kamyonlardan birine atlamamz tavsiye etmiti; ve biz bir buuk saatten beri, yolun kaybolduu taraflarda beliren her toz

bulutuna mitle bakarak bu -sk sk- tabirinden kaar saatlik faslalarn kastedildiini dnmeye dalmtk. Nihayet, ortalk adamakll karardktan sonra iki projektr, toz bulutlarn aydnlatarak bulunduumuz yere yaklat. Biz, yangndan veya selden kaan insanlar gibi, kollarmz imdat iaretlerine benzeyen hareketlerle havaya kaldrp bararak yolun ortasna atldk. Makine hemen nmzde durdu. Ksa bir pazarlktan sonra ellier kurua ofrn yanna binmek hususunda mutabk kaldk. Harekete geer gemez, mnevver adamlara yakr bir tecesss (aratrma, bir eyin iyzn renmeye alma) ve cahillikle ve birbirimizin szn keserek sraladmz suallerden kan neticeye gre, orta yal bir yk beygiri kadar mazisi olan emektar kamyon, gn evvel Erbaa'dan kalkp Turhal'a yk getirmi ve orada Svas'a gelecek eker hamulesi bularak yolunu buraya kadar uzatvermi. Bam evirip ensemin st ksmnda heybetle yatan uvallara baknca ilerinde beyaz kristalleri grr gibi oldum ve otomobilin sarsntsndan mdr, nedir, iime tuhaf bir bulant geldi. ofre: -Baka mterin var m?- diye sordum. Birka dakikalk bir skuttan sonra ban hafife arkaya doru atarak: - kadn var... uvallarn stnde yatyorlar!-' dedi. Bu srada baucumdaki uvallardan ofr muavininin tamamlayc izahat geldi: -Yolda rastladk... Ne mal olduklar belli deil... Paray pein verdikleri iin aldk!Kendisiyle ayn uvallarn zerinde uzanan ve belki bacaklar birbirine dokunan kadnlarn bu szlerden alnabileceklerini asla dnmeden konuuyor, ylk ve yorgun bir sesle onlarn klk ve kyafetleri, ekil ve suratlar hakknda malumat veriyordu. Bu srada otomobil birka hzl sarsnt geirdi ve muavin gevezelii brakarak grler gibi bir sesle: -Usta!- diye bard. Gzlerimiz hemen ofre dnd. Onun tela ile yerinden kmldadn ve bir eliyle gzlerini ovutururken tekiyle smsk direksiyonu kavradn grdk.

ki arkada bir ey anlamadan birbirimize baktk. Muavin yine izahat verdi. -Bir ey deil, merak etmeyin... ki gecedir uykusuz, bu akam nc gece olacak... Ara sra kendinden geiveriyor.Sonra, bahsettii kimsenin duyup duymadna ehemmiyet vermeyen o pervasz edasyla ilave etti: -Bamza bir i amasn... Anafordan gmleriz vallahi! Pek dalarsa siz drtkleyiverin.Bu sefer yine birbirimize baktk, fakat bir ey anlamadan deil, lzumundan fazla eyler anlayarak... Otomobil birdenbire durdu. Fenerler birka metre ileride, yolun solundaki bir emeyi aydnlatyordu. ofr yayvan, uyku sersemi bir sesle bard: -Rahmi!-Buyur usta!-Ko, makineye su koy.Arkada bir hareket oldu. Bir teneke sesi geldi. Sonra deminden beri sesini iittiimiz muavini ilk defa grdk. Hakikatte kendisini deil, yolculuun ve mesleinin ona verdii maskeyi grmek mmknd. Pudral gibi beyaz kirpikleri ve salar muhakkak ki daimi deildi ve ter, makine ya, benzin ve tozdan ibaret bir amurla svanan yz herhalde aslnda bsbtn baka ekil ve renkte olacakt. Tenekeyi emeden doldurduktan sonra radyatre boaltt. ofrn oturduu yere yaklaarak: -Oldu usta!- dedi. Ak ela gzlerinde yorgun, fakat hibir sebeple kaybolmayacakm hissini veren keyifli bir ifade vard. Bu aralk direksiyonun zerine kapanarak bir mddet kestirdii anlalan ofr yerinden srad: -Ha? Oldu mu?.. Kapa iyice kapadn m?- dedi. Muavinin gzlerindeki neeli ifade daha canland: -Hepsi tamam usta!-

-Bir daha bak!ofr ban tekrar direksiyona koydu. Muavin radyatr kapan bir daha yokladktan sonra, insafsz bir glmseme ile: -Tamam usta, tamam!- diye bard. ofr kurtulu olmadn anlayarak homurdand ve ban kaldrd. Kamyon, efendisinin homurtusunu biraz daha grltl bir ekilde tekrar ettikten sonra yola koyuldu. Gece ilerledike ofrn uyku ile mcadelesi artyordu. Ben dorudan doruya bir ey sylemeyerek: -Bu yolda sk sk kaza olur mu?- yolunda kinayelere bavurdum. ofr anlalmaz bir cevap verdi, fakat muavinin ylk sesi tepemizden duyuldu: -Her zaman olmaz!..O zamana kadar mevcudiyetlerini hibir vesile ile belli etmeyen kadnlardan biri, ince, atlak bir ses ve temizliini kaybetmeye balam bir Orta Anadolu ivesiyle sordu: -Geen gn malmdrnn kars nerede ldyd?Muavin: -Getik galiba!- dedi. ofr, uykusunun arasnda tashih etti: -Daha gelmedik ulan...Merakla sordum: -Ne oldu? Bir kadn m ld?Bu suallerle ofr alakalandrarak uykusunu amak istiyordum. Kesik cmlelerle vakay anlatt. Ara sra muavin: -Hayr, yle deil, yleydi!- diye dzeltmeye kalkyor ve yolcu kadnlarn da itirak ettii bir mnakaa alevleniyordu. ofr: -Kar zaten sinirlinin biriydi... Bana byle bir i gelecei belliydi!- dedi.

Muavin atld: -Kocas da kardan yangnm... ofrlere: unu bir hendee yuvarlayp beni kurtaramadnz!- dermi: ofr omuzlarn silkti: -Onu bilmem... Bir kere alp Svas'a gtrdm. O zaman tenezzh kullanyordum. Yolda krk defa arabay durdurdu. Yz adm gideriz, barr: ofr dur! Mantomu karacam. ofr dur! Pudra alacam. ofr dur! ok sarslyorum, bam dnd; azck bekleyelim... Bir daha tvbe ettim arabama almaya...-Canm, kaza nasl olmu?- diye sze kartm. Muavin: -Kamyonla Svas'tan dnyorlarm- dedi, -Kocas da berabermi. Kamyon bizim Kse'nin arabas... On bir yanda... Bir gn evvel yolda sa tekerlein rondu frlam, telle balamlar... Svas'ta tamir ettirmeden yolcu alp geri dnmler...-Belediye, arabalar muayene etmez mi?- dedim. Muavin cevap vermedi. ofr yan gzle beni szerek: -Belediye, maa verecek paras kalmaynca, ceza yazmak iin ofrlere yapr... Baka zaman rahat brakr!Bir mddet sustuk. ofr kendisini tekrar yakalamak isteyen uykudan silkinmeye alt, fakat muvaffak olamad ve muavin hikayesine devam etti: -Karnn yine siniri tutmu. Yolda makineyi birka kere durdurmu. Galiba ite bir sakatlk olduu bu sefer fkaraya malum oluvermi. Neyse, kocasyla beraber ofrn yannda oturuyorlarm. te byle sizin gibi!Arkadamn ve benim bu tatsz tebihten tylerimiz rperdi. -Kar kapnn yanndaym. Makine ufak bir grlt yapsa, aman ofr dur! diye barrm. Bu sefer sahiden arkada bir atrt olmu ve kadn kapy at gibi kendini aa atm...-Tekerleklerin altna m gitmi?- diye bardm. -Hayr!- dedi, -daha beter... Arka tekerlein rondu sahiden frlam. Araba ykl olduu iin bu sefer lastik de patlam. Kar makinenin yannda nereye kaacan bilmeyip dururken araba saa kaym, kary amurluuna takp hendee atm; kendi de stne devrilmi...-

Sonra, hazin olmak isteyen bir ifade ile devam etti: -Dakikasnda gitmi... Tutacak yeri kalmam!Bir mddet evvel sesi duyulan kadn tekrar sze kart: -Kocas stne ceketini rtm de durmadan alarm. Kyller diyiverdiler!Muavin itiraz etti: -Yok canm... Ertesi gn herifi parkta grdm. Kafay ekmi, glp duruyordu!..ofr, anlayl bir tavrla ban sallad: -Olsun... Hem alar, hem gler... Kar bu... ldne alarsn, yakan kurtardna sevinirsin!Uzun zaman hibirimiz azmz amadk. Otomobil alkalana alkalana ilerliyordu. Bir aralk karmzda uzanp kaybolan yolun krk elli adm ilerde kesilip karanla kartn fark ettim. Araba, o zamana kadar farkna varmadmz bir sratle bu karanla doru gidiyordu. Bir anda kendimizi bu karanln tam dibine gelmi bulduk. -Aman!- diye bararak direksiyona sarldm ve sola krdm... ofr: -Ha!- diyerek uykusundan uyand ve fren yapt. Sonra: -Viraja gelmiiz be!- diye homurdand. Projektrler ksa otlarla rtl bir tarlay ve hemen nmzdeki derince bir hendei aydnlatyordu. Beyaz tozlaryla parlak ve kirli bir kordele gibi uzanan ose solumuza doru kvrlp gidiyordu. Kendimi tutamayarak: -Kendine gel yahu!.. Arabay devirecektin!- diye bardm. ofr, kabahatini bildii iin hafif ve zr dileyen bir sesle: -Bir ey olmaz!- dedi. Muavin, o garip bir alay gizleyen sesiyle:

-Devrilmezdik...- dedi. -n tekerlekler hendee beraber girerdi. Znk der dururduk...- Sonra daha keyifli bir sesle ilave etti: -Yalnz araba sarslp arka tekerlekler havaya kalknca eker uvallar ensenize inerdi!..Bam evirip ters baklarla bu mnasebetsize haddini bildirmek istedim, fakat karanlktan ve zeri damgal birka uvaldan baka bir ey grmedim. Bundan sonra uyku, ofr ve makine arasnda mthi bir mcadele balad... Zavall adam nc uykusuz geceyi de yarlamak zereydi ve direksiyondaki elleri titriyordu. Birka kere kendisini tutup uyandrmak icap etti. O zaman yalvaran gzlerle yzmze bakarak: -Msaade edin, urada durup on dakika uyuyaym... sonra gideriz!- dedi. Ben raz oldum. Arkadam daha tecrbeliydi: -Olmaz- dedi. -Bir uyursa yarn leden evvel uyanmaz, zorla uyandrrsak bsbtn sersemler ve bamza i aar... Uyutmayz ve yolumuza gideriz!..Makine birdenbire durdu ve ofrn sesi duyuldu: -Rahmi... makineye su koy!Hakikaten kenarda sicim gibi akan bir eme vard. Gecenin sessizliine ince ve rpertici bir rlt yaylyordu. ofrn ba direksiyona dm ve hareketsiz kalmt. Ayn ey iki kilometrede bir tekrara balad. Adamn uykusuz ve yar kapal gzleri yolun sanda veya solundaki en kk bir emeyi bile karmyordu. Makine znk diye duruyor ve o sarho ses benzin kokusuna ve toz bulutlarna kararak: -Rahmi...- diye gecenin duvarlarna arpyor, akisler yapyordu. ofr kendisini her uyandrmzda o yalvaran baklaryla; -Msaade edin, be dakika uyuyuvereyim!- cmlesini tekrar ediyordu. Bir aralk yine durduk. ki tarafma dikkatle baktm halde eme falan gremedim. Buna ramen mehul bir istikametten gayet hafif bir su rlts geliyordu. -Rahmi... makineye su koy!-

-Demin koyduk ya usta!-Sus be... yol fena... motr kzyor!Yol birok ofrlerin -ok gzel- dedikleri virajsz, yokusuz, sadece akllar frlam bir ose idi ve uykusuz adam iki dakika kestirebilmek iin bu basit yalana bavuracak kadar harap haldeydi. Rahmi tenekesiyle beraber inip yolun kenarnda eme aramaya balad. Ortada byle bir ey yoktu. Nihayet sol taraftaki bayrdan ve kuru otlarn arasndaki amurlu bir mecradan aaya, osenin hendeine szlen zavall bir su akntsn kefetti. Kocaman tekneyi buradan doldurmak imkanszd, fakat maksadn radyatre su koymak deil, birka dakika durmak olduunu anlama benzeyen Rahmi, avularn doldurup tenekeye boaltt, makinenin etrafnda bir takrdad ve artk kendisini de sarmaya balayan bir yorgunlukla, uyumu bacaklarnn zerinde sallanarak o insafsz cmlesini haykrd: -Tamam usta!..ofr bu sefer uyanacaa benzemiyordu. Kasketinin altndan frlayan, tozdan bembeyaz olmu salar direksiyonun zerine serilmiti. Kafasna odun yemi biri gibi, tamamyla kendinden gemi bulunuyordu. Muavin tekrar etti: -Hadi usta, tamam!Bunun da fayda etmediini grnce ben ie kartm, ofr drttm: -Hadi bakalm... uyan... az kald!Ne kadar kaldn kendim de bilmiyor, sadece zavallya biraz gayret vermek istiyordum. ofrn ba kalkt: -Gidemeyeceim beyim!- dedi ve tekrar nne dt. Arkadama baktm. Yznde hi insaf yoktu. Sert bir sesle: -Gidemeyeceim olmaz... Kalk, yzne biraz su vur, alrsn!ofr kmldad, yanndaki kapy at: Uykunun, her uzvuna nasl ar talar halinde kt btn hareketlerinde grlyordu. Ayaklar mevcut olmayan talara taklarak hendein kenarna kadar sendeledi. Orada biraz durdu. Karsndaki suya kadar gitmek kendisine herhalde pek mhim ve g bir yolculuk gibi grnyordu. Nihayet yavaa olduu yere kt

eliyle bize doru bir iaret yaparak: -Msaade buyurun beyim... be dakika uyuyaym!- dedi ve oraya, tozlarn iine boylu boyuna uzand. aresizlik iinde arkadamla birbirimize baktk. Be dakika, on dakika, yirmi dakika bekledik. Rahmi tenekesini yerine koyup uvallarn stne kmt. Ne onun, ne yolcu kadnlarn sesi duyulmuyordu. Sadece kuru otlarn ve amurlarn arasndan szlp hendee akan ve orada, kireli topraklardan bozkrn kuru barna szan suyun mrlts vard. Ne kadar sreceini bilemediimiz bu bekleyiten bizi, kar tepelerden birdenbire beliren iki projektrle bir motr grlts kurtard. Dald uykudan top seslerinin bile uyandramayaca sanlan ofr hemen yerinden frlad, gzlerini ovuturarak yerine geip oturdu. Hayretle sordum: -Ne oldu?-Makineyi kenara alaym, kardan araba geliyor!-Nasl farkna vardn?-Dnya yklsa haberim olmaz ama, motrn sesini cenazem bile duyar!Projektrleri grnen araba bizi mthi bir toz bulutu iinde brakarak yanmzdan geip gitti. Yolumuza devam ediyorduk. Yuttuumuz benzin buhar ile toz bizi de sersem etmiti. ki saat srd sylenen yolu, alt saatten beri bitiremiyorduk. Vakit gece yarsn gemiti. Uyumaktan ve bylece ofr babo brakmaktan korkuyorduk. Olduka dik bir yokuu kp bir mddet ilerledikten sonra ofrn dalmak zere olduu uykudan silkinip gzlerini ovuturduunu fark ettim. leri doru bakyordu, ben de gzlerimi ksarak baktm, tozlu camdan baka bir ey gremedim. Araba tekrar durmutu. Eskisinden daha harap, ancak duyulabilir bir sesle ofr: -Rahmi!- dedi. Arkadam elini srtmdan uzatarak ofr drtt: -Brak... bu emenin suyu yoktur, bouna olan indirme...Sonra bana dnd:

-Haydi, Svas grnd. Bamza bir i gelmeden inip yayan gidelim!Kapy at, aaya atladk. Projektrn nda cebimden bir lira kardm. Bu srada tekrar nne kapanm bulunan ofre: -Al paran!- dedim. Ses yoktu. Drttm: -Alsana yahu... Paray vermeden giderim ha!Ban zahmetle kaldran ofrn zerinde bu tehdit hi bir tesir gstermie benzemiyordu. Yzlerce kiloluk bir arlk tayormu gibi aaya ekilen elini uzatarak: -Siz sa olun beyim!- dedi. Ban tekrar direksiyona yerletirirken avucundaki yeil banknotun ayaklarnn ucuna dtn grdm. Yavaa kapy kapadm. Kamyonun arka tarafna dolanarak eker uvallarnn zerindeki karanla baktm. Birisini uyandrmaktan korkuyormu gibi hafif bir sesle: -Rahmi!- dedim. Cevap veren olmad. Ortalkta en ufak bir hareket ve ses yoktu. Otomobil, tad canl mahluklar, eker dolu uvallar ve her tarafna yapan tozlarla birlikte derin bir uykuya dalmt. Yalnz soumakta olan motrden, yapraklar zerinde dolaan bceklerin ayak sesine benzeyen trtlar yaylyordu. Projektrlerin , yolun zerine dalm gibi duran ta paralarna boylarnn iki misli glgeler veriyor ve kesik kesik nefes alyormu gibi titriyordu. Arkadamla kol kola girerek uzaktan tek tk prltlar grnen ehrin yolunu tutunca bu k srtmza yapt, glgemizi usuz bucaksz karanlklara kadar uzatt ve biz ensemizde hissettiimiz bu yapkan elden kurtulmak iin admlarmz hzlandrdk. 1939 ::::::::::::::::: Selam Yatan iinde dnerek gnein yzme vurmayaca bir keye katm. Faydasz! Birka dakika sonra keskin bir k beni

olduum yerde buluyor ve yzm, ensemi yapkan bir tere bouyordu. Bu srada yattm otelin altndaki kahvenin gramofonu da uykuya devam yolundaki son irademi krd. Bouk sesli bir hanende avaz avaz: Gzlerine srme ek, Kna yak parmana! diye baryordu. Kalktm, giyindim ve beni bu kk kasabada alkoyan serserilie iin iin gldm. Bursa'da bir ahbab grmek ve bir mddet edebiyattan baka mevzularda konumak iin yola kmtm. Yalova'da olduka rahat bir kamyona yerlemi ve bir sr tehlikeli ve gzel kvrmlardan sonra Orhangazi -nam dier Pazarky-e gelmitim. Bu kk kasabaya inerken uzaktan grdm znik Gl beni garip bir cazibe ile kendine ekti. Hi sebep yokken otobs kardm ve burada kaldm. Muayyen kaide ve mantklara tabi olarak geen hayatmda bu gya mhim bir kahramanlkt. Fakat, menfaatlerin, ince hesaplarn emir kulu olmaktan kurtulmann ve aklma eseni yapvermenin verdii rahatlk ve gururun mr uzun srmedi. Daha urunda yolumdan kaldm znik Gl'ne giderken canm sklmaya balad. Gle yaklanca yolu ararak sazlklar, bataklklar arasnda kayboldum. G hal ile ulatm sahil de bana fevkalade bir manzara arz etmedi. Her byk su kys gibi bir miktar kum, bir miktar akl, ve rzgarn iddetine gre dalgalanan manasz bir sath! Yegane yenilik, bu suyun tuzsuz olduunu bilmekten ibaretti. Tekrar yolu kaybetmekten korkarak acele kasabaya dndm. Ortalk kararm, birka dkkanda snk petrol lambalar ve konduum otelin altndaki kraathanede, ziyas ykselip alalan bir lks yaklmt. nnden getiim bir a dkkannn camekan itahm kapamaya kafi geldii iin kahveye oturup bir ay smarladm ve bir miktar peynirle biraz zm getirttim. Bu srada kendi kendime: -Bende sahiden akl yok...- diyordum. -Uzaktan erimi kurun gibi parladn grdm bu su beni yolumdan alkoyuyor. Dnmyorum ki, o su, ancak uzaktan ok gzeldir. Onunla yakndan temas etmek, bir sr kk, fakat yekunu byk mnasebetsizliklere katlanmaya mecbur olmak demektir. Yam otuzu geti. Bu manasz heveslere oyuncak olmann bir macera telakki edilecei ya deildir. Kk eyler iin byk fedakarlklarda bulunmay kabadaylk telakki edecek deilim ya?-

Gece ilerledike canmn sknts daha ok artyordu. imde, bir alverite aldatlm olmann ezgisi vard. Mermer masalarn zerinde, ypranm bir halde, o gnn gazeteleri yatyordu. Sabahtan beri iskelede, vapurda, Yalova'da, hatta otobste evirip evirerek gzden geirdiim sahifeleri bir kere daha kartrdm. Uzak kelerden birinde kat oynayan memura gzlerimi dikerek yzlerinden karakterlerini okumaya ve hi olmazsa bu ekilde istifadeli bir i yapmaya altm. Fakat yaptm iin onlarn ruhlarn okumak deil, kendi basit muhayyilemin uydurduu eyleri o ahslara yamamak olduunu pek abuk fark ettim. Kalkp odama ktm. Sabahleyin beni uyandran gne, daha evvel btn oday dolam ve her keyi ayr ayr kzdrma benziyordu. Derhal yataktan atlayarak giyindim. antam kapattm ve sokaa frladm. Ortalkta, zaman zaman esen rzgarn kaldrd tozlardan baka hareket yoktu. Ykk bir caminin naslsa ayakta kalm olan bir minaresi duvarlar zerinde kan bir yabani incir aacyla sarma dolat. Bir eskici, rsnn stnde uyukluyor, yan sokaklardan birinde iki ocuk, pis bir su yolunun nnde topraktan bentler yaparak oynuyordu. Kahvenin gramofonunda, zavall bir kadnn sesi: -kmam Allah etmesin meyhanedendiye yrtnyordu. Bursa'ya geecek otobslerin gelmesine daha bir saatten fazla vakit vard... ve ben, ruhu olmayan bu kasabadan kamak iin can atyordum. Bu srada karma kan bir berber dkkan, istemeden elimi yanaklarmda dolatrd. Epeyce sakall idim. stanbul'dan gelecek olan zarif otobs yolcularnn arasna bu klkla binmek istemezdim. Benim buradan deil, kendilerinden olduumu bir bakta anlamalydlar. Otele tekrar girip antam amak, scak su isteyip tra olmak, sonra takmlar ykayp yerletirmek bana o kadar g geldi ki, istemeye istemeye bu dkkana yneldim. Berber: -Buyurun- dedi ve fazla iltifat etmeden bir ekmeceden pekir karmaya, bir musluktan scak su almaya koyuldu. nmdeki uzun mermer masann zerinde, sinek pislemesine engel olmak iin pudra ile damgalanm yaldzl ereveli byk bir ayna vard. Aynann cam zerinde istedikleri gibi faaliyet gstermelerine msaade edilmeyen sinekler bu yaldzl ereveye o nispette fazla kymlard. Aynann nnde ve masann mermeri zerinde, ayn ekilde sineklerin taarruzuna uram; oban kolonyas ieleri ve zerlerinde Almanya mparatoru palabykl Wilhelm ile melaike yzl karsnn

resimleri bulunan iri pudra kutular duruyordu. Duvarlarda, mahut sineklerin tahribinden kurtulamam renkli resimler vard. Bunlar, yeldeirmenleri ve kanallaryla bir Hollanda ovasn, mamum (kederli) yzl ve ar yryl ziyaretileriyle bir orman kilisesini ve general Trikopis'in klcn teslim ediini gsteriyorlard. Berber kr sal, hafif iekbozuu, seyrek byklarnn arasndan temiz dileri grnen krk krk be yalarnda uzun boylu ve zayf bir adamd. Uzun boynunu ikide birde saa sola bkyor, daima bir eye hayret ediyormu gibi kalarn kalkk tutuyordu. Bu yzden aln hep buruuk duruyor ve ehresi daima mhim meseleleri dnp halleden bir devlet adam ifadesi alyordu. nne oturup yzm ellerine braktm. ki avucunun btn geniliiyle yanaklarm ovalamaya balamt ki, dkkann kaps nnde dokuz yalarnda bir kz ocuu peyda oldu. Kapnn eiine gelip srtn duvara dayadn ve hibir ey sylemeden beklediini pudral aynada grmtm. Sar sal ban nne emiti. Ayandaki nalnlarn kayndan, biraz kirli, fakat muntazam parmaklar kyordu. Berber masann ekmecelerinden birini aarak iinden bir miktar para ald ve ocua verdi. -Al kzm, Feride, kardelerin nasl? Validen iyi mi?- dedi. Kz btn bu suallere evet makamnda ban sallayarak cevap verdi ve hemen uzaklat; berber iine devam etti. Ben merak etmeye balamtm. Evvela kendi kz zannettiim bu ocuun ekingen ve durgun hali bana garip geldi. Berberin tavr sormaya cesaret vermedii iin muhtelif ihtimalleri dnerek kendim bir neticeye varmak istiyordum. Evvela, herhalde kendi ocuu, fakat karsndan ayrlm olacak, dedim. Sonra akrabas olmas ihtimalini hatrladm. Nihayet dnmekten vazgetim. Fakat pek az sonra kzn, ba nnde, sessiz bekleyii tekrar kafamda canlanyor ve beni rahat brakmyordu. Usturay yzmden uzaklatrd bir srada: -Kzn myd?- diye soruverdim. -Hayr!Skut. Berber yzme yetimek iin adamakll eiliyor ve uzun

kollaryla havada byk hareketler yapyordu. Yzm ykamak iin pirin leeni scak suyla doldurmaya gitti. Srtna doru tekrar sordum: -Dilenciye benzemiyordu!ocua verdii parann, bir dilenciye verilen cinsten olmadn,