of 241/241
1

Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf

  • View
    303

  • Download
    21

Embed Size (px)

DESCRIPTION

 

Text of Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf

  • 1

  • Kuyucakl Yusuf

    Sabahattin Ali

    Roman

  • 3

    Sabahattin Ali

    Sabahattin Ali 25 ubat 1907'de Gmlcine'de dodu, 2 Nisan 1948'de Krklareli'nde ld. stanbul lkretmen Oku-lu'nu bitiren Ali, Yozgat'ta bir yl retmenlikten sonra, 1928 ylnda Milli Eitim Bakanl'nca Almanya'ya gnderildi. 1930'da dndkten sonra Aydn, Konya ve Ankara ortaokulla-rnda Almanca retmenlii, Milli Eitim Bakanl Yayn Mdrl'nde memurluk ve Devlet Konservatuvan'nda dramaturgluk yapt. 1945'te Bakanlk emrine alnd, stanbul'da Markopaa adl mizah gazetesini kard. 1948'de bir yazs yznden tutukland, ay kadar hapis yatt. Srekli izlendii iin yurtdna kamak istedi, ancak Krklareli dolaylarnda bir kaak tarafndan ldrld iddia edildi. iirler, hikyeler, romanlar yazd, eviriler yapt. lk yazlar Balkesir'de Irmak dergisinde kmt (1925/26). Sabahattin Ali 1930'lu yllarda ykye gereki ve yeni bir soluk getirmiti. yklerinde; tanmlamakta glk ektiimiz kimi duygulan ustalkla anlatan Ali, insann zavallln ve gcn ayn sarslmaz slupla, zaman zaman masals ve destans bir biimde yanstmay baarmt. yk kitaplar: Deirmen (1935), Kan (1936), Ses (1937), Yeni Dnya (1943), Sra Kk (1947). Halk iirinden esinlenerek yazd iirlerini Dalar ve Rzgr'da toplamt (1934). Sabahattin Ali, romanlarnda da insann ruhuna ayna tuttu ve geree bu aynadan bakt. Kuyucakl Yusuf (1937), imizdeki eytan (1940), Krk Mantolu Madonna (1943) adl romanlarnda, okurlarn gereklii daha derinden alglamasn salad. Salnda yaymlanm dokuz kitabna, Varlk dergi-sinde tefrika edilen Esirler (1936) oyunu da eklenince on kitab, yedi ciltlik bir klliyat halinde Varlk Yaynlar arasnda tekrar baslmt (1965/66). Btn Eserleri nce Bilgi Yaynevi'nde, sonra Cem Yaynevi'nde yeniden basld. Bu arada Hikmet Altmkaynak'm Sabahattin Ali-Markopaa Yazlan ve tekiler

  • 4

    (1987) derlemesi de ad geen dizide kt. Yazar zerine incelemeler arasnda Kemal Slker'in Sabahattin Ali Dosyas (1968), Asm Bezirci'nin Sabahattin Ali/Hayat, Hikyeleri, Romanlar (1974), Kemal Bayram'n Sabahattin Ali Olay (1978), Filiz Ali Laslo ile Atilla zkrml'nn Sabahattin Ali (1979), Reit M. Ertzn'n Sabahattin Ali Olaynn Gerei (1985), Filiz Ali'nin "Filiz Hi zlmesin" (1996), Ramazan Korkmaz'n Sabahattin Ali (1997) adl kitaplar ve Almanya'da yaymlanan Elisabeth Siedel'in Sabahattin Ali Mystiker und Sozialist adl almas saylabilir.

  • 5

    Bir Yetimin Roman

    Her yaznsal metin, kendini kuatan daha nceki metinlerin ortamna douyor. O metinlerle srdrd diyalojik ilikilerle biimleniyor, gdm kurgusu da (text strategy) ierik, biim ve biem dzeylerinde srp giden bu gerilimli ilikiler erevesinde netlik kazanyor. teki metin, neredeyse ontolojik bir zorunluluk. Yazar, srekli biimde teki metinlerle hesapla-yor, yaklayor ve kayor onlardan. Yaznsal kanon son kertede kabul, red ve uzlama pratiklerinin sonucunda sreklilik ve belirginlik kazanyor. Kuyucakl Yusufun yaym yl 1937. O tarihe kadar ykc olarak bilinen Sabahattin Ali'nin bu ilk roman, hangi romanlarla kuatlmt, hangi yaznsal pratikler ve geleneklerle evrilmiti acaba? Baz adlar anmsayalm: Vurun Kahpeye (H. Edip Advar-1926), ulluk (M. Yesari-1927), Acmak ve Yeil Gece (R. Nuri Gntekin-1928), Kolkotlar Mektebi ve Ben Deli miyim? (H. Rahmi Grpnar-1928), 9. Hariciye Kouu (E Sefa - 1930), Yaprak Dkm (R. N. Gntekin- 1930), Fatih-Harbiye (P. Safa - 1931), krklar Durunca (S. Ertem-1931), Kzlck Dallar (r. N. Gntekin, 1932), Yaban (Y. Kadri Karaosmano-lu- 1932), Kanun Namna (Reat Enis, 1932), Bir Teredddn Roman (P. Safa,1933), Tipi Dindi (M. Yesari, 1933), Utanmaz Adam (H. R. Grpnar- 1934), Ankara (Y. K. Karaosmanolu- 1934), Ayal ve Kiraclar (M.. Esendal, 1934), Sinekli Bakkal (H. E. Advar-1936). Trk edebiyatnn en nemli, ke ta saylan romanlar vardr bu ksa toplamn iinde. Sava alanndan hastane kouu-na, dokuma tezghndan koltuk meyhanesine, konak ve apartman yaamndan bireysel ve kltrel bunalma, geni bir toplumsal ve dnsel corafyaya alm bir roman vardr ortada. Bu romanlarda stanbul, sylemek gerekir ki, uzamsal bir arla sahiptir. Kukusuz, taraya ve tara sorunlarna da

  • 6

    almtr romanclarmz ama, elikilerin, daha da tesinde toplumsal anomalinin ve gndelik patalojilerin daha grnr biimde hissedilebildii byk kent, yani stanbul merkez konumdadr. nemle belirtilmesi gereken bir nokta da u olmaldr elbet: Romanclarmz gndelik yaama, yerel sorunla-ra, bireyler aras atmalara kar duyarldrlar ama Trkiye'nin geirmekte olduu toplumsal/kltrel deiim/dnm dolaysyla dou/bat sorunsalndan kaynaklanan ya da o sorunsal erevesinde oluan sorunlara kar daha da duyarldr-lar. Trk romannn izleksel (tematik) zenginlik gsterdii byle bir zamanda yaymlanr Kuyucakl Yusuf. Daha romann ilk cmlesinde farkl bir doal ve toplumsal corafyayla karlaacan anlar okur: "1903 senesi sonbaharnda ve yamurlu bir gecede, Aydm'm Nazilli kazasna yakn Kuyucak kyn ekyalar bastlar ve bir kar kocay ldrdler". Anlatmn yalnl ve katl, roman dnyasnn olaylarnn nasl bir acmaszlk iereceini sezinletir. Farkl iktidar ilikile-riyle yz yze gelecektir okur. Bu corafyada insanal ilikiler, ister istemez, egemen toplumsal kesimlerin, yani eraf ve mtegallibenin ekonomik gcnden olduu kadar bu g sayesinde edinilmi bireysel gcn baskc uygulamalarndan da etkilenir. yi ile kt arasndaki sava, btn bireysel ve rastlan-tsal grnmlerine ramen, son kertede, bu iktidar ve snf ilikileri erevesinde meydana gelir. Sylemek gerekir: Arabesk arknn szlerinde olduu gibi, "doarken lmtr" Kuyucakl. Dokuz yandayken anas babas ekiya basknnda ldrlm, Kaymakam Salhatin Bey tarafndan evlatlk edinilmitir. Nazilli'den Edremit'e atanan Salhattin Bey Yusuf u okula gnderir, kz Muazzez'den ayrt etmez. Ama Yusuf benliinin derinlerindeki o yetimlik, dahas evlatlk duygusunu hi unutmaz. Alttan alta zgr olmadn sezinler, yaamn denetleyen, onda hak sahibi olan bakalardr: Salhattin Beydir, fabrikatr Hilmi, avukat

  • 7

    Hulusi ve hatta anal durumundaki ahinde'dir. ten ie sevdii Muazzez'i bile zgrce isteyemez, olaylarn zorlama-syla karnca Salhattin Bey tarafndan evlendirilir onunla. Yusuf, basksz, eziyetsiz bir dnyay arzular iten ie, olaylarn nedenleri zerinde derinlemesine dnmemesine ramen, son kertede zgr olmak ve dilediince davranmak ister. Ama hep baml olduunu grr, bakalarnn gcn stnde hisseder. Olup bitenler alabildiine rastlantsaldr ama bu rastlantsalln altnda derin bir nedensellik olduunu sezinler Yusuf. Fabrikatr Hilmi Beyin olu akirt dvnde, Ali'nin ve Muazzez'in lmnde ve iledii cinayetlerde hep dillendiremedii bir eyler vardr. ten ie deimektedir elbet Yusuf, kars Muazzez'in "boazna yakn yarasna" diker gzlerini ve "belki yarm saat hi kprdamadan bakar". Ne yazk ki, bu yarm, saatlik bakma/dnme sresince aklndan geenleri bilmiyoruz, bilemiyoruz Yusufun. Sonra, heybesinden kard bakla topra kazar, Muazzez'i yatrr ve stne elleriyle toprak atar, gmer onu. Sessizce. Ve "matemini ortaya vurmadan tek bana yklenir, yeni bir hayata doru yrr". Ama bu yry, Hegel'in szlerini dn alarak sylersem yine "deimemi ve doyuma ulalmayacak bir dnyaya" dorudur besbelli ki. Hibir olayda bakalaryla iletiim kurmam, kuramamtr. lgintir: Bir cinayet olayyla alan Kuyucakl Yusuf yine bir lmle, Muazzez'in lmyle sona erer. u saptama yaplabilir ykleri ve teki romanlar da gz nnde bulundu-rularak: Sabahattin Ali'de lm arlkl bir yer kaplamakta, hem kurtulu hem direni imgesi olarak belirmektedir. Toplumsal duyarszln aa karlma aracdr lm. Cinayet kar kutbunda yer alr onun ama ift deerlidir: Bir yanda onuru kurtarr, te. yandan Ben'i zedeler. Crm iten ie kemirir insan. Yani cinayet, son kertede bir zm salamaz, ama'y salamaz. Doal lm, asl anlam alann kavramamza yardm eder. Kuyucakl iletii me girmedii, konumad iin dorudan belirleme, saptama yapmaz. Bize

  • 8

    snr izen, iletiyi gnderen Muazzez'in lsdr. Suluyu o iaret eder. Sulu, dnyay doyuma ulalmayan bir yer haline getiren ekonomik ve toplumsal gc elinde bulunduran egemen-lerdir: Fabrikatr Hilmi, olu aylak akr, avukat Hulusi'dir, nsan ilikileri son kertede toplumsal ilikilerdir. Kuyucakl Yusuf, bu nermeyi yetkinlikle gz nne seren ilk yaptlardan biridir. Kuyucakl Yusuf, taradaki iktidar ilikilerine deinir, onlar grnr klmaya alrken, A. Bezirci, E Naci ve B. Moran gibi elitirmecilerin belirttii gibi snf sorununa gereince dein(e)memekte, ak bir bilinlenmeye ulaamamakta, smrnn ve basknn ekonomik ieriini yanstamamaktr. Kuramsal erevede, Sabahattin Ali'nin romantik bir sylemin snrlar iinde kald sylenebilir. Sabahattin Ali, ykcln ve romancln gzlemci gerekilikten eletirel, hatt toplumcu gerekilie doru gelitirmi, bireysel boyutu da korumaya alarak yazn yoluyla bilin oluturmay istemitir. Az saydaki kuramsal ierikli saylabilecek yazlarnda ve konumalarnda yle demektedir: "Edebiyat, hatt alelumum sanat, bence sanatkrn dnd ve duyduu bir fikrin ve bir hissin ortaya atlmas, tamim edilmesi demektir; yani bir nevi propagandadr. Ben hibir zaman sanatn maksatsz olduuna kaani olmadm. Sanatn ve edebiyatn bu manada gelimesini isterim. (...) Sanatn gayesi de her itima fiil gibi cemiyet olduuna gre, benim kanaatimce sanat, insana insan ve hayat ve bunlarn mansn retmekle muvazzaftr". Sabahattin Ali'nin edebiyata ilikin bu grlerinin, zaman zaman biimsel/biemsel gedikler at da ne srl-mtr. V. Gnyol rnein, onun baz yklerinin "fkra" trne yaklatn sylemitir. Ama Sabahattin Ali okuru edimler, eylemler, istekler ve ayrntlar dzleminde, daha kapsayc bir syleyile yaam pratikleri dzleminde kavramaya yneldiinde; yani siyasal/ideolojik inanlarn ie kartrmaya-

  • 9

    rak dncelerden deil imgelerden yola ktnda, "insan dnyasndan ok ey anlamaya" altnda yetkin sanatlna kavumaktadr. rnein "Yeni Dnya" adl yksnn ayn adl yalanm oyuncu-arkc fahiesi, kendisini alaltan ve nesne-letiren erkek dnyasna ilk ve son ba kaldr annda gzellemekte, belki ilk genliinde bile ulaamad lde cinsellemektedir: "Yeni Dnyann incecik vcudu ortada, gerilmi bir yay gibi hareketsiz duruyor ve bekliyordu. Sazn ilk vurularyla birlikte bu vcut, kendisinden beklenmeyen bir eviklikle harekete geti. Boyal salarn savurup yzne dkerek ve ban bir gsne bir arkaya atarak, ortada frl frl dnmeye balad(...) Kenarda oturan ve dnyann hibir hadise-siyle ilgilenmelerine imkn olmadn sandracak kadar ruhlar ktlemi grnen kyllerin bile yzn memnun bir glm-seme kaplamt". Kuyucakl Yusuf ta da btn bir toplumsal arka plan aydnlatan bylesine gl betimlemeler vardr. rnein Merutiyetin ilanyla gelen dzen deiikliini, otoritenin kasaya bile egemen oluunu yle anlatr anlatc: "Sokan banda iki candarma ile gen bir candarma avuu belirdi. Hrriyetin ilnndan beri olduka kendilerini gsteren bu devlet kuvvetlerine kar halk, eski zaptiyelere yapt gibi lubalilik gsteremiyor ve bir tanesi bir yerde grnnce herkes iine gcne gidip stne i amamay tercih ediyordu". Yusuf tan yedii dayan intikamn almaya and imi olan akir, artk ahinde'nin iret gecelerine katlmaya balayan Muazzez'in baka kucaklarda oturmasn yle betimler: "inde bu anda hkim olan his, Muazzez'e kar duyduu istek deil, Yusuf a kar duyduu kindi. Bir kere bakasnn olan bu kz nasl olsa elinde farzediyor, fakat onun kucaktan kucaa dolamasnn Yusuf iin ne ac bir talih olduunu dnerek glyordu. te, eninde sonunda bu yabann Yusuf undan yedii yumruun acsn karmt. Bu kza bir zamanlar yan bakmasna msaade edilmemiti ve bugn onu saatlerce hrpalyor, kucana

  • 10

    alyordu. Hatt bu kzn ortaya dtn de grecekti" "Arkasnda brakt sahilin gitgide eriilmez olduunu fark eden" Muazzez'in durumu da yle anlatlr: "imdi akamn olmasn, sofrann kurulmasn, yahut bir yere gitmele-rini biraz isteyerek bekliyor, rak kadehlerini daha az yz buruturarak iiyor ve koluna gm bir bilezik takan bir erkein kucana oturmaktan eskisi kadar nefret etmiyordu." Son bir rnek de, bir mekan betimlemesinden verilebilir: "Bu serin taln k yaz en hkim kokusu bu kf kokusu idi. Bir kenarda stleri tahta kapaklarla rtl duran zeytinya kplerinden, yukar kata kan merdivenin altndan grnen rk tahta basamaklarndan, ivitli duvarlardan, st ste ylm birka ilteden ve bahe kapsnn yanndaki tulumba-dan mtemadiyen bir kf kokusu fkrmakta ve yaylmakta idi". Kuyucakl Yusuf, aradan geen zamana ramen an-mam, nemini yitirmemi bir roman olarak grlyorsa, bu, hi kukusuz taraya ilk gereki bak olmas kadar yaznsal niteliklerinin yetkinliinden de gelmektedir. Onu canl klan budur. Tam da bu yzden, bugn ya da yarn, baka bir Kuyu-cakl Yusuf un "matemini ortaya dkmeden tek bama yklenip yeni bir hayata doru yryecei" duygusunu tayoruz. Deitirilemeyen, dntrlemeyen bir dnyann, doyumun hep ertelendii mevcut dnyann yazgs bu olmay srdrecek belki de. Edebiyatn baars da bunu duyumsatabilmesinde, mutlu dnya topyasn harlandrmasndadr. Kuyucakl Yusuf, erdemleri ve kusurlaryla, bu yetimin, bir evlatln yksnden insanlk durumuna ykselmeyi baarm bir yapt olarak grnyor hal.

    Ahmet Oktay, 2002

  • 11

    Kuyucakl Yusuf

  • 12

    Birinci Ksm

    1 1903 senesi sonbaharnda ve yamurlu bir gecede Aydn'n Nazilli kazasna yakn Kuyucak kyn ekyalar bastlar ve bir kar kocay ldrdler. Kaza kaymakam Salhattin Bey, Mddeiumumi ile Doktor'u yanna alarak ertesi gn tahkikata bizzat gitti. Candarma kumandan izinli olduu iin yanlarnda bir baavu ve candarma neferi vard. Siyah kuzu derisi kalpaklarndan (ve doktorun fesinden) renkli yamur sular szlyor, akaklarnda garip ekiller izdikten sora enelerinin altnda birleerek gslerine daml-yordu. Yolun iki tarafndaki slak st ve hayt aalarna den yamur damlalar hafif, melankolik bir tprt karyor, atlarn kumlu yolda intizamsz izler brakan ayaklan gcrtl ve ezik sesler veriyordu. Kve yaklatka yolun kenarlarndaki aalarn cinsi deiti. imdi birok yerlerde incir ve ceviz aalar, yolun kenarlarnda koyu yeil iki duvar gibi ykseliyor, hatta baz yerlerde iri cevizler tabii bir kemer vcuda getiriyorlard. Bu kasvetli ve prtl gnde hi ses karmadan ilerleyen kafileyi grmek insana elinde olmayan bir rkeklik veriyordu. Ya otuz beten fazla olmamasna ramen kalpa-nn kenarndan bembeyaz salar grnen kaymakam en ileride, ba nne eili ve gzleri atnn slak slak sivrilen kulaklarn-da, gidiyordu. Mddeiumumi sanda ve biraz acemice ve korkak, atn zerinde sallanyor, bir trl ate almayan akma-ndan sigarasn yakmaya urayordu. Doktor ise kalender, gn grm bir adamd. Gzel tambur alard; imdi de bykla-

  • 13

    rndan sular akarak hafif hafif slk alyor, bugnlerde alt, kemeneci usta Nikolaki'nin mahur saz semaisini tekrar ediyor-du. Arkadan gelen drt candarma, yamlarna brnm ve martinlerini srtlarna aprazlama asmlard. Yamlar atlarn kasklarna kadar uzand ve tyl, siyah bir ehram halinde svarisi ile hayvann birletirdii iin bir tek mahluk gibi grnyorlard. ki saat kadar sonra Kuyucak'a geldiler. amurlu sokaklarda hi kimseler yoktu; yalnz plak ayakl kk bir kz ocuu elinde bir denek ile, mtemadiyen baran ve amurlu kanatlarn telala arparak koan birka kaz kovalyor, onlar bir bahe itinin alt tarafndaki ufak delikten ieri sokmak istiyordu. Atlar grnce, kenardaki eki kokusu ta uzaklara kadar yaylan bir gbre ynnn zerine kt; deneini ayaklarnn ucuna dayad ve byk gzlerle geenlere bakmaya balad. Atllar keyi dnnce kazlar olduu gibi brakt, elinden deneini atarak evine kotu. Gelenler hi dinlenmeden, muhtar da alarak cinayet yerine gittiler. Buras kyn kenarndaki kk, baheli bir evceizdi. ki kanatl siyah bir kapdan ufak fakat iekli bir baheye giriliyor; iki sra imir fidanlarnn ve birka kk kays aacnn arasndan geildikten sonra karya tahta bir merdiven kyordu. Merdivenin st banda nlerine ilk gelen odaya girdiler. Grdkleri manzara hepsinin, hatta bu gibi eylere alk olan candarmalarn bile tylerini rpertti: Kapdan girince sa tarafta bir yk, onun biraz tesinde yksek bir konsol vard. Konsolun zerinde bir cam fanusun altna konulmu eski usul bir saat, krmz gaz bezleriyle rtl, abajurlu iki petrol lambas, sar yaldz ereveli byke bir' ayna ve aynann st tarafnda duvarda, klflaryla aslm bir ift akmakl tabanca duruyordu. Karda, perdeleri tamamen nik olan pencerelerin nnde, btn duvar boyunca uzanan, zerime hal deli alak bir sedir, ve sedirin kelerinde pazen yzl

  • 14

    minderlerle yastklar, yastklarn zerinde ise fiyonk yaplm srma ilemeli yalklar vard. Sedirle kap arasnda, ayakucu kapya doru bir yatak duruyor; yatan zerini tamamen rten ve ular biraz da yere uzanan yorgan hareketsiz iki insan vcudu kabartyordu. Yatan kenarndan balayp odann ortasna kadar yaylan ve orada ufak bir glck meydana getiren phtlam kanlar bu odada birtakm hadiseler olduunu sylyordu. Fakat odaya girenleri dehet iinde brakan ne bu bir miktar kan, ne de yorgann altnda grnmeden kabaran bu iki vcuttu; onlar sedirin kesinde diz kp oturan ve kendilerine sabit gzlerle bakan kk bir ocuk grmlerdi. Kaymakam slak kalpan biraz geriye att, ocua doru yrd, bu esnada Doktor da yorgann kenarn kaldrarak lleri muayeneye balamt. Kaymakam sordu: "Sen kimsin olum?" "Ben Yusuf um!" "Kim Yusuf?" "Etem Aa'nn olu Yusuf!.." Kaymakam arm gibi suallerini kesti. ocuk lenlerin olu idi. "Burada ne bekliyorsun?" Eliyle lleri gsterdi: "Nah, bunlar bekliyorum!" "Ne zamandan beri buradasn?" "Akamdan beri... Vukuattan sonra candarmaya kotum, haber saldm, sonra yine geldim. Fkaralar nasl yalnz braka-ym..." "Korkmuyor musun?" "Anamla babam, nesinden korkaym..." "Vukuat olduu zaman da burada mydn?" "Yan bamzdaki odadaydm. Anam barnca uyan-dm, kotum geldim ama, imanszlar ben gelene kadar babam da, anam da kesmiler." "Sana bir ey yapmadlar m?"

  • 15

    "Biri bana da saldrd ya, aadan baka biri geldi, brn ald gtrd." "Elinde ne var?" ocuk ehemmiyet vermek istemeyen bir tavrla ban sallad ve elini uzatt: "Odaya girdiimde anam daha canl idi. Debeleniyordu. Hemen ekyann stne atldm, azck boutuk, ama anaca-zm depremez oldu, ben de yakasn braktm. Sonradan bir baktm, drken parmam kesilmi. ok acd, ok acd ama, imdi biraz hafifledi..." leri doru uzatt sa elinden kanl paavralar dt. Baparmann kopuk bir et paras halinde aa sallandn grnce hepsi hayret dolu bir rperme geirdiler. Doktor, llerin stne yorgan tekrar ekerek ocuun yanna geldi, kopuk parma tamamen kesti ve eli ykamaya, sarmaa balad. ocuk bu esnada hayret veren bir itidal ve lakaytlk gsteriyor, yalnz ara sra iddetle dilerini skyor ve sapsar kesiliyordu. Bu dayanlmaz ac hamlelerinden sonra, sanki zaafn gstermi olmaktan ve siyah gzlerini nemleyen yalardan utanm gibi, soluk ve ok ince dudaklarna bir tebessm geliyordu. Yzne hayretle bakan Doktora: "Bir ey deil Doktor Bey, bir parmaktan ne kar?" dedi. "Bir ey kmaz ama olum, sen biraz fazla kan kaybet-misin!" Ve Kaymakam'a dnd: "Ayakta nasl durabildiine hayret ediyorum." Bu esnada Mddeiumumi sordu: "Bizden evvel buraya giren oldu mu?" Muhtar atld: "Ben girdim ama, her eyi olduu gibi braktm. Geldi-im zaman oday byle bulmutum." Mddeiumumi ocua dnd: "Bunlar sen mi yataa koydun?" "Aah... Zaten yataktalard. Ben balarn yasta getir-

  • 16

    dim, yorgancaz stlerine ektim. Uyusun fkaracklar gayri. Ne yapalm?" Bunlar sylerken tavrnda bir kalenderlikten ziyade bir irade, birok byk ve dnceli adamlar gptaya sevkedecek bir irade grnyordu. aresiz bir ey iin, hem de bu kadar ehirlinin karsnda teessr gstermek herhalde izzetinefsine dokunuyordu. Kaymakam tekrar sordu: "Senin kimin kimsen var m?" "Bunlardan gayri kimsem yoktu!" ocuun bu metaneti orada bulunanlarn kalbini paral-yordu. Zaten, bir felakete skn ve itidalle tahamml edenlerin manzaras, o felaket iin alayp rpnanlarn manzarasndan ok daha korkun ve ezicidir. Kuru ve sabit gzlerin arkasnda nasl bir atein yand; yavaa kalkp inen gsn iinde nelerin kaynad bilinmedii iin, insan mtemadi bir rkeklik ve tereddt iinde zlr... Kaymakam kk Yusufun elinden tuttu, kendine doru ekti. Gzleri yaarm gibiydi. "Gel benimle yleyse..." dedi. "Nereye geleyim?" "Benimle gel... Benim yanmda kal. Ben seni baban gibi severim, olmaz m?" "Beni babam gibi sevemezsin ama, geleyim. Senin de kimin kimsen yok mu?" "Var, var ama sen de gel. Benim olum ol. Benim hi erkek ocuum yok!" Yusufu enesinin altndan tuttu, ban yukarya doru kaldrd. Fakat Yusuf silkindi ve ban ekti. Yava yava odann bir kesine ekildi. Tahkikat bitip hibir iz bulunmadan kasabaya dnlrken Yusuf da beraberdi. Kyden tedarik edilen kk bir atn zerinde dimdik duruyordu. Yalnz gece, Kayma-kam'n evinde yataa yatrld zaman, kendini kaybetti ve iki gn ateler iinde sayklad.

  • 17

    2

    Kaymakam'n kars ahinde Hanm, eve bir "kyl piinin" getirilmesinden hi de memnun olmad ve bunu ocuun yannda bara bara sylemekten ekinmedi. Salhattin Bey, genliini deli gibi geirdikten, hayatn tadlmadk zevkini brakmadktan sonra, birdenbire yorgunlat-n, artk daha fazla koacak kuvveti olmadn grm, be sene kadar evvel, bu kendisinden tam on be ya kk kzla evlenivermiti. Bizim kk Anadolu ehirlerimizde bu mzmin evlenme hastal daima hkm srmektedir. En kuvvetliler bile bir iki sene dayanabildikten sonra bu amansz mikroptan yakalarn kurtaramazlar ve kr gibi, nlerine ilk kanla evleniverirler. Tabii bu evlenmede herhangi bir mterek hayattan ziyade, erkek iin evde bir kadn bulunmas; kz iin de "mna-sipe bir ksmet" varken karlmamas dnlmtr. Bu izdiva mikrobu evlendikten sonra faaliyetine balar: Evvelce birtakm emelleri olan, ykselmek, kendini gstermek, eser vermek isteyen adamlara bir kalenderlik, bir lakaytlk gelir. Evde meram anlatmaya asla imkn olmayan, seviyesi, ahlak telakkisi, dnyay: gr ve itiyatlar bsbtn ayr bir mahluk-la daimi bir beraberlik insan d hayatta da bedbin yapar ve btn insanlardan pheye drr. Evlendikten sonra bir adamn btn gayesi ve istikbal dncesi, bir kere iine girmi bulunduu ve imdi mukadder telakki ettii bu belay ses karmadan ve dosta dmana pek belli etmeden srkleyip gtrmek, onda herkes tarafndan sylenen, fakat kimse tarafndan bulunamayan meziyetler ve saadetler aratrmaktr. Salhattin Bey otuz yana kadar genliinin ve iindeki

  • 18

    snmez grnen enerjinin yardm ile hrriyetini ve benliini koruyabildi. Fakat insann damarlar ve sinirleri bazen iradesin-den ve aklndan daha kuvvetlidir ve muhayyilemiz bizi ifal etmekte bazen birok fettanlar geri brakr. Ve bunlar hkm ve nfuzu ellerine aldlar m, i bitmi demektir: Artk dimamzn bu ii manta uydurup makul gstermesi bir zaman meselesidir. Salhattin Bey olduka gzel olan bu kz evvela kendisi ile bir ayarda bir mahluk gibi deil, gzel bir kedi, bir kuzu gibi sevdi. Lakin derhal anlad ki, bu kzcaz kendisini hi de kk, basit grmemekte, bir musavat istemektedir. Gene pek az zaman iinde tesbit etti ki bu gzel kedinin ok sivri trnaklar, bu kuzunun sert boynuzlan vardr. ahinde Salhattin Bey'den adamcazn hi aklna getirmedii bir eyi, kendisine akran muamelesi etmesini istiyordu. Tabii derhal bir sr tatszlklar, hatta bir hayli aclar bagsterdi. Salhattin Bey'in bu esnada en az iine yarayan eyler, mantk ve akl gibi bazen pek gln ve aciz oluveren byk isimli vastalard. Kapal byyen ve bu ekilde btn tabii arzu ve ihtiyalarn iinde hapsetmeye mecbur olan gen kz, gayet tabii olarak, sinirli ve manen bozuk bir mahluktu. Anas onu gezmeye gtrrken bir saat 'salarn dzeltmeye urat halde, ne anasnn, ne babasnn aklna bu kafann ii ile de bir para megul olmak dncesi gelmemiti. Onlar iportaya konan bir elma gibi onu ssleyip temizlemiler, parlatmlar, sonra yal bir mteriye okutmulard. Kz yetitirmekten de gaye bu deil miydi? Hakikaten, gece saat on ikiye kadar tavla ve ene attktan sonra ciddi bir tavr alarak eve gelen ve yatakta beyaz, tombul bir vcut arayan birok kocalar iin bu eit karlar birebirdi. Fakat Salhattin Bey gibi aklnca "bir aile yuvas kurmak!" isteyenler, ilerin bu ekli alverdiini, ok gafillik ettiklerini grnce byk bir hayal inkisarna uruyorlard. Salhattin Bey neler yapmamt! Eline geirebildii ve ahinde'nin anlayacan tahmin ettii kitaplar getirir, onun

  • 19

    fikrini ykseltmek isterdi. Fakat bunun ilk tezahrleri karsnn manasz ve lzumsuz yerlerde lgat kullanmas olurdur Salhat-tin Bey bunlar dzeltmek istedi mi, karsnn "gururu" yaralanr ve derhal kzlca kyamet kopard. Salhattin Bey kzn ya kk olduunu, gzlerini dnyaya kendi evinde atn dnerek onu yola getireceini, kendisine bir arkada yapabileceini zannetti durdu. Ona evlat ve karde muamelesi yapacak oldu ve irkin bir alayla karlan-d; efendi ve hkim muamelesi yapacak oldu, ya isyan, yahut da, daha ileri gidecek olursa, baylma nbetleri ile karlat; en nihayet ona tam bir msavat vermek isteyince de bir sr yersiz taleplere, sama hareketlere ve sonradan grme arzulara tahamml mecburiyetinde kald. Bereket versin, Anadolu'nun bu yalnz kendisine mahsus dertleri yannda bunlarn gene yalnz kendisine mahsus areleri vardr. Bunlardan en birincisi "rak"dr. Burada felaketzede memur ier; mflis tccar ier; fena mahsul karan eraf ier, senelerden beri ayn kede brakld- iin ierleyen zabit ier ve nihayet kars ile geinemeyen kaymakam ier... Salhattin Bey de iiyordu ve kocasnn sarholuu karsn herkes nazarnda yava yava bir irret ve tecrbesiz kz mevkiinden alp bir sabr ve feragat melaikesi mertebesine karyordu... zdivalarnn ilk senesinde dnyaya gelen bir kzcaz bile anas ile babas arasndaki bu geni uuruma bir kpr olamad. Doduu gnden beri dnyann bir acayiplikler diyar olduunu ona anlatmaya alyorlard. Gece yars, ml ml uyurken iki sinirli el ona sarlr ve hkran bir gse bastrrd. ocuk anlamayan gzlerle bu alelacayip hareketlere bakarken, alamakl bir ses kulann dibide vzldamaya balard. "Ah benim talihsiz kzm! Ah benim zavall Muazzez'im; benim yetim yavrucuum. Bak, baban hl gelmedi! Ah benim

  • 20

    talihsiz, masum yavrucuum!" ocuk bu szlerden bir ey anlamaz, fakat hali ile, asl talihsizliin byle gece yars uykudan uyandrlarak hrpalan-mak olduunu sylemeye alr, sonra daha fazla tahamml edemeyerek anasnn alamasna daha tiz bir perdeden itirak ederdi. Annesi bu sefer onu susturmak iin kucanda hoplatarak odada dolar, sonra baheye karak kzcaz orada avutmak isterdi. Bahede karanlk yaprakl aalan, bunlarn arasndan szlp gelen ay n grnce biraz susar gibi olan ocuk, kemiklerine geen soukla tekrar feryada balar, komular uyandrrd. "Sus ekerim... Sus benim bir tanecik kzm... Sus... Baban imdi gelir... Sen alama benim babas saken yetim kalan kzm. Allah bize ektirenlerin yanna komaz... " Bu esnada komu evlerden birinin penceresi alr, bir kadn ba grlr ve sorard; "Ne o, ahinde'ciim, kzm, bey gene mi gelmedi?" "Gelmedi teyzeciim,.. Yavrucuum da babas gelmeden uyumuyor. Akamdan beri, baba!., baba!., diye rpnr durur... Ne yapacam ben de ardm, teyzeciim!" Komu teyze, gen kadna birtakm nasihatler verdikten ve kocasna bir sr beddua ettikten sonra ekilir... Bu esnada kap alarak Salhattin Bey girer, merdivenleri ykla ykla karak kendini elbisesi ile yataa atard. Odaya girip kendisini soymak isteyen kars, sarhoun zaten tamaya hazr olan rikkat ve nedamet hislerinin boanma-sna sebep olur, kendini bilmeyen adam, anlalmaz kelimeler mrldanarak karsnn ellerine sarlr, onlar per, yumruklan ile gsn ve beyaz sal ban dvmeye balard. Bu ok ateli tarziye eklinden ziyadesiyle mtehassis ve mteheyyi olan ahinde, gzyalarna bsbtn cereyan verir; btn bunlardan bir ey anlamayan ve imdi yatan kenarna braklvermi olan

  • 21

    kk Muazzez de ikyet ve sitem dolu alamasna devam ederdi.

    3 Yusuf evin iindeki bu anlalmaz hallere akn akn bakyordu. Anasyla babas arasnda da kavga olurdu ama, bunlara kavgadan ziyade babasnn herhangi bir eye kzp acsn anasndan karmas demek daha doruydu. nk zavall kadncaz mukabele etmek, hatta azn amak yle dursun, gzlerini bile kaldramaz, sessiz sessiz alard. Yusuf bir kadnn enesini bu kadar aabilmesine hayret ediyor, bunlara tahamml eden Kaymakam'a biraz da merhamet-le bakyordu. Kendisine kar yaplan muamelelere aldr ettii yoktu. Bir evde sz geecek, hkm yryecek yegne adam o evin erkei olduuna ve bu erkek de kendisini istediine gre, ahinde Hanm'm szlerinin bir kymeti olamazd. Kendisine kar bazen pek edepsizleen kadna: "Kar ksmnn szne baklmaz, herhalde senin aklm pek yerinde olmamal!" demek isteyen gzlerle bakar; yalnz, Salhattin Bey'in bu enesi gevek kary ne diye kolundan tutup kap dar etmediine hayret ederdi. lk geldii gnlerde kimseyle konumak istemiyordu. Havalar yava yava souduu iin odada oturur, i gsterilme-dii zamanlar pencereden Kuyucak dalarna doru bakar, bulutlarn arka tarafndan bir eyler grmek ister, fakat odaya birisi girer girmez derhal ban evirerek herhangi bir eyle megul olurdu. Herkese, hatta Kaymakam'a bile souk davranrd. ahinde bu ocukta insanlk, his namna bir ey bulunmadn,

  • 22

    anas babas ldrld zamanki lakaytln ileri srerek, syler dururdu. Hakikaten hi kimse bu ocuun imdiye kadar herhangi bir mnasebetle, herhangi bir hissi tezahr gsterdiini grmemiti. Yalnz, ara sra, kar koca kavga ederken, adeta kin ve istihfaf ile ahinde'ye dikilen gzleri, Salhattin Bey'e iliince yle yumuaklar, yle tatl ve birok eyler syleyen kvlcm-larla dolard ki, bunu gren bir adam, Yusuf un ierisinde bizimkilere hi benzemeyen, bizimkilerden ok daha derin ve byk birtakm hislerin bulunduunu zannedebilirdi. Yusuf'un hislerini gstermekten ekinmedii yegne mahluk, kk Muazzez'di. Muazzez tombul ve boumlu ayaklaryla odada tp tp dolarken Yusuf onu, dudaklarnn kenarnda hafif bir tebes-smle takip eder, sonra dayanamayarak kucana alr, yava yava, adeta krlmasndan korkuyormu gibi, ihtimamla okard. Kk kz, btn evdekiler arasnda kendisiyle patrt-sz, grltsz megul olan bu ocua bakalarna pek gstermedii mlayim taraflarn gsterir, onun burnunu, salarn eker; Yusuf kendisini koltuklarndan tutup hoplattka ban geriye atarak kahkahalardan krlrd. Fakat bu oyunlar ve bu minimini kz, Yusuf'u amaya, neelendirmeye kfi gelmiyordu. Bazen gz pencereden Kuyucak tarafna iliiyor, hemen kendisine bir durgunluk geliyor, ocuu kucandan yere brakarak dnmeye balyor-du. Bu srada Muazzez de sanki her eyi anlyormu gibi, hi sesini karmadan bir keye ekiliyor, byk mamum gzlerle Yusuf 'a bakyordu. Yusufun halleri, Salhattin Bey naklen Edremit'e, yani Kuyucak'tan ok uzaa tayin edilinceye kadar devam etti.

  • 23

    4

    Yusuf ilk defa Edremit'te mektebe gitti. Fakat bu mektep devri pek uzun srmedi. Buraya geldikleri zaman Yusuf on yalarnda kadard. Sar benizli, nahif, fakat kuvvetli ve dayankl bir ocuktu. Grenler, onun kendisinden daha byk birka ocuu bile yldrabileceine imkn vermezlerdi. Halbuki, mahalle kavgala-rnda, her zaman karmasa bile, kart zamanlar, daima ba olur ve drt be kiiye kar kordu. Hasmlarn rkten, onun kuvvet ve cesaretinden ziyade, hi kaybolmayan skneti ve kendisine olan sonsuz emniyetinin her hareketinde grlen tezahrleri idi. Mektep onu skyordu. lk zamanlarda, yani okuma reninceye kadar, devam eden merak ve alakas pek abuk kayboldu. Bir sr "kvr zvr" bilgi sahibi olmak iin o "bey ocuklar" ile dp kalkamayacan sylyordu. Tabii bunlar ahinde'nin yeni birtakm hcumlarna ve ocuun istikbaline dair falclklarna yol ayordu. Ka defa Salhattin Bey'e: "Bey, bu ocuk senin bann derdi demez miydim? te, adam olmaktan nasl korktuunu gr. te parmam basyorum, bu ocuk ya hamal, ya yol kesici olacak... Ama sen kendin sardn bana bu derdi. Kimsede kabahat yok..." diye atmt. "Peki ama, karcm, ne istersin u ocuktan? Bakalm, biraz daha bysn, belki biraz heveslenir, Daha kynden ayrlal bir sene olmad bile... inde ne kadar olsa serbestlik arzusu var. ehirlere alamad." "Sen bilirsin. Fakat bu ahlaksz mahalle pii hep byle kopuklukta devam ederse, ben kzm alr giderim; sen sevgili Yusuf unla otur ondan sonra." Salhattin Bey, byle eylere hacet kalmayacan, hem

  • 24

    artk ikide birde bu piliyi prty toplamak tehdidinden vazge-mesini, eer can pek gitmek istiyorsa, ite kapnn ak olduunu, fakat Nazilli'de reji ambar memuru olan babasnn kendisini drt gzle beklemediini biraz serte bir lisanla ona izah ediverir ve bunun arkasndan, yarm saatten fazla sren bir alama ve rpnma nbetini yattrmakla urard. Yusufun tahsile kar olan bu lakaytl, Salhattin Bey'in de pek houna gitmiyordu, ama ocuun ne kadar garip tabiatl olduunu bildii iin, fazla srardan ekiniyordu. Birka kere soracak oldu: "Yusuf, sen neden okumak istemiyorsun?" "Okumak rendim ya! Daha ne okuyaym!" "Canm, bu kadar yetmez. Bu dnyada birok eyleri bilmek lazm!" "Sras dtke bilenlerden renirim!" "Hocadan renmek daha iyi deil mi be olum!" Hoca, ocuun aklna ve gzlerinin nne gelince dudaklar elinde olmayarak bir bkld. Kalarn kaldrd: "Hocann bildii birisinin iine yarasa, kendi iine yarard. Sen bile okudun bildin de ne oldun sanki? Benim babam bir eycikler bilmezdi ama, evinde sz senden ok geerdi," dedi ve usulca, mahrem bir tavrla ilave etti: "u ahinde anam sabahacak envek gibi drlanr durur da bir yolunu bulup onu bile susturamazsn; ne edeyim ben senin okuman?" Bu szlerin ocuka ve basit olmas, onlarda olduka hakikat bulunmasna mani deildi; ve ocuk mantna hitap ederek bunlara mukabele etmek Salhattin Bey'e ok g geldi. Bir mddet ii oluruna brakmaya karar verdi. ahinde de btn drltsna ramen bu iten pek ikyeti deildi: Muazzez'i her zaman Yusuf a brakp istedii gibi gezebiliyor, kz her yere gtrp bana dert etmek veya evde brakp gz arkada kalmak gibi skntlardan kurtuluyordu. Bylece kk Yusuf, bir sur harabesi zerinde kan bir yabani incir aac gibi, biraz skntl ve ekilsiz, fakat serbest ve istedii gibi, byyor, geliiyordu.

  • 25

    5

    Edremit, tarafn saran amtepe, bramcaky ve Tavanbayr isimli yamaca yaslanan byke, irince bir kasabayd. ki kk dere, kasabann iinden ve kaldrml sokakla-rn ortasndan gelerek Aaar dedikleri yerde birleiyor, sonra biraz ilerde kasabay yalayp geen Bykay'a kavuu-yordu. Tepelerden birine kp bakld zaman, grlen manzara ender bir eydi: Damlarn yosun tutan ve kararan kiremitlerini nihayetsiz dut, erik ve iri yaprakl incir aalan rtmeye alyor, derelerin kenarn beyazmtrak yapraklaryla uzun kavaklar, baz yerlerde kopan bir erit halinde ve yalnz kenar mahallelerde takip ediyor; bunlarn arasnda belki yirmiden fazla minare, bembeyaz ykseliyor ve uzaktan bakan bir gze, tpk kavak aalar gibi hafif hafif sallanyor hissini veriyordu. Yukarar'daki Kurunlu Cami'nin iri kubbesi daima donuk bir lt ile parlyordu. Kasabann panoramasnda, bir tablodaki kadar ahenk ve uygunluk vard. Bu, aa, minare ve kiremit kmesinin etrafn ayva ve dier meyva aalarndan ve ova tarafnda balardan ibaret ak yeil bir ember saryor; onun etrafnda da siyah yaprakl zeytinlerin daima kprdayan hals gz alabildiine uzanyordu. ehrin ierisi orta halli bir esnaf manzaras gsterirdi. Dar sokaklarn iki tarafndaki ahap, fakat olduka biimli ve aa yukar birbirine benzeyen evlerin hepsinde muhakkak bir bahe vard. Bunlarn arasnda bazen sivriliveren byk eraf evleri, beyaz badanalar, ifte kanatl sokak kaplar ve ikinci

  • 26

    katn sokaa doru yapt kntdaki tozlu kalyon ve muharebe resimleri ile insana kkken dinledii masallar hatrlatrd. Salhattin Bey'in evi Bayram Yeri dedikleri semtte, yabanc memurlarn oturduu Rum mahallesi ve Aaar taraflarndan uzaktayd, Sokan kesinde olan evin arkasnda byk bir bahe vard. Dere, bahenin kenarndan geer ve ocuklar ellerindeki f emberlerinin keskin taraflarn vurarak, bir kartan daha derin olmayan suda balk avlarlard. Evin n tarafndaki meydanda mahallenin bulgur deirmeni vard; byk bir ta anan zerinde tahta kollar vastasyla dndrlen, yine ta bir yuvarlaktan ibaret olan bu deirmeni, kadnlar glp oynaarak evirirlerdi. Biraz ilerde, derenin bir para genileyip derinletii yerde mahallenin byke ocuklar rdek dvtrrlerdi. Burada ocuklarn byk adamlar gibi, muhtelif snflar, muhtelif gruplar vard ve bu tasnifte byklerinkinden ok farkl esaslar gzetiliyordu. En itibarl ve en sz geen snf, kabaday, ayn zamanda arbal olanlard: Bunlar olur olmaz eyler iin kavga etmezler, fakat kavga ederlerse ucunda lm olsa da ylmazlar. Kk ve zayf ocuklar daima himaye, mahalledeki ocuk mnazaalarn gzellikle, olmazsa zorla halleder. Yani her hususta hkimdirler. Bunlar ok kere orta halli veya fakir, fakat namuslu ailelerin ocuklardr; ya bir esnafn yannda raklk, yahut da babalarna yardm ederler. Bunlardan sonra terbiyeli ve kendi halinde ocuklar gelir. Bunlarn hemen hemen hepsi mektebe gider ve alkan-dr. Kimseye atmazlar. Kendilerine atlsa bile mukabele etmezler ve yollarna giderler. Taarruz daha ileri giderse alayarak babalarna ikyet ederler. Fakat babalarndan ziyade, birinci snfta zikredilen "namuslu kabaday" larn himayeleri bunlar korur. Bilhassa mahallenin kadnlaryla ihtiyarlarnn bunlara tevecchleri vardr ve analaryla babalarnn "medar

  • 27

    iftihar "drlar. Bir de haylaz, kavgac, insafsz kabadaylar vardr. Bunlarn da gzleri hibir eyden ylmaz; fakat dierleri gibi arbal deildirler. Durup dururken, kavga, vukuat karrlar, ileri gleri rdek dvtrmek, boncuk oynamak, yahut komu bahelerinden dut talamaktr. Mahalle bunlardan yaka silker ve uslu ocuklarn en yldklar bunlardr. En istihfaf edilenler, yzsz, korkak, ylk ve haylaz olan bir snftr ki, bunlarn ounu memur ocuklar tekil eder. Usulsz bir terbiye ile evde mtemadiyen dayak yiyen, izzetine-fis namna bir eyleri kalmayan ve mektep kaknln itiyat eden bu ocuklar, hakiki kabadaylar tarafndan daima hor grlr. Dierlerinden, birtakm istifade dnceleriyle, yz bulsalar bile (nk bunlar srf yaranmak iin evlerinden teberi bile alp getirirler) ilk frsatta terslenir ve kovulurlar. Mahalle kavgalarnda ve gezmelerde yerleri yoktur. En sonra, korkak ve suya sabuna dokunmayan zavall birtakm ocuklar gelir ki, kimse bunlarla megul olmaya tenezzl etmez; herkes tarafndan rahat braklrlar, nk bunlar, felein sillesini yemi, ya boaz tokluuna bir nalbant veya kahveci yannda alan ve bylece gnn on sekiz saatini ibanda geiren fukaralar; yahut da yazn tarlada, kn zeytinde alp anasn beslemeye uraan yetimlerdir; herkes bunlara merhamet ve ekingenlikle bakar.

    6

    Yusuf bir mddet mahallenin ilerine karmad. Bir kere eski ve korkun hatralar kafasndan atabilmi deildi, ikincisi kendisini burada olduka yabanc buluyordu. Burann insanlar

  • 28

    ok eyler biliyorlard; kendisinin hi bilmedii birtakm eyler... Ve bu bilgilikleri her tavrlarndan dklyordu. Bu yabani ocua evvela ehemmiyet vermediler; fakat asl ve hakikaten ehemmiyet vermeyenin bu yabani ocuk olduunu fark edince onunla alay etmek, onu kzdrmak istediler. Yusuf onlarn bu incelmi alaylarndan da bir eyler anlayamad, fakat bir gn, kendisi hakknda yine manasn anlayamad bir eyler syleyen ve bu pek de Yusuf un lehine olmayan szlerle etrafndakileri gldren Karaban Mehmet ismindeki bir ocua Yusuf birdenbire iki kuvvetli yumruk ekletirdi. Neye uradn bilemeyen ocuk, az kan iinde iki kere yerde yuvarland. Kalkp Yusuf a atlmak istedi, daha dorulmaya vakit bulamadan ikinci bir hcumla yere serildi. Yusuf, etrafta ses karmadan bakakalan ocuklarn yanndan ar ar ekildi, eve dnd. O zamandan sonra btn mahalle ondan ekiniyor-du. O srada birka arkada peyda etti. Bunlarn en banda bakkal erif Efendi'nin olu Ali vard, muntazam mektebe giden ve hi kimse ile kavga etmeyen bu ocukla evde annesinin yannda tant. Yaa kendisinden byk olduu halde onu korumaya, ona aabeylik etmeye balad. Ali mektepte birok eyler reniyor, bunlar Yusuf'a da anlatyordu. Yusuf bazen hafif bir tebessmle, bazen de ciddiyetle kalarn kaldrarak bunlar dinler, fakat katiyen hayret eseri gstermezdi. Adeta btn bu anlatlan eyleri ceden biliyormu gibi bir hali vard. Dnyann en merakl ve hayret verecek hadisesi bile onun lakaytln izale edemeyecek gibiydi. Ali buna biraz ierlese bile, ses karmadan dinledii iin, memnun, anlatr, anlatr, sonra akamst onunla beraber sokaklarda gezmeye veya testileri alarak yine beraberce marleme'ye su doldurmaya giderdi. Kasabann en iyi suyu olan bu emenin ba, bilhassa akam zerleri, mahere dnerdi; testiyi taktklar kolun mukabil tarafna meylederek azlarnda sakz, plak ayaklarnda nalnla gelen yetikin kzlar; emzikli toprak bir ibrik ile kna skna gelen ve karanla kalnca alamaya balayan ocuklar; ellerin-

  • 29

    de iki teneke, salar ortadan ayrlm, beyaz nlkl kahveci raklar hep burada toplarlar, konuurlar ve sra kavgas ederler, sonra kaplarn doldurup giderlerdi. Mahallenin en kibar ocuklar bile her akam evin iecek suyunu buradan temin ile mkellef idiler. Bu eski bir adetti. Yusuf, bu narleme seyahatlerine ok kere Muazzez'i de alrd. Kendisi Ali ile konuurken kz, Yusuf un elini smsk tutar, kk ayaklaryla, bozuk yollarda, sesini karmadan tatan taa sekerdi. Yusuf ara sra lakrdy brakp kk kza doru baknca kz da ban ona kaldrr, gler, fakat ayan bir taa arparak derhal yzn buruturur, nne bakmaya mecbur olur, bylece Yusuf u gldrrd. Btn dardaki arkadalarna ramen Yusuf un asla ihmal etmedii bir tek kii Muazzez'di. Gn getike ahbaplkla-r artyordu. Bazen anas, babas ke sz geiremezler ve Yusuf a mracaat ederlerdi. Muazzez'in onun sznden kt grlmemiti. Birbirlerine bu kadar sokulmalarnda, ok yalnz ve alakasz braklmalarnn da tesiri vard. ahinde Hanm, Nazilli'ye nazaran ok daha byk ve "ileri" olan bu kasabada kafa dengi birok arkadalar, komular bulmutu. Onlarla geziyor, eleni-yor, alg, cmb vakit geiriyordu. Salhattin Bey'in ise evin semtine urad yoktu. Gndzn hkmet ileri, gece de rak meclisleri, onun yzn ocuklarn, bazen haftalarca grmeme-lerine sebep oluyordu. Rumelili ihtiyar bir hizmeti, ocuklarn nne bir iki kap yemek kor, ondan sonra odasna giderek uyur, onlar keyiflerine brakrd. Zaten biraz yaramaz olan Muazzez, Yusuf olmasa evin altn stne getirebilirdi. Bereket versin beriki, onun oyunlarn tanzim ve idare ediyor, ona hem arkadalk, hem de aklnn erdii kadar mrebbilik yapyordu. Bu esnada seneler birer birer, ar ar, fakat hi durma-dan geiyordu.

  • 30

    7

    Yusuf un mahalledeki dier bir arkada da Alanyal Rt Efendi'nin olu Kzm idi. Bunlarn evlerinin baheleri ok byk olduu iin, ocuklar ekseriya burada oynarlard. Burasnn tercihinde, bahede pek bol bulunan meyva aalar-nn da esiri vard. Hele kocaman bir eki karadut aac bir mknats gibi mahallenin ocuklarn ekerdi. Srf bu dutun hatr iin Kzm ile ahbap olanlar vard. Akam serinliinde ihtiyar aarn dallar, irili ufakl ocuklarla dolar, geni ve yeil yapraklarn arasndan kh aa doru sallanan bir bacak, kh baka bir dala uzanmaya alan bir kol grnrd. Aatan inenlerin elleri, yzleri ve gmlekleri koyu vine r lekelerle donanr, hepsi ellerinde bir avu dut yapra, bunlarla uuturarak lekelerini karmak iin tulumbann bana koar-lard. Hem mektebe giden, hem de babasnn manifaturac dkknnda yardm eden Kzm, ilerinde yaa en bykleri ve en hesapllar idi. Hibir eyi anafora kaptrmaz ve evinde yenilen dutun acsn, cumalar yaplan gezintilere hibir ey gtrmeyip dierlerinden geinerek karrd. Bu cuma gezintileri de mahalledeki ocuklarn pek mhim elencelerinden biri idi. Daha perembeden helva filan yaptrlr, cuma gn de frna kt kebab veya gve verilir, yahut i et alnarak krda piirilirdi. Alkta en mahirleri ube Reisimin olu Vasfi idi. Bu ocuu, biraz ylk ve korkak olduu iin, pek aralarna almak istemezlerdi. Bilhassa mektep arkadalar mzevirliinden ikyeti idiler. Fakat maskaralk ederek herkesi gldrd iin, tahamml edilirdi. Bu da Kzm gibi, fakat hibir ey mukabili olmayarak, dierlerinin srtndan geinirdi.

  • 31

    En gani gnllleri Hac Rifat'n hsan isminde birisi idi. Bir sene evvel babas avda kaza neticesinde vurulup lnce (bu lmn kaza olmayp, bir zeytinlik meselesi yznden aralar ak bulunan Arnavut Galip Aa'nn intikam olduunu syle-yenler de vard) evin erkeklii ve btn mallar bu on drt yandaki ocua kalmt. Son zamanlarda mektebi asyor, devam ettii zamanlarda ise baz delikanllarla beraber yapt rak alemlerinden, kadn vakalarndan bahsederek dinleyenlerin azlarn hayret ve gpta ile ak brakyordu. Herkes ona, daha imdiden, byk bir adam gibi bakyor, onun aralarna katma-sn bir eref sayyordu. yi kalpli ve mert bir ocuk olan hsan'n yegne kusuru, biraz marka ve bir hayli kavgac olmas idi. ok kere ufak bir mesele iin btn mahalleyi dier bir mahalle ile de srkledii olurdu. Bu cuma gezintilerine, ok kere her evde bulunan kuzular da beraber gtrlr, onlar bol otlu bir yerde yaylrlar-ken, ocuklarn bir ksm yemek hazrlamak, ate yakmak, bir ksm da arkta ykanmakla megul olurlard. Alelacele ve karmakark yenen yemekten sonra birbirini tutmayan trkler sylenmeye abalanr, st dalndan yaplan veya beraber getirilen ddkler ttrlr, yahut da yakndaki bahelerden ham erik ve ala alnrd. Arballar bir aa dibine oturarak kuzulara bakarlar, birbirlerine ekya ve kabadaylk hikyeleri anlatrlard. Bu kafileyi akam zeri yorgun argn, kuzularn ipine sarlan bir demet ot omuzlarda, uzun ve taze kesilmi denekler elde kasabaya giderken grmek mr olurdu.

    8

    Uzun ve birbirine benzeyen seneler ar ar getiler.

  • 32

    Yusuf un arkadalar hep eski arkadalar, mahalle hep eski mahalle, bulgur deirmeni eski deirmen ve onu eviren kadnlar hep eski kadnlard. Yalnz, bulgur serili olan arafn kenarnda imdi bu kadnlarn kirli birer ocuklar oynuyordu; elleri kalnlam, sesleri ve kahkahalar kalnlamt. Yusuf, Kuyucak'tan kal alt sene olmutu. Artk oralar unutmu gibiydi. Yalnz bu kasabann ocuklaryla anlaamad zamanlar kyndeki arkadalarn mphem birtakm hislerle arad olurdu. Bu alt seneyi, yazn krlarda dolaarak, yahut Salhattin Bey'in, Cennetaya dedikleri yerde tuttuu bada aalarn altna yatarak; kn da ilk senelerde fabrikann nndeki zeytin uvallarnn azndan, bu uvallar ineleyen kk denekleri alp pirne ynlar zerinde kazk oynayarak, sonralar da Salhattin Bey'in ald kk bir zeytinliin silkilip toplanma-sna nezaret ederek geirdi. Ya on alty bulmu, gitgide konumay daha az sever olmutu. Mektebi bitirdikten sonra babasnn iini eline alan Ali ile bayram yerindeki dkknn nnde iki alak ve arkalksz iskemle atarlar, saatlerce hi konumadan yan yana otururlard. nlerindeki meydanda byk bir adrvan vard. Camiye gidecek ihtiyarlar burada aptes alrlard. adrvann ayanda birka rdek birbiri arkasna ve sallana sallana dolar, yass gagalarndan amurlu sular szerlerdi. Glgesi btn meydan kaplayan byk nar hi durmadan hldar; biraz ilerde, Karpuzoullar'mn byk konaklarnn damndaki leylek, yavrularna umak retmek ister ve garip takrtlar karrd. Burada alveri ezana yakn balar ve ondan evvel dkkna pek az kimseler gelirdi. Bylece, bu iki sktu seven arkada, gzlerini narn yapraklarna veya rdeklere dikerek uzun mddet dnebilirlerdi. Bazen kvraklarn (siyah dimiden bir nevi yeldirme) balarna atp bolukta sallanan yenlerini rzgrda uurarak birka yetikin kz gelir ve pamukaki ile tel yaldz seerdi.

  • 33

    Misafirlikten dnen bir hanm kahve fincan bakar; bir hizmeti yarm okka tuz ile iki limon satr alr; Karpuzolu'nun torunu tuzlu fstk isterdi. K gnleri biraz daha deiik ve kolay geiyordu. Yusuf o zaman gne domadan kalkar, izmelerini ve aba ceketini giyerek iilerden evvel zeytinlie giderdi. Orada erkeklerin uzun srklar kk yaprakl dallara hzla vurularn ve siyah kvraklarnn eteklerini bellerine sokmu kadnlarn iki kat eilerek, souktan sertleen parmak-larla yerden zeytin tanelerini toplaylarn seyreder, yahut srtn bir aaca vererek yere bakard. Bu buruuk yzl ve her sene budanmaktan eklini kaybetmi eri br aalar, uzun bir hikyeyi anlatan garip ekilli harfler gibiydi ve herhalde Yusuf bunlarn dilinden anlyordu. Yusuf, iilerin dilini de herkesten iyi anlyordu. Baz mal sahipleri, kadnlarn, yanlarnda getirdikleri emzikli ocuklarna meme vermelerine bile msaade etmezlerken, Yusuf onlarn biraz yorulduunu grr grmez derhal ii braktrrd. Bu zavalllarn halini mukadder telakki etmekle beraber, onlara ok acyordu. Sabah karanlnda, souktan bzlm, kollarn-da ufak bir ekmek sepeti ve srtlarnda ocuklar ile, gln bir cret mukabilinde almak iin kasabann sokaklarndan zeytinliklere akn eden bu sar benizliler kafilesi, onun merakn ekiyordu. ok kere bunlar yanndan geerken, Yusuf, ilerin-den birini durdurup konumak arzusunu duymutu; havadan sudan, ne olursa olsun birka ey konumak. nk alt seneden beri kendisi gibi konuan birine rast gelmemiti ve bu zeytin amelesinin kendisi gibi konuacana dair iinde mphem bir kanaat vard.

    * * * Hakikaten, ne yaparsa yapsn, kimlerle arkada olursa

  • 34

    olsun, alamyordu bu ehirlilere vesselam... Kendisini mte-madiyen yabanc ve ayr buluyordu. Onlarn ilerine akl erdiremiyordu. Mesela, en sevdii arkadalar bile onu bazen aka olsun diye aldatrlar, hi lzumu yokken yalan sylerlerdi. Yusuf rvvela ierleyecek oldu; fakat bunun herkes tarafndan yapldn ve ok tabii bir ey olduunu grnce kzmaktan vazgeti, fakat hayreti hl gememiti: Niin durup dururken yalan sylemek ihtiyacn duyuyorlard? Sonra bu fakir iilere bu kpek muamelesini yapmaya neden lzum gryorlard? Evet, Allah onlar bir kere fkara yaratmt, bunda kimsenin kabahati yoktu, fakat onlar byle yaratlmlar diye niin tepelerine binmeli, onlar adam yerine koymaktan niin ekinmeliydi? Ya Allah bu aalar ve aazade-leri de fkara yaratsayd? yle ya, madem ki hepsini Allah yapyordu... O zaman kendilerine ayn muamelenin yaplmasn isteyecekler miydi? Allah hakkndaki dncesi pek ileri gitmiyor, onu her istediini yapan korkun bir ey olarak tasavvur ediyordu; ve imdilik onun, pek dehetli olduu sylenen, gazabn ayaklan-dracak bir ey yapmadn bildii iin, kendisinden korkmak ihtiyacn da duymuyordu.

    * * * Muazzez on yana gelmiti. Birka sene devam edip drt snfl iptidaiyi de bitirmiti. imdi annesinden ziyade baz iyi kalpli ve alakal komularn sayesinde nak, gergef ve biraz da diki reniyor, kendisiyle akran olan kzlarla beraber terzi Mrvvet Hanm'dan ut dersi alyordu. Fakat bu ut derslerini Yusuf pek az sonra birdenbire kestirdi, sebebini de sylemek lzumunu duymad. Salhattin Bey kz iin pek lzumlu bulduu bu musiki derslerinin kesilmesinden memnun olmad, fakat dikbal olduunu bildii Yusuf la uzun uzun ekimeye endi. ahinde de i olsun diye bir mddet sylendi, sonra o da

  • 35

    sesini karmaz oldu: Yusuf, kimse farknda olmadan evin en sz geen adam oluvermiti. ahinde bile buna almt. Artk her eyi tabii buluyor ve eskiden beri hep byle imi zannedi-yordu. Dersleri brakmaktan asl ve sahiden zlen Muazzez'di. Mrvvet Hanm' n evi pek elenceli ve kalabalkt. en, kurnaz ve ok bilmi kzlar hep orada toplanrd. Ne are ki, Yusuf a meram anlatmak imknszd ve Muazzez' in bu znt-sn ancak Yusuf aabeyinin szn dinlemi olmak zevki biraz hafifletebiliyordu. Yusufun btn bu aksiliinin sebebi ise, Mrvvet Hanm'n evi hakknda Hac Rifat'n hsan'dan duyduu birka mnasebetsiz rivayetti.

    9

    Bu kk ehirlerin yeknesakln deitiren nadir hadiselerden biri de, bayramlard. Hele ramazan bayram, bir aylk bir bekleyi ve hazrlktan sonra geldii iin, o nisbette cokun olurdu. ocuklarn ou ramazanda oru tutar, namaz klarlard. Sahura kalkmak ayr bir zevk, leye kadar uyumak ve gnd-zn, biraz da yapma olan bir mahmurlukla, dolamak ayr bir zevkti. le zeri Kurunlu Cami'de bradal Salim Hoca'nn vaazlar dinlenir, ikindi mukabeleleri karlmaz, akam zeri de gzler ve kulaklar "tepe"den atlacak topa dikilirdi. Top, ehrin her yerinden grlebildii iin, bilhassa ocuklar, meydanlara toplanarak topunun hareketlerini uzaktan keskin gzlerle takip ederlerdi. Evleri Kurunlu Cami' ye yakn olanlar ise, bu caminin minaresinde elinde saatle bekleyen ve vakit gelince topuya iaret veren mezzin Sar Hafz'a bakarlard. Top patlar

  • 36

    patlamaz, sanki sahici bir endaht yaplm da mermi aralarna dm gibi, bararak evlerine koutururlard. Geceleri byklerle sokaa karlar, teraviye giderler, fakat ok kere sonuna kadar dayanamayarak dar frlarlar ve byklerin yokluundan istifade ederek kahvelerde bir iki el yzk oynarlard. Teravi bittikten sonra ellerinde iri coplarla sokaklarda kme kme dolarlar, yahut Gvur mahallesine kavgaya giderlerdi. Bilhassa perembe akamlarn sabrszlkla beklerlerdi. Bu gece Kadiri tekkesinde zikir olduu iin, ocuklar tekkenin etrafnda dizilirler, ieri girenleri, bilhassa kadnlar seyrederler, sonra da birbirlerini ite kaka pencerelere yanaarak "hnkren" dervilere bakarlard. lerinde baz imtiyazllar ve uslular vard ki, babalar ile tekkeye girmeye, hatta bazen zikre kat-maya mezun idiler. Bunlar, sebebini anlamadklar bir gay ve cezbe iinde, vcutlarnn btn elastikiyeti ile iki tarafa sallanrlarken, dumanl gzlerini arada srada yukarya, kadnlar tarafnn kafesine kaldrrlard. Btn bunlar takip eden bayram, sahiden bir cokunluk ve nee devri olurdu. Yusuf un, imdiye kadar daima biraz yabanc kald bu ehrin cereyanna kendini kaptrmas, yani bu ehirdekilerle, mspet veya menfi mnasebetlere gemesi, bu ehirde asl "yaamaya" balamas da byle bir bayram gnne tesadf eder. Bir ramazan bayramnn birinci gn, sabahleyin namazdan dnld esnada, Yusuf, yeni yaptrd "eytanbe-zi" elbiseleri giymi, ahinde'nin ssledii Muazzez'i seyrediyor ve glmsyordu. Biraz sonra Alanyal Kzm, ube Reisi'nin olu Vasfi, Vasli'nin kz kardei Meliha ve erif Efendi'nin olu Ali gelecekti, hep beraber bir araba tutup Akay iskelesine gitmek istiyorlard. Fakat bu srada Ali geldi, Kzm'a babasnn le yemeinden evvel izin vermediini, bayram sabah leye kadar

  • 37

    dkkn amann sair zamann bir haftasndan ok kr brakaca-n sylediini anlatt. Akay gezintisi leden sonraya kalyordu. leye kadar vakit geirmek iin bayram yerine gitmeye karar verdiler. Yusuf, Muazzez ve Ali, her de yepyeni giyinmilerdi. Ali'nin kavunii zifirden dikilmi yakalksz frenk gmlei ve bir kenar ceketinin yan cebinden sarkan srma ilemeli evresi bugne mahsus lkslerdendi. Yusuf koyu yeil eytanbezinden elbisesi, bask keli tulumbac pabular ve arkaya doru atlan fesi ile prl prl parlyordu. Fakat ilerinde en klar phesiz Muazzez'di. Srtnda mor atlastan ve gnein altnda prlts gzleri alan bir elbise, ayanda iri tokal rugan iskarpinler, iki rg arkaya braklan salarnn ucunda geni, krmz kurdelalar vard. Ya on e basan ve birdenbire gzelleiveren Muazzez adeta olgun ve yetikin bir hanm kz oluvermiti. Atlas entarisi-nin hafife kabaran gs, btn hicabna ve gayretine ramen, zavall Ali'nin gzlerini dayanlmaz bir tecesss ve hayretle kendisine ekiyordu. Bayram yerine doru yrdler. Kuluk vakti olmutu. Her taraftan ykselen bir grlt adeta kulaklar sar ediyordu. Meydann kenarnda, zerine tente gerilmi sergilerin altnda, Alanyal ve Aksekili eriler bara bara bilezik, kurdela, sakz, kma vesaire satyorlard. ocuklar ellerindeki iirgen ddkleri yorulmak bilmez bir inatla ttryorlard. Bir arabac, atlarn yannda, elinde kams: "Souktulumbaya, Cenneta-yama! Souktulumbaya, Cennetayana!" diye mteri topluyordu. Arabann ii kk ocuklarla dolmutu: Bar-yorlar, konuuyorlar ve ddk ttryorlard. Bu esnada mterisini alm bir araba "vardaa" diye hzla geiyor; iindekiler bir nee l koparyorlar ve: Ke ba meyhane, Asmadandr kaps. Ben gzme almm On be sene mapusu diye hepsi bir azdan trk

  • 38

    sylyorlard. Biraz daha ilerde, meydann tam orta yerinde salncaklar kurulmutu ve asl kalabalk, bunlarn etrafnda idi. erisine sekiz, on kii alan ve adeta kk bir odaya benzeyen salncak-larda minimini ocuklar bin trl i renkte elbiseleriyle ar ar sallanyorlard. Bykler ikier kiilik kayk salncaklara biniyorlard. Biraz kenardan seyrettikten sonra Ali, "Hadi binelim!" dedi. Yusuf ban sallad: "Siz binin. Benim bam dner!" O srada iindekileri inen bir salncaa Ali ile Muazzez bindiler. Salncak evvela hafif hafif, sonra gitgide hzlanarak umaya balad. Ali iki taraftan iplere sarlm, vcudunun btn kuvvetiyle kolan vuruyor, Muazzez ise biraz korkak, yz kpkrmz, yerinde sk oturmaya alyordu. Ali'nin gzleri, iki tarafna baknmasna ve ban mtemadiyen baka istikametlere evirmek istemesine ramen Muazzez'in yzne doru kayyor ve derhal kendi yz de onunki gibi kzaryordu. Muazzez'in bunlarn farknda olmad zannedilebilirdi. nk, salncan yere her yaklanda, biraz ilerdeki bir aaca yaslanm duran Yusuf a doru glmsyor, baiyle iaretler ediyordu. Bu srada yandaki salncak durdu ve oraya bu sefer iki yeni mteri bindi. Bunlardan biri Hac Rifat'n hsan, br de fabrikatr Hilmi Bey'in olu akir'di. Yusuf'un derhal yz bozuldu. Bu akir, yann on sekizden fazla olmamasna ramen, kasabada herkese yaka silktirmi bir ocuktu. Ayya, hovarda, ahlaksz bir eydi. Babasnn kazand paray Rum orospular veya zmirli olanlarla yiyor, etmedii rezalet brakmyordu. Bugn apraz yelekli, lacivert bir elbise giymi, yelein zerine yarm okkalk gm bir kstek takmt. Fesinin etrafnda ok fiyakal sarlm oyal bir yemeni vard. Hac Rifat'n hsan salncaa bindikten sonra Yusuf u grd, bayla ve elleriyle selamlad. Sonra sallanmaya balad-

  • 39

    lar. Biraz hzlannca akir, drt tarafa arplr oldu, belli ki fena halde sarhotu. hsan onu biraz dorultmaya urat. Fakat o birdenbire silkinerek "Haayt!" diye bir nara att. Salar yzne dklerek kolan vurmaya balad. Yusuf sapsar kesilmiti. akir btn ehresine yaylan pis bir sarho glyle yanndaki salncaa, Muazzez'e bakyor, bann akn hareketleriyle, iki tarafa uan salnca takibe urayordu. Birdenbire bandaki oyal yemeniyi kararak tam yanbandan geen Muazzez'in salncana att. Muazzez korkak bir lk kopard. Ali derhal kolan vurmay keserek salnca durdurmaya alt. Hac Rifat'n hsan, imdi bsbtn yklan akirt tutmaya, ayn zamanda muvazenesi bozulan salnca dzeltmeye urayordu. Yusuf salncaktan inenlere: "Hadi siz eve gide durun, ben hsan'a bir iki laf diyece-im!" dedi. Ali ile Muazzez biraz ilerlediler, fakat Muazzez, ne olacan biliyormu gibi, biraz tede, su muhallebisi satan bir serginin arkasnda durdu, Ali'yi de durdurdu. Yusuf salncaktan inen hsan'a doru yrd ve sordu: "hsan, ne istiyor bu itolu?" akir yzne dklen ve yal yal parlayan uzun salarn fesinin altna sokmaya alarak bu tarafa dnd: "Kim len itolu?" Elini alkn bir hareketle arka cebine gtrd. Fakat tam bu srada Yusuf un pek de dayanlacak gibi olmayan yumruunu suratna yiyerek yere yuvarland. hsan iki kolu ile Yusuf'u smsk sarm, onu teskine alyordu: "Etme gzn seveyim, Yusuf! Bak, sarho ite!.. Ben imdi alr gtrrm." Yusuf silkindi ve yerdekine iki tekme daha savurdu, fakat derhal koup gelen Muazzez'le Ali kendisini ekip gtrdler. Bu srada ayaa kalkan akir, onlarn arkasndan komak

  • 40

    istiyordu; fakat hsan'la salncak, kollarndan tutmular, brakmyorlar ve elinden tabancasn almaya alyorlard. Tam o srada akir' in en iyi arkada Hac Ethem geldi. Sarhou kolundan tuttu, etrafndakilere: "Bana brakn siz!" dedi. Ve onu zorla yrtmeye balad. Bu Hac Etem, 24 yalarnda, gzel ve kurnaz bir ocuktu. Anas babas yirmi sene evvel Hacca giderlerken drt yandaki Etem'i de beraber gtrdkleri iin ismi byle kalmt. Pek hali vakti yerinde olmad halde, herkesten iyi giyinir, herkesten paral gezerdi. Bu bolluun hsan ve akir gibi birka zengin ve hovarda arkadatan kt ve Etem'in bunlara hem dalkavuluk ettii, hem de elencelerine her iki cinsten mahluklar tedarik edip getirerek baz ufak hizmetler grd sylenirdi. Fakat bunlar, Etem'in kabadaylna, fiyakasna ve itibarna hi de halel vermi deildi. O, yine yemenili fesini kana eerek dolar, her yerde riayet grrd.

    10

    akir'in kendisine benzeyenlerden ibaret bir partisi vard. Ne candarma, ne hkmet bunlara karmazd. nk, paray bolca oynatyorlard. Bu grubun ekseriyetini yalca hovardalar tekil ederdi. Bunlar paralarn urada burada yiyip bitirdikten sonra, imdi, bu husustaki hret ve tecrbelerinden ve aralarna yeni katlan ve daha ellerinde yiyecek paralar bulunan delikanllarn sahavetlerinden istifade edip geiniyorlard. Bunlarn aileler arasnda da ok iddetli nfuzlar vard. Hepsi ehrin eski ve itibarl ailelerinden olduklar iin, bugn

  • 41

    kibar dkn bile olsalar, eski nfuzlarn devam ettirmek isterler, bunda bir dereceye kadar da muvaffak olurlard. nk herkesin aklnda hl falancann ablasnn dnndeki azamet, filanca bayramda falancalarn yapt muazzam elence yaard. Yalca kadnlar bu dkn eraf konaklarndan birine gittilermi, orada eski lemleri, merhum aann hayalini tekrar grr gibi olurlar ve hibir eyin deimediini zannederlerdi. Bunlarn nazarnda kzlara bulunacak en iyi ve mnasip koca gene bu eraf zrt serseriler, bu mflis ayyalard. Hovardalklarn-dan, daha ziyade mazur gren bir teessfle bahsederler, "Biraz yalannca uslanrlar, ne diyeceksin, delikanllk!" derlerdi. Fakat bu "delikanl'larn ounun ya krk aknd. ehrin en iyi aileleri arasnda bile bunlarn istedikleri zaman alamayacak-lar kz yoktu. Adeta btn eraf aileleri arasnda ezelden beri mevcut, deimez bir mukavele vard ve buna, harici eklin deimesine, vaziyetin tamamen baka olmasna ramen, daima riayet ediliyordu. Bunun iin bunlarn herhangi bir talebini reddetmek akla gelmez ve 15-16 yandaki temiz, gzel kzca-zlar bu sa krarmaya balam, manen ve maddeten rm, on parasz sefihlerin kucana atlrd. Ekserisi pis birtakm hastalklarla malul olan bu heriflerin evleri bundan sonra dardan pek belli olmayan ve iddetle saklanan facialarn yuvas olurdu. ehir kzlarn bu felaketten biraz olsun koruyan, bu adamlarn, orospular arasnda yaayarak, evlenmek lir/usunu pek seyrek duymalar ve daha bu hayattan yorulup kz istemeye vakit kalmadan ya bir tabanca kurunu ile, yahut da bir hastalk neticesinde lmeleriydi. Bunlar ehirdeki nfuzlarnn bir ksmn da, kendileri gibi iflas etmeyip akll davranarak mevkilerini salamlatrm akrabalara borluydular. Kimisi belediye reisi, kimisi fabrikatr olan bu adamlar, bu kopuk akrabalar ile pek yakndan temasa gelmek istemezlerse de, evdeki kadnlarn tesiriyle birok ehemmiyetli vakalarda onlar mdafaaya mecbur olurlard. nk ya karlar byle bir serserinin kardei, yahut da kardele-

  • 42

    ri byle bir serserinin karsyd; ve aile dnceleri, akrabalk rabtalar, bilhassa kadnlar arasnda, iddetle gzetilen mesele-lerdendi. te Yusufun bylelerden birine, hem de daha elindeki maddi menbalar tkenmeye vakit bulamam birine atmas, kendisi iin iyi olmayabilirdi. Fakat imdilik bunlarn herhangi bir ktlklerini icap ettirecek bir vesile zuhur etmedi. htimal Yusuf un Kayma-kam'n olu olmas (onu burada biroklar byle biliyordu) biraz daha ihtiyatl hareket etmelerine ve beklemelerine sebep oluyordu. Eer Yusuf herkesi kendisi gibi zannetmese ve etrafna biraz da anlar gzlerle baksa, o bayram vakasndan sonra birok arkadalarnn tavrlarnn deitiini, mesela ube Reisi'nin olu Vasfi'nin kendisiyle pek gezmek istemediini, Alanyal Kzm' n dkknna gittii zaman, eskisi kadar riayet grmedi-ini sezerdi. Hepsi, akir' den ve onun partisinden ekmiyorlard. Fakat Yusuf un akl byle eylere ermedii ve arkadala-rnn kendisine kar muamelelerine de pek kulak asmad iin, hibir eyin farknda deildi. Taa ka kadar hibir yerden hibir ses kmad, yalnz kn baz vakalar, kendisiyle uraanlar bulunduunu ona anlatt. Yusuf'a kalsa gene iin farkna varaca yoktu, bereket versin hibir zaman ondan ayrlmayan ve yaplan teklif ve tehditlere ramen Yusuf u terketmeyen Ali, ona birok bilmedi-i eyleri retiyor, pek kr krne yrmemesini temine alyordu. Bu vakalarn en mhimi ve Yusuf'un ilerdeki hayat zerinde de tesiri olan bir zeytin iisi meselesiydi. Adamakll souk bir gnde Yusuf gene erkenden zeytinlie gitmiti. O gn iiler arasnda tanmad bir kadnla on iki yalarnda kadar bir kz grd. ilerin ba Kse brahim'i ararak bunlarn kim olduklarn sordu.

  • 43

    brahim: "i, aam! akir Beygillerde alrlarm, dayak atmlar, maiyetine gelmek isterler, boaz tokluuna da olsa senin yannda kalacaklarm!" Yusuf kadn ard: "Ne diye aan braktn da buraya geldin, yenge?" "Dvdler beni, aam!.." "Durup dururken adam dverler mi?.." "Dvdler ite!.." Yusuf anlamadn gsteren bir tavrla omuzlarn silkti: "Peki ama, ben ne yapaym seni? Benim iim tamam." "Aman aam, kulun olaym, beni ters yzne evirme! Kzcazmla ikimiz ortalarda kaldk!" Yusuf, kadnn yanndaki kza bakt. Birdenbire hi phesiz tyleri rperdi. Fakat gzlerini uzun mddet kzdan ayramad. nce ve yana nazaran uzun boylu olan bu kzn sapsar, insana korku verecek kadar sar bir yz vard. Fakat bu sarlk bir zayflk ve kanszln verdii renksizlikten ziyade, bir hastalktan doan yeilimtrak sarla benziyordu. Bilhassa siyah, ince, fakat ok keskin kalarnn glgeledii gene simsiyah ve iri gzleri ok eyler biliyor hissini veren grm geirmi bir bakla ve hi ekinmeden insann yzne dikili-yordu. Soluk ve ensiz dudaklarnn kenarnda, gene ok "yaam" olanlarda grlen tecrbe izgileri vard. Btn yznn ifadesinde bir bezginlik, hatta daha ziyade bir nefret aksediyor gibiydi. Bu ehre ve bu bak, Yusuf'u adeta sulu imi gibi eziyor, artyordu. Gzlerini kzdan ayrmayarak tekrar annesine sordu: "Siz bural msnz?" "Yok, ineliyiz!" "Ne? ineli mi? Aydn ine'sinden mi?" "yle ya!" "Ne diye geldiniz buralara?" Kadn, birka kelime ile, bir zaptiye baavuunun kars olduunu, kocas ile buraya geldiini, sonra kocasnn bir orospu ile kaarak bunlar yzst braktn, imdi orospuyu da

  • 44

    brakan herifin Manyas taraflarnda ttn kaakl ettiini, fakat bunlar hi aramadn anlatt. Yusuf, bunlarn ineli olduunu renince bir akrabas-na rast gelmi, Aydn ve Nazilli taraflarna dnm gibi oldu. "aln bakalm, bir kolayn buluruz!" dedi. Kadn adamakll iyi iliyordu; fakat kz, akama kadar aalarn dibinde oturarak, annesinin yannda dolaarak, yahut zeytin silkenlere bakarak bo gezdi ve hi kimseyle hibir ey konumad. Akam zeri sepetlerini kollarna alp giderlerken Yusuf onlara: "Sklmayn bakalm, hepsi geer!" dedi. Kadn envai trl dualar, teekkrlerle Yusufun ellerine sarlyor, kz ise, hibir harekette bulunmadan, yabanc ve souk gzlerle bunlara bakyordu. Kadn ertesi gn geldii zaman, kz yannda yoktu. Hastalanm ve evde yatyormu. Yusuf: "Evde kiminiz kimseniz var m? Kim bakar hastaya?" diye sordu. "Kimsemiz ne gezer? Yalnz yatar fkarack!" Yusuf sesini karmadan arkasn dnd ve yrd, fakat akama kadar, evde hasta hasta yatan ve bakacak kimsesi olmayan bu kz dnd. Onu sert bir yer yatanda, kara gzlerini tavana dikmi, hi kmldamadan yatar gryordu. Akam zeri, i paydosundan evvel kadna kendisiyle gelmesini iaret etti. ehre kadar hi ses karmadan yrdler. Hafif yamur iseliyor ve yoldaki araba tekerlei izlerini dolduruyordu. Aaar'y getiler. Yusuf, Bayramyeri'nde Ali'nin dkknna girdi. Biraz ya ve pirin tarttrd. Bayla kadna bunlar almasn iaret etti. Tekrar beraberce yrmeye baladlar. Kadn bramcaky yolu stnde, Deirmenn denilen bir yerde oturuyordu. Ayvalbahe dedikleri, etraf it evrili, byk bir baheyi getikten sonra arkas tepeye dayan-m, kerpi bir kulbeye geldiler. Kayalk ve dik tepede kan bir yabani incir aacnn dallar kulbenin damna sarkyordu.

  • 45

    Ortalk daha olduka aydnlk olduu halde, kulbenin ii zifiri karanlkt. Kadn ocak klkl bir eyin zerinden bir ya kandili alp yakmaya urarken, Yusufun gzleri karanla al ve kede bir yer yatanda yatan kz grd. Kz ban duvara evirmi, stn rtmeye alyordu. Yusuf daha kapnn nnde dururken ierde sratli baz tprtlar olmu ve sonra birdenbire kesilmiti. imdi kz byle telala yatakta kmldanr grnce, nedense aklna onun imdi, bunlar gelince yataa girdii dncesi geldi. Kadn, kzna: "Haydi Kbra, dorul azck, Yusuf Aa geldi!" dedi. Kz ban evirdi. Yusuf a doru bakt. Sonra yavaa dorularak srtn duvara dayad ve yorgan gsne ekti. Siyah salar omuzlarna dklyor ve bu, onlar geriye atmaya urayordu. Omuzlarna kadar plak olan kollar souktan diken dikendi. Yusuf odann bir kesine ekilip yataktaki kza uzun uzun bakt. Kz da hi ban evirmeden buna bakyordu. Bir mddet sonra Yusuf yorulduunu hissetti ve gzlerini odada dolatrmaya balad. Btn ev, zemini toprak bir odadan ibaretti. Eya namna Kbra'nn yata, yatakla ocan arasnda duran ufak bir tahta sandk ve bir de yatan nne serili duran eski bir kilim paras vard. Ocak banda i grmeye alan kadn ikide birde tahta sand aarak iinden bir toprak tencere veya bir avu tuz alyordu. st toprak olan tavann isli kalaslarnda birka koan msr sallanyordu. Kbra'nn yatann st tarafnda, duvarda bir delik ve bu delikte kirele svanm bir cam paras vard: Herhalde bu, pencere vazifesini grecekti; fakat ierisi grn-mesin diye svanan kire, n da pek azn ieri brakyordu. Yusuf un gzleri tekrar kza iliince onun hep kendisine bakt-n grd. Bir ey sylemek lzumunu duyarak: "ok hasta msn?" dedi. "Deilim!" "yi yleyse!" Tekrar skt balad.

  • 46

    Ocakta orba piirmeye alan kadnn tprtsndan baka bir ses yoktu; bir de toprak dama den yamur damlala-rnn bouk sesi... Bu srada darda hafif ayak sesleri oldu, evin civarnda biraz dolat, sonra kireli pencerede birdenbire bir insan ba belirdi. Kadn ile kz da bunun farkna varmlard. Birbirlerine baktlar. Yusuf derhal yerinden frlad, kapya kotu; fakat kadn arkasndan yetierek onu kolundan yakalad: "Aman olum, mahalle kzanlardr; her zaman byle bakarlar; sen otur, rahatna bak!" Yusuf gene eski yerine gidip oturdu. Dizlerini dikip enesini stne dayad ve kollarn da dizlerinin alt tarafndan kavuturdu. Bu sefer kza olsun> kadna olsun, abuk abuk, gzlerini krptrarak bakyordu. Nihayet uzun bir beklemeden sonra orba hazrland; kadn bunu inko bir tasa doldurduktan sonra sandktan ald tahta bir kakla birlikte kzna uzatt. Kz plak kollarn yorgann altndan kararak tas tuttu ve birka kak ald. Fakat birdenbire tas da, ka da elinden frlatverdi. Annesi akn gibi kznn stne kotu. ocuk onu iki eliyle ve iddetle iterek yorganlarn stne kapand ve hkra hkra alamaya balad. Beyaz, fakat kirli bir gmlein altndaki vcudu iddetle sarslyordu. Anas da olduu yerde kalm ve gzlerinden yalar szlmeye balamt. Birden olduu yerden kalkt, Yusuf a kotu, onun ellerine sarlarak: "Git aam, buralardan git. Biz senin ban nre yakacak-tk!" dedi. Yusuf kadn hafife terek oturttu ve ok sakin bir sesle: "Anlat bakalm derdini yenge, alamay brak da anlat!" dedi; ve o zaman kadn, tyleri rperten hikyesini anlatmaya balad.

  • 47

    11

    Darda yamur biraz daha artmt ve tavandan gelen bouk sesler daha hzlanm ve daha abuklamt. Ocan stndeki ya kandili titriyor, czrdyor ve yalnz kendisini aydnlatyordu. Yatan nndeki devrilmi orba tas ve tahta kak olduu gibi duruyor ve kimse onlara el srmyordu. Yusuf yatan kenarna oturmutu. nne bakyor, hikye sini ara sra alama nbetleriyle kesen kadn dinliyordu. Kz yatan bir kesinde, yorganlarn arasna gmlm, duruyor, hi ses karmyordu. "Sana hepsini ne diye anlatp ban artaym, aam!" diye kadn balad: "Yerimizden ayrlmasak bamza bu iler gelmezdi, ama ne diyeceksin? Kaderde yazl imi; Allann yazdm kul bozamaz ki. Erkeim beni alp buralara gelmek isteyince ben gitmem dedim, ayak diredim. lle ve lakin, o da erkek, lafna daha ok kar koya-mazsn ki!.. Hem o eskiden, daha ine'den kmadan, melaike gibi adamd. Ona buralarda ne ettilerse ettiler. irdiler, sarho ettiler. Evinden, ocuundan souttular. Ne diyordum? Kalktk, gzelim ine'mizi braktk; buralara geldik. lk nceleri burada da iyiydi. Gn gnden kocam deimeye balad. Eve ge gelir oldu. Bazen bir hafta uramaz, sorduumda: 'Takipte idim!' derdi. Ama ben onun takipte filan olmadn bilirdim. Arasta'da pabuu bir Yunus Aa vard, o haber verirdi: Havran'a, yahut Frenkky'ne gidip avrat oynatrlarm. Bir gn yine takipten geliyorum, dedi, ama bu sefer pek bitkin, pek sar idi. Ben de inandm. Girdi yataa yatt. Uyur gibi yapt. Uyumad besbel-liydi; yatakta iki yana dner, gzlerini aralar, bana bakard. kere kendini tutamad, derin derin, of ekti. Yanna sokuldum: 'Bir eyin mi var, Seyit Efe!' dedim. Candarmayd ama, ine'de hep efe derlerdi. Zati efeleri, zeybekleri de pek sever, pek

  • 48

    korurdu. Dinarl Kara Mehmet'i iki takipte yakalam, yine salvermiti. Bunu bana 'kimseciklere syleme, beni asarlar ha!' diye and verdirip yle anlatmt. 'Seyit Efe!' dedim, 'neye kasavet ediyon? Neyin var ok kr Allaha?' O hi sesini karmad, gzlerini bsbtn skt, uyuyor gibi yapt; ama yz kpkrmz kesilmiti; gs yorgan kaldrp indiriyordu. Seyit'imin derdi bykt ama, neydi? Bana neden diyivermiyor-du? "Akama doru kalkt. Kbra mahalle mektebine gidiyordu o zamanlar, babas Kur'an okumasn rensin demiti de... Ne diyordum? Akama doru kalkt. Kbra'y sordu. Bu vakte mektep kalmaz ama, bir bakaym dedim. Deirmenn'ne kadar gittim. Yine mahalle kzlar ile oyuna dald ise babasndan dayak yer, diye iim titriyordu. Baktm, Deirmenn'nde yok. Rukiye Molla'nn evine kadar uzandm, hani mektep orasyd da... Orada da yok: 'imdi kt, eve gitti!' dediler. Rukiye Molla'ya un eleyivermi de ge kalm. Pek de bilirdi kzcazm byle eyleri. imdi her eyleri brakt. Vah benim kara bahtl kzm! Vah benim..." Kadn bir gzya selinde boulur gibi alayp dvn-meye balad. Kbra ban kaldrarak anasna bakt, fakat bir ey sylemeden ve en kk bir harekette bile bulunmadan ban tekrar yorganlarn arasna soktu. Bu sefer de onu teskine filan almayarak susmasn bekledi. Kadn biraz sonra gzleri-ni kolunun yenine silerek tekrar anlatmaya balad. lk zamanlarda szlerini hkrklar kesiyor ve bir ey anlalmyor-du: "Eve dndmde bir de ne greyim? Kbra kapnn dnda oturmu, 'Baba! Baba!' diye alar... Ah, dedim, Seyit Efe dvd ocukcaz yine! 'Kzm, ne diye alyorsun?' dedim. 'Ben babam isterim!' dedi. "ardm kaldm. Evin iine girdim, baktm Seyit Efe yok, Kbra'ya sordum, kz alamaktan iki yana bakacak halde deil. Biraz susunca anlatt: Eve gelince babas kucana alm,

  • 49

    drt bir yanndan kz apr apr pmeye balam; kz, babas-nn yzne baknca korkmu: 'Baba, hasta msn? Neyin var? Ne diye alarsn?' demi. "Ya, koca adam ocuk gibi alarm. Ben halbuki kars oldum olal gznden ya geldiini grmemitim. Seyit Efe kzn bir daha, bir daha barna basm, sonra dolaklarn sarm, duvardan martinini alm, gzlerini evresine kurulayp yrm gitmi. Bir baktm kzn gs bar ak: 'Ne oldu?' dedim. 'Babam giderken boynumdan muskam ald, kendi boynuna takt!' dedi. Alamaktan katlyordu zavall. "Aman kzm, ne diye alarsn? Takibe gitmitir, muska da ona uur getirir de abuk dner inallah! dedim, ama benim gzlerimden de ya seller gibi akyordu. Kz: 'O gelmez artk!' dedi. 'Nereden biliyorsun?' dedim. 'Gidiinden belliydi!' dedi. Sahiden de o gn bugndr Seyif Efe'nin yzn grmedim. Daha ertesi gn evi gelip aradlar. Sordum, sordum bir ey diyivermediler. Gittim, o zamanlar sakall bir kaymakam vard, ona ktm. Kim olduumu syleyince acrm gibi yzme bakt: Hatun, kocan biz de aryoruz. Kakkran dedikleri Hayriye'yi alm, kam. Ama kabahat sende: Kocan zapt etmesini bilememisin... Artk ondan sana hayr gelmez. Bann aresine bak! dedi." Kadn uzun mddet durdu, kzna bakt, tekrar balad: "Bu olmasa hibir eyi tasa etmezdim, lakin babas gidince kzcazm elime bakar oldu. O zamana kadar da bolluk inde deildik ama, kr Allaha darlk da grmemitik. Seyif Efeciim gidecei gne kadar bir eyimizi eksik etmemiti. Gittikten sonra bile on be gn evimizdeki bulgurumuz, ya-mzla geindik. On be gn sonra kapta kaakta ne varsa tkendi. ki gn, gn a oturduk. Kzcazm sesini kar-mazd ama, onun bu sessizlii, bu melillii benim yreime bsbtn dokunurdu. Bir sabah: 'Anne, dedi, bam dnyor, yataktan kalkamayacam...' evlatcazm am dermanm yok demiyordu da bam dnyor diyordu. O zaman aklm bamdan

  • 50

    gider oldu. Eyvah, dedim, kzm gzmn nnde lp gide-cek... Sen daha ne duruyorsun, a kar, dedim, evladn mum gibi snp gidiyor da sen daha ne duruyorsun? Hemen kvram srtma aldm, sokaa frladm. Bizim komu pabuu Yunus Aa olan biteni haber alm, bize gelirmi. Yolda rastladm; adam yzme bir bakt, her eyi anlad. Kolumdan tutup: 'Aman kzm, dedi, dnya bu, beterin beteri var. Kendini topla da akll uslu al. Maallah elin kolun tutuyor, hem kendini, hem kzn Allahn izniyle namerde muhta etme!' Adamcaz nurlu yzl bir ihtiyard. Bana her zaman nasihat verir, yol gsterirdi. Bu sefer de onu nme Allah karmt. 'Yunus Aa, dedim, nerede alaym, ben burada garibim, kimseyi tanyp bilmem, kim bana i verir?' Azck dnd. 'Bizim ihtiyar bir eyler diyordu, fabrikac Hilmi Beyler bir kadn m ararlarm ne imi, gel bir eve kadar gidelim!' dedi. Yrdk. Evlerine vardk. Sahiden dedii gibiymi. Hilmi Beyler orta hizmetine bakacak bir kadn ararlarm. Yunus Aa'nn kars hemen kvran giydi, beni yanna ald, beraber gittik. Hilmi Bey'in hanm iman, her yan incili, elmasl bir hanmd, Yunus Aa'nnki bamdan geenleri anlatt. Meer brleri de bu ii duymularm. Hanm: 'Erkek ksmna inan olur mu hi?' dedi. 'Sen imdi al da kendi elinin emeiyle yaa. Burada kocann evinden daha ok rahat edersin!' Hanm biraz kibirliceydi ama, iyi kalpliye benziyordu. Bana kalsa, kocacmn evi olsayd da daha az rahat olsayd. Ama ne yaparsn? El evinde almak ne kadar g gelse, kzmn hatr iin yapacaktm... Neyse, uzatmayalm, hemen ertesi gn Hilmi Beyler'e tandk. Kbra ile bana kk bir oda verdiler. Ne yalan syleyeyim, i biraz arcayd ama, karnmz tok, srtmz pekti. Ne de olsa insan yava yava alyordu. Kendi kendime: 'urada gayretle alp kendimi efendilere beendirirsem mrmn sonuna kadar otururum. Kzcazm da namuslu bir esnafa verirsem iim bsbtn rahat eder. Kimbilir, damat belki ok hayrl kar da beni de yanna alr, ben de el evinde

  • 51

    alacama, kzmla damadma sam sprge ederim; onlarn ocuklarna bakarm!' dedim. Artk btn midim Kbra'dayd." Kadn kendini tutmak iin ok alt, fakat gzyalar ondan daha kuvvetli ktlar ve o bu sefer sessiz sessiz, yalar-nn yarsn iine aktarak alad. Tam bu srada hi beklenilmeyen bir ey oldu ve kadnn hikyesini yarm braktrd. Darda yamur damlalarnn bouk sesi arasnda bir ayak tprts peyda oldu, kapya yaklat ve hzl hzl vurdu. Kadn birdenbire sapsar olarak yerinden frlad; kapya gidip sordu: "Kim o?" "A, a, benim!" Yusuf derhal Hac Etem'in sesini tand. "Asana be!" Kadn yavaa kapy at. Darda, yamur sularnn altnsrtnda gocuu ile Hac Etem grnd. eriye doru bir adm att, fakat Yusuf u grr grmez derhal geriledi. Herhalde bu vakitte burada greceini mit etmiyordu. Fakat kendini abuk toplad. Glerek: 'Akamlar hayr olsun, Yusuf Efe!" dedi, sonra ona baka bir nazar bile atmadan kadn yanna ekerek bir eyler syle-mek istedi. Daha azndan birka kelime kmamt ki, kadnn yz deiti. Ellerini yumruk yapp ona doru uzatarak bar-maya Balad: "Daha ne istiyorsunuz benden? Ha? Daha benden ne istiyorsunuz? Hac Etem, syle bakaym ne diye geldin buraya? Haber almaya geldin deil mi? ler nasl gidiyor, yolunda gidiyor mu diye haber almaya geldin! ler hi yolunda deil Hac Etem! Dolaplar iyi eviremedik. Belay bu delikanlnn bana sardramadk. Ne yapalm, daha sizin kadar kansz olamamz. Daha bu ilerin acemisiyiz. yle ldrecek gibi ne yzme bakyorsun? Yok, bana kzma! Benim hi kabahatim yok. Ben belki ii sonuna kadar gtrrdm, fakat u kz

  • 52

    gryor musun? O dayanamad. O kahpelii bu kadar ileri gtremedi. Her eyleri meydana vurdu. Kzm beni utandrd. Anasna ders verdi. Allah beni affetsin. Bu masum kzcaz, (siz ne derseniz deyin, o masumdur, onun yrei masumdur, yrecii temizdir) ya, bu kzcaz bana ne byk gnaha girdiimi anlatverdi. Bak, alamaktan boulacak. Beeniyor musunuz yaptnz? Allah bunu yannza brakr m sanyordu-nuz? Bu ocuun ah sizi iflah eder rni? Bak, Hac Etem, bak: Yrein ezilmez mi senin bunlar grnce? Bir de sklmadan gelip ne olduunu mu soruyorsun? Bir eycikler olmad. Bu delikanlya bir eycikler yapamayacaksnz. Hi olmazsa, bunu bize yaptramayacaksnz. Kasabann meydanna kp mmeti Muhammed'e bara bara her eyleri sylerim, her eyleri diyorum, anlyor musun? Helbet bize de inanan iki Mslman bulunur. sterseniz ondan sonra bizi ldrn, yapmadnz bir bu kald, onu da yapn! Ama ben daha nce kzm alr, Aa-ar meydanna gider, her eyi anlatrm. En kat yrekliler bile Kbra'nn yzne bir baknca merhamete gelirler de szlerime inanrlar... " Kadn szn bitirmeden Hac Etem birden kolundan yakalad, kvrd ve iki bklm olup baran kadna iddetli bir tokat yaptrd. Kbra keskin bir feryat kopararak yerinden frlad ve o tarafa kotu; fakat Yusuf daha evvel komu, bir eliyle herifi boazndan yakalamt. Yumruunu vurmak iin br elini kaldrd, birden iki eli de havaya kalkt, bir inilti kard, salland ve arka st yere ykld.

    12

    Kaymakam Salhattin Bey, evvelce de sylediimiz gibi,

  • 53

    gndzleri biraz arca olan iiyle, geceleri de ikisiyle megul-d ve yaayp gidiyordu. Memlekette mnasebette bulunduu adamlar az ve semeydi. Uzun memuriyetlerin tecrbesi, yerlilerin kendisi gibi memurlarla niin ahbap olduklarn ona retmiti. Tongaya basmay pek sevmedii ve namuslu kalmak niyetinde olduu iin ziyafetlere, davetlere pek aldr etmez, ok itimat ettii, hukuk mezunu birka avukat ve bazen de Ceza Reisi ile sessiz sessiz imeyi tercih ederdi. Bu avukatlardan Hulusi Bey'in Tavanbayr'nda byk, gzel bir evi vard. Evin bahesi Edremit'te bir taneydi. Etraf imir aalaryla evrilmi, akl deli yollar buraya ufak bir park manzaras veriyordu. Evin tam nnde bir asma arda, ufak ve fskiyeli bir havuz vard. Akamlar bu havuzun kenar-na bir tahta masa karlr, zeri patlcan salatas, balk tavas vesaire ile donatlr, rak ieleri bir kenara dizilirdi. K gnleri ise bu masa ierde bir odada hazrlanr, Edremit'te pek de lzumu olmayan mavi bir ini soba yanar ve rak burada iilirdi. Olduka serin bir k gecesi Salhattin Bey, Ceza Reisi ve birka avukat, Hulusi Bey'in evinde toplanmlard. Epeyce kafay tuttuklar srada kap alnd, ieriye fabrikatr Hilmi Bey ile Hac Etem girdi. Bu Hilmi Bey, Edremit'in eski eraf ailelerinden birine mensup, kibarca bir adamd. Vaktiyle Midilli dadisi'nden mezun olduu iin, olduka okumu yazmlardan, memleketin tahsillilerinden saylr ve hrmet grrd, Fakat hrmetin asl sebebi, sonu gelmeyecek kadar ok olduu rivayet edilen servetiydi. Muhakkak ki, Edremit'te ondan ok zeytini olan yoktu. Fakat asl, nakit parasnn saysn Allahn bildii ve bunlar saymak iin vakit yetmeyeceinden Hilmi Bey'in altnlarn inikle lt sylenirdi. Bunlarda biraz hakikat bulunmas lazmd. nk yle byle bir servet, baba ile oulun bitip tkenmez israfna yet-mezdi. Bu adamn olu ile mnasebeti memlekette olduka

  • 54

    kuvvetli bir dedikodu menbayd. nk Hilmi Bey, akir'in hareketlerini dzeltecei, onu yola getirecei yerde, ayn eyleri kendisi de, hatta ok kere olu ile beraber yapar, zmirli, Midillili veya yerli Rum ocuklar ile yazn Cennetaya, kn hamam alemleri tertip eder, avu avu para saard. Bunlar gren akir'in niin daha ileri gitmediine hayret edebilirdi. Oul ile baba arasnda baz gizli meseleler mevcut olduu ve ikisinin birbirine baz srlarla bal bulunduu da ehirde dolaan laflardand. Bu akamki geliinde herhalde bir sebep olacakt. Avukat Hulusi Bey'in pek sk fk ahbab olmadna gre, onun bu tesadfi gibi grnen ziyareti pek de manasz saylamazd. Hac Etem'le beraber gelmesinde de muhakkak bir maksat gizliydi. Bir mddet meclise itirak etti. Birka kadeh ald. Fakat buraya ayk geldii iin bu kadehlerin pek tesiri grlmedi. Kk gzleriyle, hi durmadan odadakileri szyordu. Bir aralk Ceza Reisi'ne: "Bir iki el evirelim istersen, ne dersin?" dedi. Ceza Reisi ok namuslu, hakperest bir adam olduu halde, kumara biraz yz yoktu. Byk oyunlara girmese bile, yle bir iki saatlik bir parti evirmekten kendini alamazd. "Siz bilirsiniz. Ufaktan bir ey yaparz!" dedi. Rak masas kaldrld. eri daha kk bir masa getirildi. zerine pike bir rt rtld ve ktlar ortaya kt. Burada oynanan oyunlar nadiren poker, hemen hemen her zaman da otuz bir dedikleri bir oyundu. Fakat bu akam Hilmi Bey glerek: "Reis Bey, bir kl keser misin sen bu gece!" dedi. "Brak Allah akna, hapishane oyunudur o!" "Hepsi kumar deil mi canm, uzun ie girmektense ayakta birka el,eviririz... Maksat vakit gesin!" "Sen bilirsin!" Glerek masann etrafna toplandlar. Kendi anlaryla mtenasip olmayan bu oyunu yar aka telakki ediyorlard.

  • 55

    Hilmi Bey ktlar kard. Yannda duran Kaymakam'a sordu: "Ne vereyim beyefendi?" Kaymakam ard: "Aman beyim, ben oyun filan oynamam. Hele bu kl mdr nedir, bilmem bile!" "Bilinecek taraf yok, beyefendi, imdi renirsiniz!" Birka kelime ile oyunu tarif etti. "Fakat ben oyun oynamam." Ceza Reisi sokuldu: "Aman iki gzm, ilik etmesene! Bir el evirelim de dalalm!" Salhattin Bey gld: "Canm, benim oynamadm sen de bilirsin!" Hilmi Bey: "Oyun deyip de bytmeyin beyefendi, unun urasnda maksat elenmek!.. Ne vereyim?" Salhattin Bey nne bir gm eyrek kard: "una bir dokuzlu verin!" Hilmi Bey'in elleri sratle ilemeye balad ve biraz sonra dokuzlu Salhattin Bey'in nne dt. Hilmi Bey derhal cebinden iki eyrek karp atarak: "Buyurun! Ktlar da aln, imdi siz vereceksiniz!" Yarm saat sonra oyun kzm, sesler kesilmi, ehre-lerden tebessm giderek, onun yerine bir heyecan ve hrs ifadesi gelmiti. "Bir papaz, ki liraya!" "Bir l, fitimize!" Gibi szler iitiliyor ve abuk abuk, birbiri arkasndan yere atlan iskambiller acayip hrtlar karyordu. Masann kenarna konan ayakl bir lamba san n ancak oyuncularn halkasna veriyor ve odann dier taraflar sessiz bir lolua dalyordu. Masann kenarndakilerin iri glgeleri duvarlarda garip ve kocaman mahluklar gibi mbala-al hareketler yapyordu. Kedeki cameknl duvar dolabnn n sahanlnda birka kadeh, yarm karafa rak, biraz pastrmal yumurta ve

  • 56

    biraz da turu, uzun zamandr el srlmeden bekliyordu. Bir mddet evvel oraya kadar gidip bir kadeh atan, sonra meze dolu azyla tekrar masa bana gelerek oyuna itirak eden keyif ehillerinde pek yerlerinden kmldayacak hal kalmamt. Birdenbire sararan ehreleri, titreyen elleriyle, acnacak bir hal almlard. Ktlar kararken yarsn dkyorlar, tekrar toplayp kartryor ve bu sefer de, kesmek iin yanl birisine uzatyorlard. kide birde elleri ceplerine gidiyor, karlarnn eyiz getirdii gzel rme keseler kyor, yine eller titreyerek, iinden para alnyordu. Hulusi Bey ile dier iki avukat pek fazla ziyanda deillerdi. Kendileri byk sylemiyorlar, byk syleyene de kt amyorlard. Ceza Reisi de, biraz fazla ieri kam olmakla beraber, imdilik olduu yerde duruyor ve daha fazla vermemeye alyordu. Asl zararda olanlar Hilmi Bey ile Salhattin Bey'di. Salhattin Bey raknn tesiriyle kendini arm, cebindeki btn paray verdikten baka Hilmi Bey'e de elli altn kadar borlanmt. Hi kendini bilmez gibi oynuyor, btn acemi kumarbazlarda grld gibi, asabi ve lgn bir oyunla talihi kendine evirmek istiyordu. Bir kere kaybetti mi ikinci defa demin kaybettiinin iki mislini ve nc defa ikincide kaybettiinin iki mislini koyuyordu. Bylece ziyan, akl banda olduu zaman dnmekten bile korkaca bir miktara kyor-du. Btn paray alan Hac Etem'di. Yznde ciddi bir ifade ile ve asla konumadan, para sryor, yahut kt yapyordu. nnde ok bir para yoktu. Bu oyunda kazanlan parann ortada tutulmas art olmad iin, Etem ald san liralar cebine koyuyor ve nnde birka mecidiye brakyordu. Hilmi Bey de hi ses karmadan, dudaklarnn kenarn-da donup kalan kibar bir glle kaybediyor ve Salhattin Bey'in n boalp zavall adam bitkin, sar bir halde iskemlenin

  • 57

    arkalna yaslannca: "Ben vereyim Beyefendi!" diyerek nne bir avu para koyuyordu. Hulusi Bey ve dierleri (Ceza Reisi'nden maada) bu ite bir sakatlk olduunu sezmi gibiydiler. Fakat ortada gzle grlen bir ey olmadan stne belay davet etmek doru deildi. imdilik olduklar yerde tutunabilmeyi kr sayyorlard. Hi birinde sarholuktan eser kalmamt. Hulusi Bey'in gzleri Salhattin Bey'e merhamet ve imknszlk iinde bakyor ve Hilmi Bey'in gzleriyle karlamamaya gayret ediyordu. Bir ey yapmaya imkn yoktu: Oyunu brakmak tekliflerini Salhat-tin Bey akn, fakat sert bir el iaretiyle reddetmi ve Hilmi Bey de: "Brakn canm, oynasn Beyefendi! Belki karr. Bak, biz de zarardayz, yarm m brakalm oyunu?" deyince, herhan-gibir ey yapmak bsbtn imknsz olmutu. Lambann sar altnda Kaymakam'n yz olduun-dan daha uzun grnyordu. Gm gibi beyaz salar demet demet akaklarna dklyor ve kirli bir renk alyordu. Sakallar birka saat iinde uzam, uzun parmakl ellerinin zerinde mor damarlar peyda olmutu. erisi ve kenarlar kanlanan gzleri etrafa bakyor, fakat hibir eyin farknda deilmi hissini veriyordu. Baklar birka kere, kendisine sitemli gzlerle bakan Hulusi Bey'e tesadf etti. Rengi kam dudaklarnn kenarnda akn ve manasz bir tebessm belirdi ve ban nne evirir evirmez derhal silindi. Oyun sabah ezanlar okunurken bitti: Salhattin Bey kendisine Hilmi Bey'in uzatt bir avu paray eliyle ve bitkin bir tavrla iterek: "Yeter!" dedi. Yerinden kalkt ve kalkarken iskemleyi devirdi, kapya doru birka adm gittikten sonra dnd: "Size borcum ne kadar?" Hilmi Bey masann stndeki ttn paketini ald, arka tarafndaki dank rakamlar toplad ve:

  • 58

    " yz yirmi lira!" dedi. Sonra hafif bir tebessmle ilave etti. "Ehemmiyeti mi var, Beyefendi, kumarbazn kumarbaza senede be kuruu bile gemezmi; bir gn yine toplanr telafi ederiz."

    13

    Salhattin Bey ertesi gn vazifeye ancak leden sonra gidebildi. Yz hl sar ve tralyd. Evde ahinde le iddetli bir kavga etmi ve zihni bsbtn karmt. Dairede avukat Hulusi Bey'i kendisini bekler buldu. Hazin hazin glerek: "Grnmez kaza ite buna derler iki gzm..." dedi. "Duracak zaman deil. in aresine bakmal!" "aresine baklacak taraf m var? Elimdeki zeytinlii satsam ve bir senelik maam krdrp buna ilave etsem yine yetmez; 320 altn bu... Bitti Hulusi Bey, her ey bitti. Dn ki hurdan tas tara toplayp gitmek bile mmkn deil, burada kalp sefil ve kepaze olmaya mahkmum. senede, be senede, elbet demeye alacaz!" eri eshab mesalihten birka kii girdii iin sz kestiler. Kaymakam birdenbire bunlarn arkasnda Hac Etem'in yzn grr gibi oldu ve ard. Etem, dierlerini iterek ne doru sokuldu ve Kaymakam'n nne bir kt srd. Salhattin Bey kda bir gz atnca sapsar oldu; eli titremeye balad. Yavaa sordu: "Neden icap etti bu?" "Hani beyim, aklnza bir ey gelmesin... Lzumu da yoktu ya, dettir de onun iin; siz bir imza buyurun!" Kaymakam nndeki kda titrek bir imza att ve Hac

  • 59

    Etem gzlerini Hulusi Bey'inkilerle karlatrmamaya alarak sratle kt. Kaymakam dierlerinin ktlarn da, bir kere gz bile gezdirmeden, imzaladktan sonra yavaa Hulusi Bey'e dnd: "Dn akamki para iin bir senet imzalattlar!" dedi. "Niin imzaladnz?" "Ne yapaym? Hem grmyor musun, ne biimsiz zamanda geldi. Muhakkak kerata bir saattir ierisinin dolmasn beklemi. Her ey bitti dedim ya sana!" "A iki gzm, senin bu Hilmi Bey'e bir ktln dokunmu deildir. Senden intikam almak istemesine filan imkn yok. Herhalde baka bir maksatlar olacak. Ya senden mhim bir karlar var, yahut da baka bir ey. Hilmi Bey senden bu yz bilmem ne kadar liray alamayacan pek iyi bilir. Kaymakam Bey'i kendisine borlu etmek zevki iin de bu kadar paraya kyamaz. Dur bakalm, bir mddet bekleyelim. Herhalde bir kokusu kacak. Sen yalnz akln bana topla ve hi itidalini kaybetme. Dnyada dzelmeyecek i mi olur?" Salhattin Bey bu gibi szlerin ona teselli vermekten uzak olduunu ima eden bir tavrla ban sallad. Akam eve dnd zaman ahinde, kendisini glerek karlad. Bir iki saat evvelki kavgadan sonra bu fevkalade iltifat onu hayrete drd. ahinde onu kolundan tutarak kulana fsldad: "Ayol s